all times best player denilen basketbolu ayakları yere basmadan oynayan, 90'lı yıllarda iflasın eşiğindeki nike firmasını çıkardığı air jordan modeli ayakkabısıya düzlüğe çıkaran. efsane!
1984 yılında hakeem olajuwon un arkasından üçüncü sırada draft edildi.onu anlatan en iyi sözü magic johnson söylemiştir"dünyada iki tip basketbolcu vardır jordan ve diğerleri"
dünyanın gelmiş geçmiş en iyi basketbolcusu olmasının yanında, hakikaten adam gibi adam olan efsane. * yerini bir başkasının alabileceğini sanmıyorum. onun kadar yetenekli başka basketbolcular yok mu? tabi ki var. ancak jordan dan iyi olabilmek için salt yetenek yeterli değil.
jordan. 23 numaralı kırmızı chicago bulls formasıyla olan posterleriyle yıllarca odamın duvarlarını süsleyen , shaqioul oneal ve david robinson ın da duvarda ona eşlik ettiği efsanevi basketbolcu.
ulan az önce micheal şeklinde yazdım kaç yıllık michael i hiç bişey çıkmadı allah seni inandırsın.lan bir korktum yemin ediyorum nası bi yere geldim lan ben dedim kendi kendimi jordan bile yoksa dağılalım kapatılım tükanı dedim kendimi.hemen bilgi toplamak için googla saldırdım micheal jordan yazdım do yu mean michael çıktı.sonra da kendimden tiksindim.bi anda niye yaşıyorum lan oldum kendi kendime.
neyse gelelim şahsı muhterem bir beye.efendim jordan hırs küpü bir adamdır.öyleki sırf bu hırsı yüzünden oyunculuk kariyerinde yakaladığı başarıya takım patronu olarak elde edememiştir.e takım sahibi olmak biraz sabır işidir.bak şimdi de gitti genç çocukları verdi kontratı biten yerine eşşek kadar kontratla jason richardson ı aldı.ne işe yaradı.değer mi şimdi.o kontratlı oyuncuyu almak için biten kontratları vermek yakışır mı sana?bak portland ne hale geldi?göbeği çatladı zach randolph u pazarlıcam diye.allahtan new york u gibi mal bi takım daha var da daha fazla ziyan etmedi kendine portland.
kesmedi mi seni.ulan bunun çocukluğu da böyleydi.bizim bi arkadaş masa tenisinde bir geçirdi buna bu da altından kalkamadı tabi görgüsüz eve gidip masa tenisi almış.yememiş içmemiş masa tenisi oynamış sonunda tabi evire çevire yendi bizim arkadaşı.böyle işte bu adam...
oyuncuyken çok iyi bi özellikti bu orası ayrı.kızınca herşeyi yapardı majesteleri.maçtan önce kolejde giydiği şortla ısınmaya çıkardı.en büyük idölü ilk yıllarında abisi idi.arka bahçede top oynarken sürekli abisini yenmek için uğraşırdı.sonra tabi ne abiler dağıttı ne abiler.
flying man diye boşuna demezler bu adama.hakketen uçar.hatırlarsın belki lakers maçıydı rahat smaç yapacakken havada el değiştirip alttan turnike atmıştır.ya da ne bilim gözü kapalı faul atmıştır,patrick ewing e baseline de bi hareket çekmiştir unutulcak bir şey değildir.
charles barkley le kapışmaları en zevkli maçları olmuştur heralde.finallerde maç öncesi konuşan barkley şampiyon olucağını çok açık bir dille ifade edince spiker de dayanamamış nerden biliyon lan diye sorunca dün akşam tanrıyla konuştum demiş.seri sonunda ise jordan ben seninle konuşmadım ne yalan atıyon millete demiştir(polat misali hani).ha bi de lary bird demiştir kendisine.playoff maçında atılmış en yüksek rakama ulaşan jordan için(sayı 63) bugün tanrı sahaya indi demiştir.(ben sahaya falan inmedim dememiştir ama öyle ahlaksız bi adam değil bu)
detroit serileri bildiğin kanlı maçlardır.jordan resmen defalarca dayak yemiştir.yenilmiştir.hor görülmüştür.ertesi sene tabiki gaza gelip herşeyin intikamını almıştır.manyak hırs küpü işte adam.
ama benim için en unutulmaz anı(ya da en önemlilerin birincisi diyim)şu utah serisinde (°bkz: the last shot) dır.köşede aldığı topla hızlıca içeri girer.faul çizgisinin oralarda topu bir geri çekişi vardır ki savunan oyuncu duramaz ve belini kırar.*kafasını kaldırır şutunu kurar ve serbest bırakır.delta center yıkılır.jordan tek ayağı havada topun gidişini seyrederken bu adama bir ve karizmasına bir kez daha hayran olunur.bu basketlerden yani maç kazandıran türünden kariyeri boyunca 25 tane atmıştır ancak beni en çok büyüleyeni bu olmuştur...
