mektup 
bu başlık toplam 573 kez okunmuş.
 
olmaz olsun
  1. şehir içi ve şehirler arası mesafelerle haberleşmek amacıyla gönderilen yazı. günümüzde mail ve telefon kullanımı yaygınlaştığından eski önemi ve kullanımı pek kalmamıştır.

    sevgiliye veya sevilene yazılanı da vardır ki en güzeli de o çeşittir. (°bkz: asker mektubu)
    (üçüncü tekil şahıs, 13.11.2006 20:31)
  2. sevgiliyle ilişkiyi canlandırmak adına arada bir yazılması gerekir.
    (macupe, 14.11.2006 10:21 ~ 17.07.2007 13:11)
  3. dokumantasyonlarının çok buyuk edebi degeri olan, insanların duygularını en kalabalık en yogun şekilde ifade edebildikleri anlatım aracı..
    (extraordinary, 18.12.2006 20:30)
  4. yazılmış kagıt.
    (yaskor, 18.12.2006 20:36)
  5. bir küçük iskender şiiri
    (hades, 18.12.2006 20:58 ~ 23.08.2007 16:17)
  6. name
    (isabel, 18.12.2006 21:07)
  7. romantizm simgesi olarak algılanan haberleşme yöntem aracı.
    (myst3ry, 18.12.2006 21:29)
  8. e-posta nin gundeme gelmesiyle eski ragbetini yitirmistir..
    (sendensonraben, 24.12.2006 19:19)
  9. hala inatla kullandigim iletisim sekli.saklarim,severim,alinca heyecanlanirim,olmali yani boyle seyler.mektup yaziniz...
    (findikhanim, 11.01.2007 21:22)
  10. teoman ın bir şarkısı. sözleri de şöyle:

    telefonda konuşamam bilirsin
    mektuplarıysa ertelerim hep
    belki de yazım çirkin diye

    Çok düşündüm çok kurdum
    karar verdim hep vazgeçtim
    ama sana yazabildim nihayet

    aslında söz vermiştim
    duygularımı kilitlemiştim
    ta ki sen açana dek

    korkma sevgililenmiycem
    ama bilirsin beni işte
    bitiririm her şeyi bir dikişte

    napıyım aşk bu savaş bu
    binlerce yıldır sürüp giden
    aşk bu savaş bu
    kadınla erkek arasında

    artık saymıyorum yılları
    bana değip geçen hayatları
    zaten pek de sevmem insanları

    ama kimi dostlar var sevdiğim
    sokak köpekleri beslediğim
    bazı güzel anılar biriktirdiğim

    tutku garip bir şey ve çok vahşi
    ve çok hırslıydım zaten ben de
    o yüzden de yağmaladım seni

    napıyım aşk bu savaş bu
    binlerce yıldır sürüp giden
    aşk bu savaş bu
    kadınla erkek arasında

    kolay değildir bilirim
    bir aşkı bir kalbe koymak
    hele bir başkasını severken sen

    teşekkürler
    teşekkürler
    bir zamanlar beni çok sevdiğin için

    teşekkürler
    teşekkürler
    beni çok sevdiğin için

    aşk bu savaş bu
    binlerce yıldır sürüp giden
    aşk bu savaş bu
    kadınla erkek arasında

