mesut parlak 
bu başlık toplam 2034 kez okunmuş.
  / 2
olmaz olsun
  1. istanbul üniversitesi rektörü. faşizan uygulamalarıyla mide bulandıran insan. rektörlüğe geldiği zaman sözü "bu okulda siyaseti ben bitireceğim olmuştur." (°bkz: özelleştirme)(°bkz: ökm nin kapatılması)(°bkz: öküz ögb)(°bkz: polisin okulda dolaşması)(°bkz: fakülteler arası geçis yasağı)*
    (senarist, 08.01.2007 20:01)
  2. gideni aratan gelen.
    (christopher snow, 08.01.2007 20:03 ~ 26.02.2008 16:43)
  3. avcılar kampüsüne üç araba dolusu korumasıyla gelerek filosuyla havasını basma tribindeki kişi.
    (fucknroll, 11.01.2007 16:54)
  4. geçtiğimiz günlerde tüpçü başkanla yemek yiyen rektörümüz.
    (tugbastd, 22.01.2007 20:25)
  5. i.Ü ye polis sokabilen rektör.
    (morfin, 25.01.2007 20:17)
  6. okulumda siyaset istemiyorum diyerek siyaset yapan i.ü. rektörüdür.
    (tonja, 25.01.2007 21:03)
  7. kendisini okula gelmeden önce tanımadığım ama kazandıktan sonra ne güzel hemsehrimmiş lay lay lom diyip de sonradan gerçek yüzünü okulda gördüğüm istanbul üniversitesi rektörü.
    (epitomi, 27.01.2007 00:49)
  8. nerede parlak fikirlerin? diye sorulası rektör.
    (nickimi goren var mi, 27.01.2007 01:01)
  9. memnun oldugum bir rektör tek kusuru her turk yonetici gibi vizyon sahibi değill yani isini sadece yapmasi gerektigi icin yapiyor hayalleri,tutkulari yok universite ile ilgili gibi geliyor bana.kardesim birisi de proje adami olsun ben bunu yapmak icin geldim ve sunlari da yapicam desin ama yok bu bizim toplumca sikintimiz.
    (pislik herif, 27.01.2007 01:10)
  10. ergun babahan ın, "unutma, herkes rektör olabilir, zor olan insan olmaktır." sözlerini uğruna sarfettiği insan kişisi.
    (claviculaa, 31.01.2007 21:15)
  11. göreve gelmesiyle kalolifer yüzü gördüğümüz rektördür. donma noktasındaki beyazıt merkez binada artık uykumuzun da gelmesi üzerine donmaktan korkup sınavı yarıda bıraktığımız günlerden sonra minnetle andığım rektördür. göreve gelmesiyle okuldaki afişlerin ve olayların sayısı azalmıştır, arka kapı ve yan kapılar tekrar açılmış ve bizi metrelerce yol yürümekten kurtarmıştır.
    bilgi Üniversitesinin ermeni soykırımı konferansına bu ülke de tek üniversite bilimle karşılık verebilmiştir, o da istanbul Üniversitesi`dir ve bu konferans rektörümüzün çabalarıyla gerçekleşmiştir.
    "orhan pamuk ve yaşar kemal bu üniversiteye giremez" sözleri basında tepkiyle karşılansa da, bu sözünü sonuna dek destekleyeceğim insandır.
    (pia, 08.03.2007 21:53 ~ 06.02.2008 19:35)
  12. aşağıdaki sözlerin sahibi olan rektör:

    "her tarafa zoom yapan kameralar koyduk, artık öğrencilerin nefes alış verişini bile kaydediyoruz."

    "bu kameralar kendi yavrularımız için."

    "Öğrenci eylemleri konusunda önceleri çok tecrübesizdik."

    "orhan pamuk, yaşar kemal bizim okulda hoca olamaz."

