biraz bilgi verelim..
| toplam giri | 275 |
| bugun | 0 |
| dün | 0 |
| bu ay | 93 |
| geçen ay | 181 |
| ho$ oy sayisi | 29 |
| bo$ oy sayisi | 23 |
| karma | 6 |
| kayıt tarihi | 2008/06/15 16:06 |
| son etkinlik | 26/8/2008 23:24 |
| |
geçen hafta göze batanlar
-
sanırım don dediğimiz olay.* ayrıca kırağı ile karıştırılmamalıdır. aralarında şöyle bir fark var* .kırağı da hava açık ve durgun olur* * *.
-
sanki yemeği elle yiyoruz düşüncesini getirir aklıma.ha pilavı elle yiyorsanız sağ ile yeseniz de pis yani.
not:bir de sol elle şeytan yermiş.çok gülmüştüm buna.tabi şeytan yemek yer.en çok kebap seviyor geçen konuştuk. *
-
+ben kızına talibim mehmet amca, ayşe'yi bana verir misin?
-yok biz ilk s.kene vereceğiz.
bu mantıkla başlıktaki mantık aynı şeydir.kızın ailesine yakıştırdığım söz ise;deve dikeni insan mikeni sever.tecavüzcü sapığa verilen en büyük ödüldür.
''kızımızı miktin al bir de evlen koçum.aferin sana.iyi iş çıkardın.''
ayrıca tecavüz edilen kişi erkekse olay kapanır kimseye duyurulmaz.burdan tecavüz edilen erkeğin babasına sesleniyorum.haydi emice evlendirsene oğlunu tecavüzcüsüyle.temizlesene namusunu!hollanda'ya git.beyninin üstüne oturduğundan işlevleri yavaşlamış sanırım.biraz pratik ol.mazallah kaçar gider kısmeti.bir daha kim alır oğlunu!
-
artık rektörlük binası da vardır.çarşıda minibüs duraklarının yanında alakasız bir yerdedir.
-
colaturca'nın yarattığı bir şeydir aslında biraz derin düşünürsek.herkes kendi ırkının kolasını yapsın getirmiyor mu insanın aklına?!
ayrıca;¨coca cola¨ gibi yabancı markaları tüketerek emperyalizme hizmet ettiğini anlamayan gençlere buradan selam ederim.
-
(bkz: din halkların afyonudur) gerekçem şu:ağabey dinin gereklerini yanlış anlayıp, beynini dinle uyuşturmuştur.
(bkz: din halkın acılarını dindirmek için verilmiş bir afyondur) gerekçem şu:kızın ailesi kızları öldükten sonra üzülmemiş dinin gereklerini yerine getirmiş olduklarını zannedip vicdanlarını rahatlatmışlardır.
türbandan önce cinayetin günah olduğuna baksaydılar şuan o kız özgürce yaşıyor olacaktı belki de...* *
-
--- alıntı ---
cüneyt akalin, 68'li yurttaşın bilinci ve belgeseller
türkiye'nin kalbi ankara
trt televizyonu faaliyete geçmişti. yavaş yavaş ekranla tanışıyorduk. yılını tam olarak anımsayamayacağım; 68-69 yılları olmalı. trt o zaman özerkti. ve şimdi düşünüyorum da, 'resmi toplum', 'tek seslilik' diye atıp tutanları düşünüyorum da, o yıllardaki trt'nin bugünkü en iddialı özel tv' den daha düzgün bir yayın politikası izlediği sonucuna ulaşıyorum.
işte o tv o yıllarda "türkiye'nin kalbi ankara" adlı belgeseli yayınladı. o sıralarda çoğumuzun evinde tv olmadığı için, ilk gösterildiğinde görememiştim.
ve ertesi gün büyük bir tartışma patlak verdi. sağcı, dinci, muhafazakar basın bir sovyet yönetmeninin filmi devlet tv' sinde nasıl gösterilir, kahrolsun komünistler" diye çığlıklar atmaya başladı. her kafadan bir ses çıkıyor toz dumana karışıyordu. ama o yıllarda, her zaman olduğu gibi, sağcıların sesi daha gür, daha gürültülü çıktığı için, "türkiye'nin kalbi ankara" gürültüde boğuldu. sanıyorum zamanın trt yöneticileri de baskılara göğüs
geremeyerek filmi gösterimden çektiler.
yıllar sonra, başka bir ortamda, sakin kafayla seyrettiğimde gözlerime inanamadım. dincilerin, sağcıların "moskof, komünist" diye saldırdığı sovyet yönetmen sergei yurtkeviç "türkiye'nin kalbi ankara" adını verdiği belgeselde komünizmi değil, cumhuriyet türkiye' sini övüyordu. hem de kendi ülkesinden de üstün tutacak ölçüde..
filmin yapılış öyküsünü da anlatmak istiyorum, gençlere nerelere geldiğimizi anımsatmak için.
