biraz bilgi verelim..
| toplam giri | 245 |
| bugun | 0 |
| dün | 0 |
| bu ay | 6 |
| geçen ay | 8 |
| ho$ oy sayisi | 143 |
| bo$ oy sayisi | 2 |
| karma | 141 |
| kayıt tarihi | 2007/02/20 4:54 |
| son etkinlik | 5/6/2008 03:34 |
| |
geçen hafta göze batanlar
-
ikinci oyunu "sayın muhbir vatandaşlar"ı istanbul üniversitesi beyazıt öğrenci kültür merkezi'nde 11 haziran çarşamba günü saat 15.00'da, 14 haziran cumartesi günü ise saat 19.30'da sahneleyecek olan tiyatro topluluğudur. gösterimleri ücretsizdir ve tüm sözlük yazarları davetlidir.
-
ilk müvekkilim moradonun hakkını gasp etmiş deyyus. * bir de bunun ekürisi var, bunlar beraber akıllara zarar. arada acıkıp yemeğe falan gidiyor, özgür iradesiyle eti cin yiyor. benden tavsiye, cin olmadan adam çarpmasın. hadi bakiim *
-
çok iyi kıvırdığı duyumlarını aldık * masaya falan da çıkıyormuş. biz söyleyenlerin yalancısıyız. iyi adam ama deve gibi. çocuk mezarı gibi ayakları var. emo bi de. abi yanındayız, korkma. bugünler de geçecek !*
-
çıkmaz sokağın sonundaki duvar bu kafanı tosladığın. hayatta öyle engeller vardır ki yıkılamaz. kan, kırıklar, yara bantları, geç kalmış acil yardımlar. ya geri döneceksin, ihanet edip geldiğin daracık sokaklara. ya kendinden vazgeçip zorlamaya devam edeceksin.
bazı anlar vardır, sondur adı. son ! ötesi yoktur. kabullenirsen yaşamaya devam edersin. reddedersen sıkışır kalırsın ihtimallerin olasılığında.
buldozer gibi yürek gerekir yıkmak için duvarları. bu kadar olduğun gibi, kalkansız, çıplak ve gözükara kalabilir misin bu sahte hayatta ? rolsüz, paketsiz ve süssüz.
bir başkası için kendinden vazgeçebilir misin ? bak kendi aynana.
sor bu soruları ve öyle bekle o duvarın karşısında ...
-
içinde yaşadığımız. bok demekten imtina etmiyorum çünkü gerçek "bok"tur. yalnızca bir boşaltım operasyonu olarak görmeyiniz. yaşananların dışkısıdır bir nevi, sonucu, çıktısı.
hayır acı çekmekten vazgeçmiyoruz, gerçeği değiştirmeye de cesaret edemiyoruz. ne bok yemeye bu boku yemeye devam ediyoruz çözemiyorum ben.
değiştir ya da sus !
-
ben bu yarayı saklama hadisesini hiç anlamadım, uzun vadede de anlayamayacağım büyük ihtimal. kendi gibi olabilmekse insanoğlunun esas derdi, üçkağıtsız olmaksa, kartları açık oynamaksa hatta oyunsuz kalabilmekse, ne diye saklarız yaralarımızı anlayan beri gelsin.
"alem ne der"ler olmaksızın ağlamaktan ve dahi gülmekten utanmayan, neşesini olduğu gibi yarasını da saklamayan sahici yürekler vardır elbet bir yerlerde. inanmak güzeldir.
" umudu tüketmek hayatı tüketmektir çünkü ... "
-
yürekten sevmek, gülmek, konuşmak ya da her türlü eylem için önce yürekli olmak lazım tabii. sonrası allah kerim.
-
öncelikle size olan sevgisinden dolayı sizi mobese kameralarıyla mütemadiyen izleyen bir rektörünüz var, kıymetini biliniz. "zararlı" gazete, kitap, dergi kapılardaki aramalarda çantalarınızdan özenle alınır ama size zarar verebilecek satırlar rahat geçer. satır dediysek yüreğimizin tam ortasına çöreklenen yazıların o müstesna satırları değil kastım efendim, bildiğiniz satır. hani kasaplarda falan da var. sonra edebiyat fakültesi öğrencisi giremez merkez binaya ama film çekimi için gelenler girer misal. parayı verin düdüğü çalın efendim, hiç öyle cık cıklamanın manası yok. öyle yemekhane özelleştirmesine hayır, paralı yaz okulu uygulaması kaldırılsın falan demek gafletine düşerseniz evinize bir zarf gelir haberiniz ola. üstünde de "soruşturma" vs kelimeleri falan yazılıdır.