    "benim de annem başörtülüydü, başörtüsünü yaşlı kadınlar takar. ne işi var genç kızın başörtüsüyle?"
    (hzcihan, 25.03.2007 09:17)
  13. ajdar kadar bile yorum haketmeyen rektör.
    (hayefin gobeli, 25.03.2007 18:14)
  14. 12 yıldır kültür kulübü nün düzenlediği bahar festivalini bu sene rektörlüğün düzenleyeceğini bildiren kağıtta imzası olan insandır.

    bu kararla okula gelen öğrencinin sadece derse girip eve dönmelerini istediklerini düşündürtmüştür.öğrenciler bir faaliyette bulunmasın, bi organizasyon, bi sanat faaliyetinde bulunmasın istenilmiş sanırım.

    üniversite sadece ders öğrenilen bir yer olmamalıdır.gençlerin kendini geliştirip tam donanımlı bir birey olması hedeflenmelidir.

    bu tanımla ilgili olarak üniversitelerimizin dünya sıralamasındaki yerlerine de bakmakta fayda vardır.ben daha birşey demiyorum ulan.

    edit: karardan bir nebze de olsa cayılmıştır.
    (vitamina, 15.04.2007 21:29)
  15. klüpler adı altında siyaset yapan, toplantı ayağına miting yapan gereksiz istanbul universitesi öğrencilerinin rektörüdür. çok başarılı işler çıkarmıştır ve rahat rahat okulu parti seçim bürosu haline getirenler tarafından çekilememektedir. babacan adamdır.
    (melankolik romantik, 16.05.2007 02:48)
  16. yeni anayasa taslağını içine sindiremediğini açıklayan iü rektörü.

    ''rektör profesör doktor mesut parlak, ?yeni bir anayasa olabilir. ancak bu geçmişe tepki olarak değil, laik demokratik ilkeleri ve cumhuriyetin kazanımlarını törpülemeden oluşturulmalı? dedi. ''
    (kaçınkurbaası, 13.09.2007 14:34)
  17. *

    istanbul Üniversitesi rektörü prof. dr. mesut parlak'ın konuşma metni

    değerli öğretim üyeleri
    basınımızın değerli mensupları,

    hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

    bugün burada son zamanlarda iyice tırmandırılan, ama gerçekte yıllardır türkiye?nin gündeminden düşürülmemiş olan türban konusundaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

    Önce bir noktayı ısrarla vurgulamak durumundayım: sözlerim hiçbir siyasi partiyi veya görüşü eleştirmek, bir siyasi partiyi ve görüşü desteklemek amacı kesinlikle taşımamaktadır. tek amacım, yakın siyasi geçmişi yaşamış, bu konularda birtakım deneyimleri olan; fakat daha da önemlisi, bir öğretim üyesi olarak edinmiş olduğum bilgi birikimine dayanarak bazı analiz ve tespitlerde bulunmaktır. sözlerim zaman zaman tavsiye zaman zaman da eleştiri şeklinde olacaktır. tek dayanağım, bir öğretim üyesi olmak, bu görevin bilinci ve sorumlulukları çerçevesinde bir takım uyarılarda bulunmaktır. unutulmasın ki her ülkede ve her zaman akademisyenler daima geleceğe gözlerini dikerler. analizleri hoşa gitmese de, görüşlerini bütün açıklığıyla ifade ederler. bu sebeple üniversiteler her ülkenin en önemli dayanakları ve güvenceleri; gerçekleri söyleyen, uyaran ve aydınlatan kurumları olmuştur. türkiye?nin ve dünyanın saygın üniversitelerinden birisi olarak da buna fazlasıyla hakkımız olduğunu düşünüyorum.

    eğer çok kısaca ifade etmek gerekirse, türkiye?nin gündeminin görünüşteki konusu, türbanlı kızlarımızın üniversiteye devamlarında karşılaştıkları sorunlardır. bu sorun, özgürlüklerin kısıtlanması olarak yorumlanmaktadır. dinimizin bir gereğinin bu yolla engellendiği ve okuma olanaklarının öğrencilerimizin elinden alındığı çeşitli platformlarda dile getirilmektedir. bu dile getiriş, bazen tehditkar, bazen yumuşak bir üslupla ama genellikle bir polemik konusu olacak şekilde işlenmektedir.

    türban?ın Üniversitelerde yasaklanmasını isteyenler ise, gelecekte ortaya çıkabilecek sorunların ve tehlikelerin ilk adımının türban yasağının kaldırılmasıyla başlayacağı düşüncesinden hareket etmektedirler.

    yani bir yanda geleceğe ilişkin endişeler, kaygılar ve tehdit algılamaları taşıyan bir grup, öte yandan haksızlığa uğradıklarını, okuma özgürlüklerinin ellerinden alındığını ve zulme uğradığını söyleyen diğer bir grup bulunmaktadır.