31.5 sayı ile kariyer ortalaması en yüksek olan isimdir.
all-star maçında ilk ve tek triple double yapan isimdir.
bir maçta 50 sayının üstüne çıkan en yaşlı adamdır(bir önceki maçta 6 atınca t*şak geçtiler yine gaza geldi düşün o yaşta)
play-off larda kaydedilmiş en yüksek sayı ortalamasına sahip oyuncudur(33.4)
play-off ta attığı en yüksek sayıyı yazdık ki daha yaklaşanı yok (63)
3 defa top çalma kralı seçilmiştir.
savunması zayıf diye eleştirildikten sonraki sene en iyi savunmacı ödülünü kaldırmıştır.
840 maçta ki arka arkaya oynadığı maçlarda tamamında çift haneli sayılara ulaşmıştır.bu alanda yine majestedir kendileri
10 kez sayı kralı olmuştur.evet evet bu da bir rekor
6 tane nba finalleri,5 tane normal sezon mvp si vardır
6 nba şampiyonluğu
2 kez olimpiyat şampiyonluğu vardır
2003 all-starında ilk beşe seçilmeyen jordan vince carter in yerini ona vermesiyle ilk beşte sahaya çıkmıştır.e ikisi de aynı okul mezunu sonuçta.
son maçını ise phily e karşı oynamış ve bütün salonun mike gelsin mike gelsin tarzı bağrışması sonucu mike sahaya girmiş ve son basketini serbest atış çizgisinden bularak kariyerine son vermiştir.
bu adam draftta 1 numara değil 3.sıradan seçilmiştir.draftın yıldızı hakeem olajuwon dur.
takımı da daha sonra keşke jordan daha uzun olsaydı.seçtik ama o bir pivot değil,yeterince güçlü değil tarzı saçmalamış jordan herkesi daha sonra basketboluyla dövmüştür...
bir zamanların en iyi basketbolcusu. bundan birkaç sene evveline kadar aktif kariyerine üçüncü kez nokta koymasına karşın hala ilk akla gelen kişidir. kabul etmek gerekirki bu adam basketbolu gökyüzünden yeryüzüne indiren kişidir, belki herbirimizin basketbolu sevmesinin yegane sebebidir.
ama kaul etmek gerekirki devir jordan devri değildri artık. jordan'ı biz hep ksa şortlar içinde dil dışarda biçimsiz formalar altında hatırlarız. ama artık nba bir organizasyon haline geldi. dünyanın en büyük organizasyonlarından biri. daha çok para harcanıyor, daha iyi oyuncular yetişiyor. herşey o zamankinden daha profesyonel. bir keresinde yeni süperstarların paragöz olduklarını, daha nba'e adım atmadan sponsor anlaşması imzaladıklarını söyleyip eleştirmişti. burdan okuyorsa jordan'a soruyorum, lan sen şimdi nba'e adım atsan sanki farlı mı davranırdın deyyus? soru işaretimi de koydummuydu kimse benle taşak geçemez artık. devam edelim.
jordan döneminin farklılığından bahsettik. o dönem daha saf, basit basketbolun oynandığı dönemlerdi. sezon başında şampiyonu rahatlıkla tahmin edebilirdiniz. maksimum 2-3 aday vardı şampiyon olabilecek. oysa şimdi dengeler bir tanecik takasla değişiveriyor. hangi babayiğit 2007-2008 sezonunun şampiyonunu söyleyebilir ki bana? nerden baksanız ciddi olarak 6-7 tane şampiyonluk adayı var.
o yüzdendir ki, ben kobe'nin lebron'un jordan'la karşılaştırılmasına karşıyım. jordan iyiydi evet, birçok rekora sahip, şampiyon oldu, hep başarılı oldu, hırs küpü vs. ama şimdi olsa acaba yine aynı sükseyi yapabilr miydi? karizmasından birşey kaybetmeyeceği aşikar ama bana kalırsa lebron ve kobe'nin yanında mvp olması, şampiyon olması eskisi kadar kolay olmazdı.
basketbola farklı bir boyut getiren mükkemel ötesi oyuncu. kimse onun gibi olamaz çünkü o en parlak dönemlerinde bile başarının nedenini takıma borçlu olduğunu söyleyebilmiştir. basketbolun tupacı.
uçan adam, 3 saniye koridorunun oradan başlayıp potaya kadar uçmuşluğu vardır. dehşettir, chiga bulls'u herkese sevdiren ve dünyanın en güçlü basketbol takımı yapmış adamdır. basketbolu bırakıp tekrar döndükten sonra başarılarını 2 ye katlaması onun nasıl bir yeteneği olduğunun kanıtıdır. lise yıllarında okul takımına çok yazıf ve yeteneksizsin diye seçilmemesinin sonucu hırs yaparak michael jordan olmuştur. okul takımının koçunu düşünmek dahi istemiyorum...