Türkiye'nin Doğu Karadeniz kıyı şeridinde Rize ilinin Pazar ilçesinde bulunan Melyat deresinden itibaren ve Gürcistan'ın Türkiye' ile paylaştığı Sarp köyüne dek yaşayan Laz halkı tarafından konuşulan ve eski Kolh dilinin devamı olduğu sanılan bir dildir.
Laz halkının otokton olarak yaşadığı Hopa, Borçka (5 köyde), Arhavi, Ardeşen, Fındıklı (Viçe), Pazar ilçelerinin yanısıra 1877-78 Osmanlı -Rus savaşı (93 harbi) ertesinde göç edilen Marmara bölgesinde Akçakoca, Sapanca, Yalova, Karamürsel, Gölcük(bir köyde),[Kandıra](4büyük köyde) Düzce, izmit kentlerine bağlı bazı köylerde de konuşulmaktadır.Lazca, Gürcüce, Megrelce ve Svanca ile birlikte Güneybatı Kafkas dil grubunun bir üyesidir. Bazı dil bilimciler birbirine çok yakın olanMegrelce ve Lazca'yı Zan dili olarak tanımlamaktadırlar. Tüm Kafkas dilleri gibi Lazca bol miktarda sessiz harfe (consonant) sahip olup, diğer Güney Kafkas dillerinde bulunmayan /f/ ve /h/ gibi sessizleri ve Hopa ve Borçka (Çhala) dialektinde kullanılan uvular (küçük dil) sessizi (consonat) /q/ harfini de barındırdığından ait olduğu dil ailesinin, consonant sayısı bakımımdan en zengin dilidir. Niko Marr (1910) ve Chikobava (1936), Bucaklişi (2000, Mjora I 48), Lazca?nın, Hopa (Hopa?da konuşulur), Viçe-Arhavi (Fındıklı ve Arhavi?de konuşulur) ve Pazar (Pazar ve Ardeşen?de konuşulur) olmak üzere üç dialektten oluştuğunu ileri sürmüşlerdir. Lazca özellikle büyük kentlere göçen genç nüfusun hızlı asimilasyonu sonucu ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Lazca bir fiil dilidir. Fiillerin başına konan 50ye yakın fiil ön ek/ön takısı (prefix) vardır.Bazı fiil önekleri çok işlevli olmakla beraber bazılarının kullanım alanları oldukça azdır. Lazcada; eylemin kendisi,eylemi yapan kişi eylemin kim ya da kimler için yapıldığı,eylemin zamanı,başladığı yer (sağ,sol,üst,alt vs.) ve eylemin yönü tek bir fiil yapısı içinde ifade edilir. Fiil kökü hiç bir şekilde değişmez.Eylem, üstünde cereyan ettiği yerin şekline göre biçim almakta ve buna göre şekillenmektedir.
Yazılı geleneği olmamasına karşın, güçlü bir sözlü anlatım geleneğine sahip olan Lazca'nın ilk yazılı dökümanı, Rosen?in 1844 yılında yayınladığı ?Über die Sprache der Lazen? dır. Ardından Adjarian?ın ?Etude sur La Langue Laze (1899), N. Marr?ın gramer kitabı ?Grammatika C?anskago Jazyka? (1910 Petersburg), Chikoabava?nın gramer analizi ?C?anuris Grammat?ikuli Analizi (1936) gelmiştir. Bir Osmanlı aydını olan Faik Efendişi (||.Abdülhamit dönemi) Lazca'yı yazıya dökmeyi denemişse de çalışmaları engellenmiştir.iskenderi 3'itaşi adlı bolşevik Laz aydınsa Sohum'da ( Abhazya/Gürcistan)Mç'ita Murun3xi (Kızıl Yıldız) adlı bir dergi çıkarmış ve bu dergide Latin alfabesine dayalı bir sisteme dayanarak Lazca'yı yazıya dökmüştür. ilk Türkçe - Lazca sözlüğün yazarı ismail Avcı Bucaklişi Lazca konuşma dilinde 38 ve Dumezil?in transkripsiyonlarında 36 olarak gözüken harf sayısını 1984 yılında Fahri Lazoğlu?nun hazırladığı alfabe ile 35?e indirerek standartlaştırmıştır.
ismail Bucaklişi ve Uzunhasanoğlu?nun yayınladığı ilk Türkçe-Lazca sözlüğün (1999), ardından Metin Erten (2000) ve Faruk Benli?ye (2004) ait diğerleri yayınlandıktan sonra, Yılmaz Avcı (2002) ve Goichi - Bucaklişi?nin Lazca dilbilgisi kitapları bu alandaki eksikliği kısmen gidermiştir.*
yer yer farklılıklar gösteren dil.. şöyle ki ardeşen* ile fındıklı* arasında 15 veya 20 km mesafe varken bu iki yerde konuşulan lazca birbirinden farklıdır..
rumcaya benzemesinden dolayı rumcanın uzantısı sanılan dil.tamam lazca ile rumca arasında benzerlik gösteren birsürü kelime vardır ama bu lazların rum kökenli olmasından değil yıllarca aynı cografyalarda yasamalarından kaynaklanmaktadır bence.
kimilerinin ermenice , rusça , rumca , gürcüce vs. nin kolu olduğunu zannettiği dildir oysaki 8 yıl lazların bulunduğu pazar ardeşen fındıklı bölgesinde yaşamış rus gürcü ermeni nice insan görmüş ve konuşmalarını duymuş biri olarak diyebilirim ki lazca alayından farklı bir dildir... türkçe ile aradaki küçük benzelikleri ise çok basit şekilde açıklayabiliriz...
lazca eski bir dil olduğu için yeni bazı kelimelerin türkçe'deki kullanımlarına benzemesi doğaldır :
bu dilde ismail avcı bucaklişi bir sözlük çıkartmıştır ancak "an" kelimesini "momenti" olarak çevirmiş olması ne derece doğru bir sözlük olduğunu göstermiştir. her ne kadar bazı kavramların lazca karşılığı unutulmuş olsa da bu şekilde bir çevrim kesinlikle yanlıştır. momenti yerine türkçede olduğu gibi an kelimesi kullanılsa daha mantıklıdır. çünkü lazlarla ingiliz yada amerikalıların bir ilişkisi yoktur. şu anda lazların bütünleştiği toplum türklerdir.
sonuç olarak kime ve neye , ne için hizmet ettiği belli olmayan bu bu gibi kişilerin sözlerine , hareketlerine , kitap ve bilimum hede hödölerine itibar etmemek lazımdır derim ben... *
dil olarak sadece artvin dolaylarında konuşulmaktadır.herkesin lazca sandığı ağız aslında lazca değildir yani.aynı egelilerin gidiveecekk edivecek gibi konuşmaları gibi.*
babaannemin laf arasında yaş itibariyle türkçe konuşması gerektiğini unuttuğu zamanlarda dediklerini yapmadığımızda bize kızmasına neden olan dil.lazca şarkılar harikadır.