    şu anda gelinen nokta, olabilecek en tehlikeli yerdir. Çünkü toplumsal barış bir anda yerle bir olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

    Ülkenin kalkınması için el ele vermesi gereken güçler arasında büyük bir güven bunalımı doğmuş durumdadır. Ülkenin huzuru hızla elden gitme eğilimine girmiştir. konuya doğrudan taraf olmayan halk kitleleri bile tartışmanın içine çekilmekte, kurumlara ve kişilere karşı kışkırtılmaktadır.

    bu noktada ister istemez şu soru gündeme gelmektedir: türban, üniversitelerde yasak olmaktan çıkarılırsa acaba toplumsal barış sağlanacak mıdır? sorunlar çözülecek midir? bunca kışkırtma, bunca tahrik sonunda oluşan gerginlik ortadan kalkacak mıdır?

    ne kadar aksini düşünmek istesem de cevabım hayır olacaktır.

    Çünkü gelinen nokta, her türlü uzlaşma zeminini ortadan kaldırmış durumdadır. güvensizlik hat safhadadır ve ne yazık ki bir anda ortadan kaldırılamayacak kadar da derindir. halbuki, görevde olduğumuz üç yıl içinde türbanla ilgili hiçbir sorun yaşanmamıştır. yasakların kalkması, mevcut duruma göre bir karmaşa ortamının doğması olanağını da içinde taşımaktadır.

    türban yasağının kaldırılması için yapılacak girişimler sonunda, taraflar arasında acımasız bir gerilim başlayacak, köprüler atılacak ve korkarım işler çığırından çıkacaktır. bir yanda yıllarca zulme uğradığına inandırılmış bir grup, öte yandan kaygılar, endişeler ve mutsuzluklar içinde kalacak ve artık daha sert bir mücadelenin başlamasının gerekli olduğunu düşünecek başka bir grup olacaktır.

    bu durumda akla şöyle bir soru gelmektedir: türban acaba gerçekte neyi örtmektedir?

    Ülkemizin bu kadar sorunu varken, toplumu geren, kişi ve kurumları birbirine düşman eden bu yapay sorun acaba gerçekte neleri gizlemektedir? bu sorunun tüm cevaplarını burada tartışmayacağım. ama bildiğim bir husus var: bu kadar gerginlik, ülkenin sonu belirsiz maceralara sürüklenmesine sebep olabilecektir. birbirine güvenmeyen kişi ve kurumların olduğu bir toplumun böyle bir sorunla başa çıkması hiç de kolay olmayacaktır.

    türban sorunu, bence, ülkemizin bölünmez bütünlüğü gibi ilkelerin görmezlikten gelinmesine sebep olmaktadır. hiç kimse şu anda ulusumuzun içinde bulunduğu güneydoğu sorununu, ermeni sorununu, ekonomik sorunları yok farz edemez. ayrıca üniversitelerimizin onca hayati sorunu karşımızda durmaktadır. daha iyi bir eğitim için maddi koşulların, laboratuarların, burs olanaklarının sağlanması bunlardan sadece birkaçıdır.