    bu mektup da olmadı
    kelimeler toparlanmadı
    işte şimdi çöpe gidiyor
    mektubuma son verirken
    seni her zaman çok seven ben
    (jahn, 14.01.2007 23:40)
  11. bugün Çarşamba, kasımın biri.
    bu gün beş bin yıllık Çin bastı dört yaşına.
    pekinde geçilmiyor türkü sesinden.
    yollara döküldü millet
    yediden yetmişine,
    hepsin de mavi işbaşı elbiseli.
    pekinde fağfur kulelerde güneş
    kırmızı sütunlarında ak güvercinler.
    li-Çan-Çen'le konuştum, ahmet,
    hunan köylülerinden.
    uzun aksakallı tel tel,
    alnı Çin yazısı gibi kırışık.
    dedi ki bana:
    toprağım yoktu,
    var.
    öküzüm yoktu,
    var.
    insandan sayılmazdım,
    insanım artık.
    daha da güzel günler göreceğiz, diyorlar,
    yalan değil.
    göreceğiz.
    işte ben
    li-Çan-Çen
    yoklar geri dönmesin
    varlar yok olmasın
    daha da güzel günler görelim diye
    oğlumun birini okula yolladım
    öbürünü kore'ye...
    li-Çan-Çenin oğlu bu yüzden orda,
    ya sen?
    pekin günlük güneşlik,
    korede yağmur mu yağıyor ahmet?
    yüzükoyun sürünüyor musun çamurda
    peşince namlunun?
    elâ gözlerin dumanlı,
    kabarmış damarları alnının
    kimi öldürmeğe gidiyorsun?
    yedi deniz ardında kaldı anadol
    hane halkıyla beraber.
    onlar bu yıl vermedi vergiyi.
    öldü sarı öküz,
    dayı oğluna göründü gurbet
    kimi öldürmeğe gidiyorsun ahmet?
    yedi deniz ardında kaldı anadol
    köy halkıyla beraber.
    onlar bu yıl toprak istedi ali bey çiftliğinden.
    dövüşüldü candarmalarla.
    dursun vuruldu,
    yaralandı koca anan,
    hapise düştü millet.
    kimi öldürmeğe gidiyorsun ahmet?
    ?u ellerine bak,
    sapanın sapından koparılan ellerine.
    akşamları sofrada, çıra ışığında
    bazlamayı bölen onlardı.
    sarı öküzün ve ayşe kızın yüzünü
    onlar aynı şefkatle okşardı,
    ve ağanın karşısında çaresizlikten, öfkeden,
    enseni kaşırlardı.
    köy kıyısından geçen yolculara
    kaç kere yol gösterip su verdiler
    ve en kederli.
    en yorgun
    en tembel günlerinde senin
    senden ayrı yaşayıp düşünmekte devam ederdiler.
    onlar,
    ellerin
    şimdi kan içinde bileklerine kadar,
    kimi öldürmeğe gidiyorsun ahmet?
    başka bir orduyu da gördü bu memleket.
    büyük kuzeydendiler.
    japon zulmünü yendiler.
    diktiler yemiş fideleri gibi bu toprağa
    bahtiyarlığın imkanlarını,
    hem de karşılığında hiçbir şey beklemeden.
    sonra dönerken evlerine
    şu sözlerle uğurlandılar:
    "- bağışlayın bizi kardeşler
    dilediğimiz kadar
    kılamıyorsak âşikâr
    minnetimizi sözlerimizde.
    yaşayacak hâtıranız, kardeşler,
    fabrikalarımızın tüten bacalarında,
    sırmalı dağlarında ekinimizin
    ve içi gülen gözlerimizde.
    hani bahar sabahları vardır, ahmet,
    çıkarsın evden
    karşında bir müjde gibidir dünya.
    işte böyle bir dünyaydı artık kuzey koreli için
    her sabah
    her akşam
    her gece memleket.
    söz hürriyetindi.
    toprağı bölüşmüştüler.
    demiryolları
    altın,
    gümüş,
    kömür,
    ovada yağmur,
    dağda rüzgâr,
    deniz
    bulut,
    güneş,
    çocuk bahçeleri, hastaneler, okullar
    ve fabrikalar milletindi.
    bahtiyardılar.
    kimi öldürmeğe gidiyorsun ahmet?
    bu toprakta gerçekleşen kendi hasretini mi?
    korede yağmur mu yağıyor?
    evini yaktığınız çocuk
    anasının ölüsüne kapanarak
    haykırıyor mu altında yağmurun?
    yoksa onu görmüyor musun bile?
    yoksa artık kanıksadın mı?
    yoksa, amerikan askeri sin-?ana girdiğinde
    sen de beraber miydin?
    gördün mü insanların çırılçıplak soyulup
    benzinle yakıldığını?
    sen de japon palasıyla kelle kestin mi?
    belki de samvandaydın?
    ağaçlara saçlarından asılan insanlara
    nişan aldın mı sen de?
    gebe kadınların ırzına geçip
    sonra dövdün mü öldürene kadar?
    biliyorum,
    san-sen ri'de gözlerini oydukları çocuğun
    fotoğrafını çektiler
    hâtıra diye.
    bu hâtıranın sende de bir kopyası var mı?
    biliyorum.
    vu-mal-?oyu alnından mıhladılar duvara,
    bir kâatla beraber.
    işçiydi, on bir çocuk babasıydı.
    ve geniş alnıyla birlikte mıhlanan kaat
    emek kahramanlığı diplomasıydı.
    bilmiyen var mı?
    yaktınız ekinleri,
    şehirleri uçurdunuz.
    ve onların en ucuz ölüm aleti sendin, ahmet,
    vebalı farelerinden de ucuz.
    kore'de yağmur mu yağıyor?
    dinecek.
    ya defolup gideceksiniz,
    ya denize dökecekler sizi.
    ne halt edeyim? deme ahmet,
    teslim ol.
    hâneni,
    köyünü,
    memleketini seviyorsan şu kadarcık,
    teslim ol.
    hâneni,
    köyünü
    memleketini,
    seni, celebe satanlara
    söylenecek bir çift sözün varsa ahmet,
    teslim ol.
    yitirmedinse insanlığını
    çoluk çocuk naşıyla dolu bir çukurda,
    teslim ol.
    biz türkler yiğitizdir.
    yiğitliğin zerresi kaldıysa sende,
    teslim ol.
    teslim ol ananın başı için,
    teslim ol türk halkı adına,
    ahmet, kardeşim,
    kardeşlerine teslim ol.


    (°bkz: nazım hikmet)
    (vişnesuyu, 06.09.2008 01:31 ~ 18:10)
del.icio.us a ekletechnorati ye ekleyinFurl a ekleSpurl e kaydet!Wong e kaydet!Yahoo ya kaydet!Google a kaydet!Facebook a kaydet!Asansör?