hafiften sıyırmış bir suikastçı ile psikopat küçük bir kızın öyküsünü anlatan luc besson şaheseri. film boyunca kastıktan sonra finalde çalan shape of my heart ile duygu seli yaşarsınız, bütün o yazıları credits bölümünü boş gözler ve dolu kulaklar ile izlersiniz. natalie portman ve elbette jean reno zor yakalanan bir atmosfer yapmış filmde.
ayrıca sözlük temasıdır ki silent hill bir bu iki nöbetleşe kullanmaya sevketmiştir beni. ikisini de yapanın ellerine sağlık diyor ve boğaza, istanbul gecelerine dönüyoruz.
tek kelimeyle efsanedir. luc besson bu filmle hem kendini sektörde değişmez bir yere oturtmuş hemde sinema dünyasına natalie portman ı kazandırmıştır. leon da özellikle otomatik portakala birçok gönderme vardır. örneğin jean renonun karakteri sürekli süt içmektedir. ayrıca uyuşturcu kullanan filmin kötü karakteri sürekli olarak klasik müzik (mozart) dinlemektedir. burdada bessonun usta kubricke selamını görüyoruz ve saygıla eğiliyorum.
aynı zamanda bir yazarımızın nickidir. buralarda, bir yerlerde güzel entryler girmektedir, ellerine sağlıktır. yalnız cümle sonlarında "nokta" kullansa çok daha iyi olacaktır, kolay gelsindir.
bir diğer luc besson filmi. ayrıca filmdeki uzun menzilli kanasvari boya tabancasından hep bi tane olsun istemişimdir.bir binanın çatısına çıkıp gıcık olduğum bir ünlünün elbisesini gıda boyasıyla rezil etme fantazimi de gizleyecek deilim.
luc besson'un klasikleşmiş filmidir. ismini jean reno'nun oynadığı karakterden alır.
kötü polis karakterinde ki gary oldman'ın oyunculuğu akıllara zarardır.
ayrıca o yaştaki natalie portman performansıyla göz doldurmuştur.
insanlara adeta hayatların kesişmesi ve ayrılması ile ilgili ders veren filmdir. birbirinden kötü hayatların kesişmesiyle beraber hayatın daha güzel olabileceği öğretilir izleyen kişiye. beraber yaşanan olayların ayrılma üzerindeki negatif etkisi mathilda'nın ağzından dökülür teker teker. çiçeğin toprağa ekilmesi ile beraber mathilda leon'a uygun yeri bulur ve fondan gelen müzik sizi vurur. aniden kafanız arkaya atar, arkanızda ne varsa vurursunuz. ya yalnızsınızdır kendinizi duvar soğukluğuna teslim edersiniz, ya da yanında sevdiğiniz o kişi vardır beraber ağlarsınız. işte böyle etkiler bir film bir insanı.
1994 yapımı olmasına rağmen çok sonra izlediğim ve kendi kendime kızmamı sağlayan film.jean reno ve gary oldman ne kadar iyi birer oyuncu olduklarını,natalie portman ise ne kadar gelecek vaadettiğini göstermiştir.müzikleri mükemmellik derecesindedir.sonunda ise sting "he deals a cards as a medatation" dediği anda nerden olduğunu fark etmediğiniz bir kurşunla vurulursunuz.gözden yaş akamaz,yutkunamazsınız ve bir süre konuşamazsınız.izlenmemişse izlenmelidir,izlenmişse tekrar izlenmelidir.
yüz kere izlesem yüzünde de ağlayacağım film.mathilda rolünda natalie portman harikalar yaratmıştır.2005 te ikinici bir film haberi ve senaryosu nete düşmüş ama gerçekleşmemiştir.natalie portman a alternatif olarak angelina jolie gösterilmesindendir heral.
otomatik portakal ile bazı benzerlikler taşıyan filmdir. otomatik portakal'ın kahramanı beethoven ve süt hastasıyken , bu filmde birbirine düşman olan leon süt hastası ve yüksek rütbeli polis memuru ise beethoven hastasıdır. başka benzerlikler de vardı , ama unuttum şimdi.
en son cocukken izledigim akabinde surekli sakindigim, kactigim film umarim yollarimiz bi daha kesismez. hatta keske cocukken de rtuk isaretleri olsaydi da izlememe izin vermeselerdi dedigim film.
leon kelimesini duyunca irkilirim, shape of my heart caldiginda icimde bi seyler dugumlenir sanki evde camasir kokusu varmis annem utu yapiyor ben de yarin okula gidecegimdir, herhangi bi cd ci de afisini gordugumde oyle veya boyle filmdeki kizi hatirladigimda hala üzülürüm, sonunu dahi hatirlamasam da aci koyar, durgunlasirim.