    şu anda gelinen noktadan geri dönülmesinin ne kadar güç olduğunun farkındayım. tahrik edilmiş, beklenti içine sokulmuş kitlelerle bir uzlaşma zemini bulmanın hiç de kolay olmadığı ortadadır. yıllar boyu oy uğruna insanlarımızın getirildiği bu noktadan geri adım atılabilmesi için çok güçlü ve ileriyi gören siyasetçilerin gerektiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. bu noktada büyük bir iyimserlikle, sadece istanbul Üniversitesi olarak değil, tüm Üniversite camiası olarak türban sorununun ne kadar büyük yaralar açabileceğini, toplumu geri dönülmez noktalara sürükleyebileceğinin görülmesini tüm siyasi kadrolardan bekliyoruz.

    biliyoruz ki türban aslında bir din sorunu değildir. ayrıca bizler de başka bir dinin mensupları değiliz.

    türban ile ilgili kaygıların temelinde ne dinsizlikle ilgili bir tercih ne başkasının haklarına karşı gelmek, ne de eğitimin engellenmesi gibi bir düşünce bulunmaktadır. tek kaygı, Ülkemizin geleceğinin karartılmaması, sonu belirsiz maceralara sürüklenmemesi ve kapkara örtülerle örtülmemesidir.

    türban bugün bütün toplumun sorunu haline getirilmiştir. Üniversitede hiçbir yakını olmayan kimseler bile bu sorunun bir parçası olmuşlardır. bu oy kaygısıyla yapılmış bir hareket değil midir? Üniversitelerin ve bütün toplumun bu kavganın içine çekilmesinin mantıklı bir açıklamasını hiç kimse yapamaz.

    türban sorunu elbette çözülmelidir. ama bugünkü şartlarda zorlama bir şekilde ileri sürülecek her çözüm, sonra daha da büyük sorunları beraberinde getirecektir.

    bugün anayasa değişikliği girişimi aslında türban sorunu ile ilgilidir. sorarım: böyle bir sorun için anayasa değiştirilir mi? veya toplum karşıt gruplara ayrılmışken anayasa değişikliği önerisi getirilir mi? anayasalar toplumsal barış, huzur ve güven üzerine kurulabilirler. hangi kurum bu şartlarda güvence altında olabilir ve hangi kurum kendini güvende hissedebilir? böylesine olumsuz koşullarda oluşturulacak bir anayasaya kim güvenebilir?

    türbanı dinin gereği olarak görmek ve daha önemlisi göstermek, yanlışların en büyüğüdür. türbanı savunan kaç kişi mirasın kuran esaslarına göre paylaşılmasına razı olabilir? kadınların çalışmamasını ve toplumda ikinci sınıf olarak görülmesini kim onaylayabilir? kaygı odur ki, türbana ilişkin talepler sonuçta belli bir yaşam tarzının dayatılmasına yol açacaktır. türbanla başlayacak olan bir yaşam tarzı, yakın bir gelecekte diğer alanlara da sıçrayacaktır. bu kaygılar yersiz de değildir. Çünkü serbest bırakılmak istenilen türban, türk toplumunun gelenekleri, örfü ve alışkanlıklarının dışında olup arap dünyasına ait toplumsal yaşam biçimini yansıtmaktadır.

    fakat çok ilginç olan bir nokta, bazı islam ülkelerinden gelen başbakan veya cumhurbaşkanı düzeyindeki temsilcilerin eşlerinin türban kullanmamasıdır. dinin gereği olduğu ileri sürülen türban, iran gibi kökten dinci yerler dışında birçok islam ülkesinde, zorlama bir biçimde kabul ettirilmemektedir.

    islamiyet evrensel bir dindir; bir kılık kıyafete, özellikle de tek tip bir kıyafete de hiç indirgenemez. ekvatorda veya kutuplarda, yani kendine özgü yaşam ve giyim tarzları olan toplumlarda islamiyet?i yaşatmak isterseniz tek tip bir kıyafeti ve yaşam biçimini, yani türbanı, çarşafı veya peçeyi oralarda savunamazsınız.