cumhuriyet' in 10. yılının tüm türkiye' de ve özellikle ankara' da büyük törenlerde kutlandığını biliyoruz. bu törenlerden geriye, hala anlamını ve önemini koruyan "10. yıl marşı", cumhurbaşkanı gazi mustafa kemal atatürk' ün ankara hipodromu'nda, frakının yakasında altı oklu'lu rozet olduğu halde yaptığı konuşmada sarf ettiği "türk milleti zekidir, türk milleti çalışkandır" şeklindeki sözlerin kaydedildiği bir ses bandı kaldı. bir de "türkiye'nin kalbi ankara" belgeseli…
sergei yurtkeviç' in belgeseli başbakan inönü ile, sanırım şimdiki pembe köşk'ün bahçesinde, yapılan bir röportaj ile başlar. arka planda görülen sadece ve sadece bozkır, uzayıp giden kıraç topraklardır. inönü cumhuriyet' in projelerini çocuksu bir coşkuyla teker teker anlatır. güler yüzlü başbakan bir şantiye şefi havasındadır. yurtkeviç inönü' den sonra kamerayı ankara kentine çevirir, yapım halindeki başkente…bozkırın dört bir yanından ankara'ya ilerleyen izci kızlar, köylü kadınlar, gaziler, rap rap yürüyen askerler… hepsinin yüzü gülmektedir; hepsi başarmış olmanın gururu içindedir, hepsi gelecekten umutludur. keyifle meleyen ankara keçileri bile…
ve sonra kamera mustafa kemal' e döner. güleryüzlü, alçakgönüllü inönü'nün yerini başka bir varlık alır. mustafa kemal'in gözleri alev alevdir, karışsına çıkanı parçalamaya hazır aslanı andırır. kamera bir başka çağcılının "bozkurt" adını verdiği, giyimine çok özen gösterdiği her halinden belli olan, hatları ince, düşünceli, kalabalıklar içinde yalnız olduğu hemen anlaşılan adamın üzerinde gezinir.
yurtkeviç aynı filmde kamerasını bir de moskova'ya çevirir. ekim devrimi'nin başkenti moskova'nın okullarına, bale salonlarına çevirir. orada her şey durmuş oturmuştur. herkes işinde gücündedir. devrim yerini çoktan evrime ya da her neyse ona bırakmıştır. oysa ankara devriminin coşkusu yaşamaya devam eder…
tv'nin geniş kitlelere mal ettiği bu tartışma çağdaş bir gerçeği, hala etkilerini etimizle kemiğimizle hissettiğimiz bir gerçeği çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. çağdaş olayları ulusal sınırların içine hapsetmek olanak dışıdır. cumhuriyet' i, bu ülkenin gençlerinin, köylülerinin, aydınlarının yanı sıra, çok uzaklardan gelen bir sovyet yönetmeni yüceltirken, aynı ülkenin insanlarından bazıları da yermek için elinden geleni yapar…
"türkiye'nin kalbi ankara" cumhuriyet tarihimizin en önemli belgelerinden biri olmakla kalmamış, yapımından yıllar sonra "yayınlansın, yayınlanmasın" tartışmaları ile demokratikleşme mücadelesine de karınca kararınca katkıda bulunmuştur.
"çağdaş rus edebiyatı gogol'un 'palto'sundan çıktı". bizim kuşağın okullardan, kışlalardan çok sinema salonlarında, yürüyüşlerde, boykotlarda, grevlerde eğitildiğini belirtmiştim. 68' in bilinci biraz da sinemadan çıktı, ne kadarı "belgesellerden" çıktı? işte buna açık seçik bir yanıt vermek çok
zor. yine de şu söylenebilir kesinlikle.
türk belgesel sinema tarihi
1934’te matbubat umum müdürlüğü’nün iki rus yönetmenine çektirttiği türkiye’nin kalbi ankara ve kemal necati çakus ile rus kurgu filmci ester shup’un gerçekleştirdikleri türk inkılabında terakki hamleleri (1937) adlı belgeseller dönemin belli başlı yapıtları arasında yer aldı.
www.istanbul.edu.tr
mustafa kemal atatürk’ün de sinemaya önem vermesi ve desteklemesiyle belgeleme çalışmalarına ve kurmaca filmlere hız verildi. türk yönetmenlerden başka, özellikle sovyetler birliği’nden yönetmenler çağrılarak belgeseller yaptırıldı. bunlardan en önemlisi, 1970 yılında trt televizyonunda gösterilirken yasaklanan, 1933 yapımı, sergey yutkeviç’in “ankara türkiye’nin kalbi” adlı belgeseldir. cumhuriyet’in 10. yıl kutlamalarından da görüntüler bulunan filme yutkeviç’in yanı sıra oskaroviç arnştam, fikret adil ve reşat nuri güntekin de katkıda bulundu.
