an itibari ile yasamakta oldugum durum. insanın önünü görememesi kadar kötü bisey yoktur. okul biter, ne yapılcağı, nereye gidileceği bilinmez. hele aileden ayrı şekilde üniversite okunmuşsa, bu durum daha da karmasık hale gelir. işin en zor kısımları 2 adettir: odayı toplamak ve arkadaşlarla vedalaşmak.
odayı boşaltırken bi hüzün kaplıyo insanı. hayatının son birkaç yılını geçirdiğin odada , her köşesinden çıkan kağıtların üzerinde tarih aramak alışkanlık olur. 1-2 senelik kağıtlara, kitaplara, cd lere yani anılara bakıyo insan. oda tam boşalınca daha beter olur hele. boş gardrop, boş yatak, boş masa. hele bavulla evden çıkarken çok garip oluyo insan.
arkadaşlarla vedalaşmak ise en kötüsü sahsen. 4 senenizi geçirdiğiniz, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen, hergün yüzünü görmek sizin için alışkanlık haline gelmiş insanlardan ayrılmak asıl koyan oldu bana şahsen. Çok uzun zamandır hiç ağlamamış olan ben bile gözlerimin nemini kurutamamışımdır bu esnada. hatta gıcık olduğunuz adamlardan bile ayrı düşeceğinizi bilmek bile üzüyor insanı. vedalaşıldıktan sonra ayrılınır ve son defa arkaya bakılır. o güzel, o harika topluluğa. bi daha asla şimdi olduğunuz kadar yakın olamayacağınızı bilmek çok üzüyo insanı.
yani işin aslı, okulun bitmesi,hele hele öğrenciliğin bitmesi, hayatınızda birçok şeyin bitmesi anlamına gelir. ne yazık ki birçok şeyin başlayıp başlamayacağı ise tamamen size bağlı birşeydir; ki bu da zaten başta belirttiğim önünü görememe durumudur. kötüdür yani.
Mezuniyet sonrasında ise sabah kalkınca okul diye birşeyin olmayacağını bilmek, ders çalışmanın olmaması gibi durumlar, hayatta belirli bir süre derin boşluklara neden olmaktadır. Sağlam durulması önerilir. geçiş dönemlerinin kolay olduğu nerede görülmüş ki zaten.
belki hissedilmemesi bireye daha az acı verecektir. ama tabii bir yandan da oradan oraya savrulurken bir sonbahar yaprağı gibi rüzgar yüzünden, farkındalık denen şeyden uzaklaşma dolayısıyla hayatı ıskalama ihtimalini arttırabilir, bu yüzden psikolojik olarak tehlikeli olabilir. karışık bir durum sanırım. yaşadıkça an ve an bildireceğim sizlere. deli merak ediyorsunuz değil mi? farkettim canım o merakı, gözlerinizden belli.
şu an içinde bulunduğum boşluk durumudur.
son finallar biter heyecanla notların açıklanması beklenir ve mezuniyete hak kazandığınız öğrenilir daha sonra içinizi bir tep töreni telaşı kaplar. kep töreni de yapılıp diploma ele alındımı ise koca bir boşluk ve hüzün kaplar içinizi.
önceleri, bir yaz tatili gibi. kızgın kumlarda kemiklerinin ısınması, yanıklarının seni mutlu etmesi, akşam gezmeleri, bira köpüğünün dudağında bıraktığı geçicilik.. okuyamadığıun kitaplara bir eğiliş, nette sabahlamalar, uzun süredir görüşülmeyen arkadaşlarla görüşüp, günlerce dvd seyretmek. bir bilemedin bir buçuk ayda bitiyor hepsi! hiçbir şeyi yapmak yetmiyor sana, sabahlamak, okumak çare bulmuyor o hise.
sabah erken kalkmanın, cumartesi-pazarın hiç bir anlamı olmuyor hayatında. bugünün günlerden ne olduğuna gelince hiç alakadar etmiyor seni. kahvaltıyı karanlık olmaya başlarken yapmaya başlıyorsun. her neyi bekliyorsan mezun olduktan sonra, onun geleceğine dair ümitler, kapılar kapandıkça sönüyor. kiminde aniden hortlayan bir alerji, kiminde baş ağrısı kiminde kafa içi yaralar oluşuyor.. üşengeçlik peydahlanıyor.. ne birileriyle görüşesin ne de dışarıya çıkasın geliyor, iki kuruş para geçiyorsa eline içkiye yatırıyorsun. sevgilin varsa ayrılmaya ramak kalıyor, ona buna sarmaların bitmiyor. mutsuz ve geçimsiz diye nitelendirmek gocundurmuyor seni. ağlıyorsun..
ve şu halinden seni kurtaracak olana köle olasın geliyor..
yaşamaya razı olduğum boşluk, hele şu anki sınav, büt, tek ders, sıcak hava, gezme siteği, evde kalıp ders çalışma zorunluluğunun yarattığı doluluk düşünülünce. evet şu an mezun olmak sonra gerekirse bi boşluğa düşmek ve o boşlukta kaybolmak istiyorum. ciddiyim.