    türkiye cumhuriyeti bugün kurumlarıyla, ekonomisiyle, refah düzeyiyle, birçok islam ülkesinin gıpta ile baktığı bir noktaya gelmiştir. yaşam biçimi, bu gelinen yerle doğrudan ilişkilidir. türbanı savunanların bir kısmının aslında onun gerisindeki yaşam biçimini savundukları ortadadır. Öyle bir yaşam biçimi ki bu, sağduyu ile bağdaştırılması mümkün olmayan, bireylerinin sadece baskı altında benimsemek zorunda kalabileceği birtakım davranışları içermektedir. başta türbanın ve ona bağlı bir yaşam biçiminin, dinin emri olduğu görüşü, aslında bütünüyle tartışmaya açıktır. nitekim bir iran?da, giyim kuşamdan ve müzik seçiminden sinemaya kadar uzanan bir alanda karşımıza çıkan yaşam biçimi, diğer bir islam ülkesinde kabul görmemektedir. türk toplumu, gerek dininin gereklerini yerine getirmede gerek giyim-kuşam konusunda kendi geleneklerini oluşturmuştur.

    bugünün türban savunucuları niçin bu tarafa dikkatlerini çevirmemektedirler? kendi dar ve kısır dünyalarını niçin bir topluma empoze etmeye çalışmakta, toplumda son derece tehlikeli çatışmalara zemin hazırlamaktadırlar. toplumsal birliğimizin bozulmasını hiçbir şekilde umursamamaktadırlar. toplumu niçin son derece tehlikeli bir noktaya itmektedirler?

    türban üniversitelerde serbest bırakılınca türkiye daha mı dindar olacaktır? işsizlik sorunu mu çözülecek, ermeni sorunu, kürtçülük sorunu ortadan mı kalkacaktır? hepimizin çok iyi bildiği gibi bu soruların cevabı hayırdır.

    tam aksine, iş dünyasından bürokrasiye, bilim dünyasından sanat dünyasına, hukuktan asker kesimine kadar Ülkemize çok şey katan bir kitle huzursuz olacaktır. bu mudur yapılmak istenilen?

    yaratılmak istenilen havaya bakılırsa, sanki din elden gitmektedir. türbanla üniversiteye girememek, eğitim özgürlüğünün kısıtlanmasının çok ötesinde dinin yasaklanması olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. ama öte yandan, türbana endekslenen din, aslında boş bir şekilcilik kalıplarına hapsedilmiş olmaktadır. gelinen bu nokta, tam anlamıyla hurafedir ve dinin gerçek yönünün gözlerden uzaklaştırılmasıdır. türbanlı bir kimse, dinin sanki en büyük buyruğunu kendince yerine getirmiş olmaktadır. dinin özüyle değil biçimiyle ve bu şekilde yaşanması, hiç kuşkunuz olmasın, dini değerlerin yozlaşmasıyla sonuçlanacaktır. kişiler kendi egolarını, bastırılmış duygularını tatmin etmek için bu şekilciliğin arkasına sığınıp diğer insanları yargılayacaklar ve her şeyi yapma hakkını kendilerinde göreceklerdir.

    bunların da sevap kazanma uğruna yapılacağından hiç kuşkunuz olmasın.

    sonuçta, dinimizin özünü oluşturan tüm güzel değerlerin göz ardı edilmesi ve aşındırılması, son derece sığ görüşlerin, hurafelerin, baskıların ortalığı kaplaması kaçınılmaz olacaktır.

    din her toplumun en önemli kurumudur. islamiyet?in mevcut dinler içinde en rasyonel özellikler taşıdığına ve diğerlerine göre sayısız önemli olumlu ayrıcalıklara sahip olduğuna inanıyorum. ama öte yandan yüce dinimizin hurafelere alet edilebildiğini de hepimiz biliyoruz. bu durumda, dinimizi türban gibi tamamen şekle indirgemek ve onu yozlaştırmak kime ne yarar sağlayacaktır? dinin özünü kavramış din adamlarına ihtiyaç varken, şekille uğraşan ve hiçbir derinliği olmayan sorunları gündeme taşıyan din adamları ortalığı kaplayacaktır. din bir toplumu yüceltebileceği gibi, savaşlara, yıkımlara sebep olacak şekilde de kullanılabilir. günümüzde bunun sayısız örneklerini yaşıyoruz.

    unutulmasın ki, büyük liderler, toplumdan gelen her talebi karşılamak yerine toplumun önünü açabilen, ona yön verebilen kimselerdir.