--- alıntı ---
www.kameraarkasi.org
t.c. cumhurbaşkanlığı sitesinde de bulunur bu belgesel.yasaklı belgesel...evet mustafa kemal atatürk'ün isteğiyle yapılıp daha sonra da yasaklanan belgesel.
aha burada;
www.tccb.gov.tr
-
bir ayna şarkısı.
fesleğen - ayna
rüzgarla gelen ilkbahar gibi gözlerin
bıktım geceden herzaman güzeldi düşlerim
niyetim sensin gel
fesleğen kokulu yarimsin
çarem sensin gel
alnıma yazılı tazemsin
sevmedim yalanı sevemem ben
aldatmam seni el gibi
anladım aşkı gözlerinden
oldum bende sen gibi
aşkıma saygı bekliyorum senden
bir acı türkü dinliyorum yelden
mevsimi geçtim geçmiyorum senden
bir acı türkü dinliyorum yelden
söz : erhan güleryüz
müzik : erhan güleryüz
-
o acı tat hoşuma gidiyor.* *
-
(bkz: kalem kılıçtan üstündür) şeklinde de tanımlanır.ama buna rağmen;
ne kalem kılıçtan
ne kılıç kalemden üstün olsun
öğrensinler birlikte yaşamayı
örneğin, kalem
aşk şiirleri yazsın
ve köreldikçe kılıç yontsun..
sunay akın..
-
bozuk olan senin zihniyetin demek istiyorum bu ölen damat hakkında.senin akıl sağlığın bozukmuş zaten kadın seni ne yapsın.* *
-
sitede yazılanlara tam bakmasam da yasak değil kural olsun diyorlar.farkeden bir şey olmaz bana göre.çünkü türk halkı yasak gördüm mü azar, kural gördüm mü çiğner.* *
-
--- alıntı ---
satılmamış yazarlar olarak doğruları yazmak için gençlik, yeniden masaya oturuyor!
üç kuruşa kalemini satan basına haddini bildirmek için gençlik, kalemini eline alıyor!
yazılmayanı yazıyor!
söylenmeyeni haykırıyor!
adam gibi yazarlar aranıyor!
www.gencliksusma.com adıyla yayına giriyoruz. tek amacımız gençliğin sesini duyurmak.
sitemizde her hafta değişik bir arkadaşımızın yazısını yayınlayacağız. beğenilen genç yazarlar, köşe yazarlığına getirilecek.
ilgi bulan yazılar, gazete ve dergilere dağıtılarak, genç yazarlar topluma kazandırılacak.
yazmak isteyen arkadaşların, gencliksusma@hotmail.com adresine e-mail ile yazılarını göndermeleri gerekmektedir.
gönderilen tüm yazılar yayınlanacaktır. ilk hafta hiçbir eleme yapılmayacaktır.
yazılar her türlü konuyu içerebilir.
gönderilen yazıların içinde konuyla ilgili 1 adet veya daha fazla resim konulabilir.
son tarih:20 ağustos 2008
bu sitenin hiçbir hakkı saklı değildir, ne gerekiyorsa yazılır!
--- alıntı ---
böyle bir site işte.yazıları 20 ağustos'a kadar yazmanız gerekiyordu.geçti bor'un pazarı demekten başka bir çare yok.bu facebook sayfası;
nl.facebook.com
bu da sitesi;
www.gencliksusma.com
not:yazıların yollandığı adres hotmail'di yani baya msn adresi.insanın içinde tuhaf hisler bıraksa da yazılmalıydı diyorum.yazan yazarlarımız var mı diye de merak ediyorum.
-
ilk gördüğümde ne la bu gülmüş galiba dediğim ve hatta olayı abartıp ince ince düşündüğüm kısaltmadır.bana smiley was here'ı hatırlatmaz, sıvıhhıh diye gülmeyi hatırlatır.* * *
-
''evde kalmış kızlara müjde.boyunuzu kilonuzu yaşınızı yazıp 3162'ye gönderin ailenizin yerine turşunuzu biz kuralım. ''
ben bugün bunu gördüm.ve gördüğüm anda koşarak uzaklaştım.*
1453 - iusozluk ¬
Bu site içerisinde yer alan bütün yazılar
tamamıyla doğru değildir, gerçeklikten çok ama çok uzaktır, hayal ürünüdür.
hukuki gereklilikler haricinde yazarlarımızın kişisel bilgileri üçüncü
şahıslarla hiçbir şekilde paylaşılmamaktadır. yazarlar otomatikman girilerinin
telif haklarını fatih sultan mehmet han a devretmiş sayılırlar bu yüzden pilot
olma durumunda girilerinizin silinmesini talep edemez, etsenizde sonuç
alamazsınız. "silmez isen ..." tarzında ifadelerde bize sökmez. İçeriğimizin bir
kısmı 18 yaş altındakilerin gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebileceğinden
sakıncalı olmakla beraber, kendimi olgun hissediyorum tarzındaki söylemlerden
hoşlanmayız, yalan yanlış bilgi verenler; sorumluluklarını kendileri almış
sayılırlar. Klinik deneylerce de sözlüğün bağımlılık yarattığı ortaya çıkarılmıştır. | sitemap
|