mercan dede (nam-ı diğer dj arkın allen), her yönden saygı duydugum, doğuya özgü sufi müziğinin ilahi geleneğini çağdaş müzikle harmanlayamayı becerebilmiş , müzigiyle, düşünce tarzıyla, karakteriyle, yetenegiyle, efendiligiyle, mütevaziliyle dünyaya tek tük inenlerden.. son senelerdede concordia Üniversitesi nin studio arts ta eğitmenlik yapıyor.. şu yazısıyla aşık olmuştum zamanında kendisine :
"dogdugumuz andan itibaren, cogu zaman taklit gorenekler, kuru inanclar, sevgisiz ideolojiler, bos menfaatler yada kohne gelenekler tarafindan haciz edilmis hayatlarimizin ozunde, tek bir seyahatin yolcusu olmak gibi kacinilmaz bir ortakligi paylasiriz tum insanlarla. basi ve sonu olan herseyin bitmesinin, gecip gitmesinin kacinilmaz oldugu bir dunyada, nufus kagitlarimizdaki bilgilere ya da cuzdanimizin kalinligina bakilmaksizin yeri, ismi ve zamani bilinmeyen bir istasyonda hayat treninden indirelecegimiz gercekligi hic bir ayrim yapmaksizin hepmizin karsisina cikar.
kimimiz seyahatinin mektuplarini yazar, digeri nakseder, kimi seyahatlar ise sabirla baslayip sirla muhurlenir, kelimelerin kifayetsiz, namelerin caresiz kaldigi seyahatler vardir. ney inki boylesi bir seyahattir, namesi herhangi bir seyahate degil "seyahat" in kendisine ait bir feryattir, hayatin ozunun, henuz isimlerle, sifatlarla, mal-mulk-varlik-yokluk endisesi ile tozlanip kirlenmemis, yeni dogmus bebegin heyecanla carpan yuregi gibi kayitsiz, hesapsiz carpisinin ifadesidir. belki de tum seyahatler en basta sahip olup elimizden kus gibi ucan bu safligi, ictenligi bulmaya dair bir arayistan ibarettir.
besyuz milyar yildan daha yasli bir dunyada, tarihi otuzbes bin yila ancak uzanan insanin, yetmis yillik hayati yunus un bir goz acip yummasindan dahi kisa bir surece tekabul eder. sadece kendimizin sahip oldugu bu "seyahat an ini" kosturmacalar, telaseler, endiseler, anlamsiz mucadeleler icinde yitiririz cogu zaman. binalar, caddeler, betonlar arasinda para pul pesinde acimasizca suruklenen maddi dunya ile, enerjisini tenbih ve tehditden alan, hukumlerini ve menfaatlerini ates korkusu ile korukleyen "dinler ve ideolojilerin" arasindaki, gonlumuzdeki titrek mumu sondurmeden yasama cabamizda, ask dan baska hicbir soz soylemeyen mevlana nin, yunus un yani gercek asik larin sohbeti; comertligi ve berrakligi ile kimseyi ayirmadan, secmeden, elemeden, herkesin uzerine aydinligini salan gunesin kara bulutlarin arasindan cikivermesi kabilinden hayatimizi ask ve sevgiyle aydinlatir.
asik larin dili birdir; ask dilini konusurlar, anlamak icin ne tercuman, ne sozluk gerekir, aska talip olma istegi, talebin kabul edildiginin mesajidir. asik in mekani gonul evidir; camiler, kiliseler, tapinaklar, butun muhtesemlikleri ve susleri ile dunyanin tum dini mabedleri, ac kalmisa karsiliksiz uzatilan ekmegi veren gonlun ferahligi ile tozdan yapilmis resimler gibi ucusur giderler. tozlarin, masallarin, mitolojilerin alimli yollarindan ziyade, gonul evimizde bizi hasretle bekleyen sevgilimize kavusma yolundaki seyahatimizin nameleridir buradaki sesler. samimi olmak disinda hicbir iddiasi olmayan calismalardir. hasbel kader icerisinde begenilen bir sey bulunursa, bu suphesiz gonlunu, sanatini, samimiyetini bu albume koyan cok degerli muzisyen dostlara, hatalar ve kusurlar ise tamamen bana aittir. uflemeye calistigimiz neyden onbes yildir cikarttigimiz tum sesler, muzikler, besteler, degerli hocamiz kutb-ul ney niyazi sayin in tek bir rast notasindan daha acizdir, gucsuzdur. tum bu soylediklerimizi, caresizligin ve sogugun bagrinda yalinayak sokak ortasinda elindeki tiner sisesi ile uyuyakalan cocugun tek bir gulumsemesine hic dusunmeden degisiriz.
name lerimin, seyahati sirasinda sayiklayan bir meczubun samimi icten, kusurlarla dolu sedalari olarak, hicbir sekilde ciddiye alinmayarak dinlenmesi umudu ve duasi ile..."
(seyahatname albümünden)
neyzen kudsi ergüner'in görse merakla bir soru soracağı kişi : sen "dede"lik mertebesine nasıl ulaştın? hangi tekkedensin? hangi çilehanede bir ömür kendini aradın? arkın allen "kafa"sına çok saygı duyduğum bir müzik adamı (neyzen değil) olmasına rağmen neyzen emin dede'ye mezarında parandeler attırmaktadır. ha türk gencine "ney"i sevdirdi deniyor büyük merak içindeyim acaba o türk genci bir tek neyzeni merak edip dinlemiş midir mercan dede dinledikten sonra? bence yine üşenmiştir. zaten dosya paylaşım programlarında da pek sonuç açılmıyor aman kim uğraşacak.