    sorunun sadece türban olmadığına, türbanla birlikte birçok şeyin olumsuz olarak etkileneceğine ilişkin endişeler niçin görmezlikten gelinmektedir? bu tehlikeyi dile getiren başta üniversiteler olmak üzere birçok kimse niçin dikkate alınmamaktadır.

    politikacılara, yöneticilere, hatta politikacıların güdümündeki bürokratların vicdanlarına sesleniyorum: bu kaygıları taşıyan, sorunları dile getiren, geleceğe ümitsizlikle bakan, yakın gelecekteki tehlikelere dikkat çekenler başka bir dinin mensupları mıdır? yoksa onlar öğrencileri eğiten, topluma ışık saçan, geleceği kuran, hukuku ve demokrasiyi savunan, ülkesini koruyan, ulusunu her alanda ileri taşıyan insanlar değil midir?

    kılık kıyafetin aslında örfe dayanan bir tarafı olduğu ve bu örfü din kisvesi altında sunmanın politik bir hesap anlamına geldiği niçin gözlerden kaçırılmaktadır?

    türban ile din özgürlüğü arasında aslında bir ilginin olmadığını söylemek yerine tartışmayı tüm topluma yaymak ve bu yolla toplumda derin düşmanlıklar yaratmak, bir oy avcılığı yapmak değil midir? bu durumun farkında olanlar niçin sindirilmek istenilmektedir?

    türk insanının günlük yaşamı içinde hiçbir zaman benimsemediği, örfüne, alışkanlıklarına hiç uymayan bir giyim tarzını din adına kabul ettirmek kime veya neye yarar sağlayacaktır? türban, peçe veya çarşaf şeklinde yaygınlaşan giyim biçiminin din ile bir ilişkisi olamayacağı gibi, türk ulusu?nun tarihiyle de uyuşmamakta; hatta bir anlamda onunla hesaplaşma anlamına gelmektedir. Çünkü, dikkatinizi çekerim: bize ait olmayan bir kıyafet, ister istemez onunla birlikte gelecek bir yaşam tarzının da dayatılmasını gerektirecektir.

    bir bardak suda fırtına koparanlara, din adına dini sığlaştıranlara, bir avuç azınlığı mutlu etmek için kitleleri tahrik ederek oy avcılığı yapanlara sesleniyorum: bir yandan kadının çalışmasını günah sayacaksınız, onu günümüz olanaklarından yoksun bırakacaksınız, öte yandan eğitim özgürlüğü kisvesi altında cumhuriyet ilkelerini ayaklar altına alacaksınız. bu mudur girilmek istenilen avrupa birliği değerleri? eğer kendinizi kandırmıyorsanız, bizi hiç mi hiç kandıramazsınız.

    kimse kendi heveslerini, kendi dar görüşlerini, din ile ilgisi olmayan kabullerini bu topluma kabul ettirmeye çalışmasın. bizler, üniversite mensupları, bürokratlar, sanatçılar, işverenler, önerilen yolun ne denli karanlık olduğunu görenler, dinin ne olduğunu sizlerden mi öğreneceğiz?

    dini herkesten iyi bildiğini sananlar, bu güne kadar bilim, sanat, edebiyat alanında ortaya neler koydunuz? buradan açık ve net olarak ilan ediyorum: dinimizin ne olduğunu sizlerden öğrenmeye ihtiyacımız yoktur. siz önce kendinizi evrensel başarılarla kanıtlayın. günahın size de ait olabileceğini, türk ulusunun önünü açmanın, onu ileri taşımanın bizim görevimiz olduğunun hiç unutulmamasını diliyorum. gelişmek, güçlenmek ve ilerlemek konusunda türk ulusuna engel çıkarmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

    bir noktayı tekrar vurgulamak istiyorum: sözlerimin siyasi bir yanı yoktur. bir öğretim üyesi olarak, yıllarını eğitime vermiş bir kişi olarak, istanbul Üniversitesi gibi tarihi ve yüce bir kurumun yöneticisi olarak sadece uyarmak istiyorum. türban konusu ülkemizin birlik ve bütünlüğünü tehdit eder hale gelmiştir. bu gidiş en kısa zamanda durdurulmalıdır: Çünkü Ülkemiz açısından, eğitim kurumlarımızın geleceği açısından hayati öneme sahiptir.