velhasılı gariptir hayat burada. renklidir ve mantığı aratır. ama tavsiyem aramayın. zira ben uzun süredir arıyor ama bulamıyorum. yine de tüm bunlara rağmen "ot" olmaya direnen, aklı başında ve taraf olmaktan korkmayan, piyasa değil de toplum için bilim üretme şiarında akademisyenler ve öğrenciler de vardır. umutsuzluğun olduğu kadar umudun da kalesidir yani. işte bu da gülümsemek için güzel bir bahane. asma suratını, gül işte . *
-
bıraktığın gibi bulup bulamayacağını düşünedur sen, hayat geçmekte. belki de senden geçmekte. adımlıyoruz işte ömrümüzü ve durakladığımız, ilerleyip ardımıza baktığımız anlar hayatın hesap dökümü mahiyetinde.
giderken el bile sallayamazsın bazen. kolunu kaldıracak mecalin olmaz. kendi mezaliminin seyircisi olmanın borcudur bu. dinlersin kendini, dinlersin, dinlersin. ve harekete geçersin. dinlemek susmaktır çünkü.
artık konuşmak gerek. ses yükseltmek, cümlelerini özgür bırakmak gerek. nereye gidersen git ya da nereye dönersen dön, " bu şehir arkandan gelecektir..."
hoş gel ve hoş gör !
-
uykum yok. sözcüklerle kaçma-kovalamaca oynayacak mecalim hele hiç yok. yokluğun varlığında kapana kısılmışım. susmuş feri gözlerinin. ben yorulmuşum. ekmek kırıntıları gibi yastığımda harcadığım umut taneleri. kırıklamış hoyratlığın. süpürmeli hayatları kıyılı köşeli...
ben ki susturmuşum kelimelerin mecazını, çalmışım ellerinde hayallerin şarkısını. ezgiler kırık şimdi, ezgiler uykuda. sessizlik akıyor içimden, sessizlik seni benden alıyor. usulca izliyorum gidişini, ellerim aramakta ellerini.
gece ki senle kardeş acılarıma bil ki. geldiğinde susmuştu gece, dinlemiştim gözlerim kapalı bilmeceni.
elma dedim çıktın, bitti oyun zamanın sağanağında. sustu şiir... ezgiler ağlamakta.
ben ki sövüyorum şimdi geceye. aklımda yıldızsız karanlığı. sövüyorum; biraz sen, biraz ben, biraz da hayat diye ...
-
ağır. karşıdakinin çöken omuzlarını gördüğünde nasıl acıyorsa için, düşen omuzlarına da öyle baktıklarını düşünür ve saklanmak istersin. kaçmak. ama " bu şehir arkandan gelecektir " !
ağdalı cümleler sarmaz yarayı, aksine kendi gibi, basit, ilkokuldaki fişleri andıran cümleler istersin hayattan. " ayşe unut ! " " ali sus ! " " ışık ip atlamak bir boka yaramıyor, otur yerine ! "
en acı gerçeği ışık farkeder, ılık süt içmek huzurlu bir uyku getirmez artık. beyin kıvrımlarında senden izinsiz dolaşıp duran soru işaretlerinin bile kafası karışıktır. yürek unutmaz ve dahi hatırlatır. eskileri. ediz hun`unu kaybetmiş bir hülya koçyiğit edasıyla dolanıp durursun hayatın içinde. üstelik hayat bir yeşilçam filmi değildir ve mutlu son garantisi yoktur.
uzağında ve senden ayrı olsa zamanla anlayabileceğin o gerçek büyür gözbebeklerinizde. yanındadır ve uzaklaşmaktadır. oyun başlar. saklanmayan ebedir artık ve saklanacak pek bir şey de kalmamıştır. her şey ortadadır. bu yüzden görmek daha bir zorlaşır. zorlama artık...
ışık`a selamlar. o ip atlaya dursun... ılık süt içmeye gidiyorum. işe yaramayacağını bile bile...
-
ilk oyunu " ölüleri gömün"ü 6 haziran çarşamba günü saat 15.00 da beyazıtta öğrenci kültür merkezi`nde ( ökm ) sahneleyecek olan tiyatro topluluğudur. oyunu izlemek isteyenler için diğer tarihler 7 haziran perşembe saat 20.00 ve 8 haziran cuma saat 17.00 dir. tüm sözlük yazarları davetlimizdir.
-
şahsım tarafından " gözleri olup da görmeyenler, kulakları olup da işitmeyenler"e ithaf olunmuş bir cümle.
insan dediğin garip bir varlık. düşüncelerini bilimsellik kisvesi altında pazarlarken, bilimselliğin objektif kriterler içermesi gerektiğini anlamaktan aciz hale geliyor. ideolojik penceresinden süzüyor gerçeği, "sağ" gösterip "sol"u vuruyor mütemadiyen. hakkını teslim etmesi gereken insanların hakkı karşısında uçkur çözüyor. emek iğfalinin başka bir biçimidir bu da.
o dilimize pelesenk olan bilimsel bakış elbette tarafsız değildir. zira tarafsızlık, zımni bir taraf tutmanın nazik biçimidir. maksat hayat içinde bir yol haritası çizerken kendimize, "önyargısız" bakmak ve anlamak değil mi "öteki"ni de ... taraf olmadan önce, başkaları ne diyor diye kulak vermek değil mi. hangi büyüteçle görüyoruz hayatı, nasıl bir boy aynası karşısına geçip gerçeği eğip bükerek seyrettiğimiz ? aktarılan niye sadece " o " bilgi misal, niye sadece " o " yorum ...
ahkam kesiyoruz " çağdışı " fikirler karşısında. kaç kitabını okuduk o "çağdışı" fikriyatın temsilcilerinin misal ?
ya da " vatan haini " dediklerimizin insanlığı kucakladığının farkında mıyız ? ideolojik yelpazenin hangi tarafında durursa dursun, o vatan haininin şiirlerinde sağcısının, solcusunun beraber ağladığından haberdar mıyız ? hayatını değerlendirmeden önce her kaynağı okuduğumuzdan emin miyiz ? şayet yapı-kredi yayınlarına göre sabahattin ali eceliyle ölmüş de o bakımdan söylüyorum. kuşatıldığımız manipülasyon çemberi dışında bir fikir dünyası kurabildik mi kendimize ? alıntılarımızda "bazı" fikirleri aşağılama maksadı mı güdüyoruz hala ?
sorular yararlıdır, arada yoklamak iyidir kendini. ahkam kesmeden evvel. at gözlüğü çıkarmak da öyle kolay değildir. bilimsel kanıtla gel diyen için bir okuma listesi de önerebilirim. ama önce atasözü ve deyimler sözlüğüne bakalım: " gırtlak dediğin dokuz boğum, yutkun yutkun konuş "
saygılar ...
-
karanlık bir diyarın ışığa sevdalısıdır nazım usta. onurun, direnişin adıdır.
motorunu her daim maviliklere süren, kore`ye giden 23 sentlik mehmetçiğin acısını yüreğinde duyan, ülkeyi pazarlayan mükelleflere geçmişten seslenip "bu memleket bizim" diye haykırandır.
sevdalımız komünisttir. bursa kalesinde değil, yüreğimizin baş köşesinde "hapis"tir...
-
" fill in the blanks " şaşırtmacası hayatın.
şimdi kitaplarımızı açıyoruz ve okuyoruz : hayatın grameri, kıytırık dil kitaplarına benzemez. kolay doldurmaz boşlukları ! boşluk, boşluktur en nihayetinde ve dolmaz çekimli fiillerle.
kişi "zamir"leri : sadece ben, ben, ben ... insanın doyumsuz ego çığırtkanlığı !
bir aşk mektubunu taşıyamamanın verdiği yalnızlıkla buruşuk "zarf"lar : kanayarak, tutunarak, körleşerek ...
hayat geçişli ve acı geçirgenli "fiil"ler : sevmek, düşmek, görmek ...
hayatı "noktalama işaretleri" nihayetinde de : bitişlerin susturucu takılmış tabancasından çıkan zıpkın gibi bir noktalı virgül. kandırmaca ! bitmiş cümle, lakin bir başkasına bağlayana dek yalnız kalma diye oyalıyor seni. dikenli tellerin keskinliğinde siyah noktalar. cümleler sus-kun ...
..... .................. .............. .....
şimdi dolduralım boşluğu sırasıyla.
ben - kanayarak - sevdim - . ( nokta )
ben - tutunarak - düştüm - ! ( ünlem )
ben - körleşerek - gördüm - ; (noktalı virgül ) lakin sustu içimdeki renkler.
gökkuşağı şimdi bir başka boşluğu doldurmayı bekler ...
1453 - iusozluk ¬
Bu site içerisinde yer alan bütün yazılar
tamamıyla doğru değildir, gerçeklikten çok ama çok uzaktır, hayal ürünüdür.
hukuki gereklilikler haricinde yazarlarımızın kişisel bilgileri üçüncü
şahıslarla hiçbir şekilde paylaşılmamaktadır. yazarlar otomatikman girilerinin
telif haklarını fatih sultan mehmet han a devretmiş sayılırlar bu yüzden pilot
olma durumunda girilerinizin silinmesini talep edemez, etsenizde sonuç
alamazsınız. "silmez isen ..." tarzında ifadelerde bize sökmez. İçeriğimizin bir
kısmı 18 yaş altındakilerin gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebileceğinden
sakıncalı olmakla beraber, kendimi olgun hissediyorum tarzındaki söylemlerden
hoşlanmayız, yalan yanlış bilgi verenler; sorumluluklarını kendileri almış
sayılırlar. Klinik deneylerce de sözlüğün bağımlılık yarattığı ortaya çıkarılmıştır. | sitemap
|