    istanbul Üniversitesi olarak bundan sonra karşımıza çıkabileceklerin de farkındayız.

    yönetimde bulunduğumuz üç yıllık süreçte yandaşlıkla diyalogu ayırmaya özen gösterdik. hedefimiz hep istanbul Üniversitesini ileri taşımak olmuştur. eğitimin kalitesini yükseltmeyi her şeyin üstünde tuttuk. akademik sorumluluklarımızı en iyi biçimde yerine getirmek temel ilkemiz olmuştur. dünyada ilk 500 üniversite arasına giren tek türk üniversitesi istanbul Üniversitesidir. yani sizlersiniz


    son söz olarak istanbul Üniversitesinin yandaşlığı cumhuriyet kazanımları, laik demokratik cumhuriyet, atatürk ilkeleri, demokratik hukuk devleti ve ulusun bölünmez bütünlüğüdür. bunlardan asla ödün vermedik, asla vermeyeceğiz.

    hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.


    prof. dr. mesut parlak
    rektÖr
    (abyss, 31.01.2008 16:05)
  18. türban üniversitelerde serbest bırakılınca türkiye daha mı dindar olacaktır? işsizlik sorunu mu çözülecek, ermeni sorunu, kürtçülük sorunu ortadan mı kalkacaktır? hepimizin çok iyi bildiği gibi bu soruların cevabı hayırdır.

    tam aksine, iş dünyasından bürokrasiye, bilim dünyasından sanat dünyasına, hukuktan asker kesimine kadar Ülkemize çok şey katan bir kitle huzursuz olacaktır. bu mudur yapılmak istenilen? ''

    evet mesut bey , yapılmak istenen bir güç gösterisidir . laik kesimi sindirmeye calısmak , elinde ki iktidar avantajını kendi zümresinin rantına açmaktır amaç . kimse din-kitap nutukları atmasın , türbanlıların hepsi belli bir ideolojinin üniformalı askerleridir . akp icin güzel günler (!) yakındır , son çırpınışlarını yaşıyor maalesef . türbanda elinde patlayınca bakalım ne yapacak ??
    (lindemann, 31.01.2008 16:48)
  19. istanbul üniversitesi içinden ve dışından sürekli aldığı olumsuz eleştirilere, paranoyak uygulamalarına, ortaçağ mantıklı yönetmelik düzenlemelerine rağmen; senato eşliğinde türban meselesine gösterdiği sözde delikanlı tavır nedeniyle bazı kesimler tarafından birden baş tacı yapılıverilmiş olan rektör. bu nehirler daha çok sular taşıyacağa benzer.
    (ilelebetmuhalefet, 17.02.2008 22:03)
  20. türban yasasına karşı en sert tepkilerden birini göstermekte olan, istanbul üniversitesi rektörü.
    (kaçınkurbaası, 26.02.2008 12:07)
  21. son söyledikleriyle gözüme giren insandır.*
    (ladyamygdalae, 26.02.2008 15:29)
  22. sabah saatlerinde teyyare yeapin* kankası olduğunu öğrenerek midemi bulandıran şahsiyet .
    (mini mocha, 26.02.2008 18:35 ~ 18:36)
  23. son olaylarda cesur davrandığını düşündüğüm ancak okul açıldıktan sonra gerçekleşebilecek olaylarda da nasıl bir tavır takınacağını merakla beklediğim kişi.
    (manikdepresif, 26.02.2008 18:49 ~ 18:55)
  24. gazetede rte'yle abi-kardeş ilişkisi oluğunu açıklayan okulumuz rektörü.
    (hiheyt, 26.02.2008 19:32)
  25. www.aktifhaber.com/...
    (kaçınkurbaası, 26.02.2008 19:33)
del.icio.us a ekletechnorati ye ekleyinFurl a ekleSpurl e kaydet!Wong e kaydet!Yahoo ya kaydet!Google a kaydet!Facebook a kaydet!Asansör?
sayfalama: