annemin evine gittiğim zaman en sık duyduğum cümledir.
odanızdasınızdır.
birden kapı tıklanır, anneniz kafasını uzatıp şöyle der:
-oğlum aysel teyzenler geldi, bi hoşgeldiniz desene.
-ya anne, bana değil sana geldiler, senin misafirine ben niye hoşgeldiniz diyim ki
-ya kadın gördü seni odaya girerken, hadi kalk
-of anne yaaa, 40 saat susmaz o şimdi.
-khostas hadiiiiii.
-ya zaten o adımı bile söyleyemiyo benim ya. tilt ediyo beni.
-khostas bak sinirleniyorum, hadi.
-offf sokayım aysel teyzeye yaaa.
akabinde gıcık ve yapmacık bir gülüşle :
-hoşgeldin aysel teyze, nasılsın
-ah hoşbulduk kossazcığım **, bu sabah mı geldin sen
-evet aysel teyze sabah geldim. ama türkiyedeyken bana emre de diyebilirsin, hem daha kolay. neyse benim biraz işlerim var. size iyi sohbetler.
ardından anneniz mutlu mesut sırıtır.
bu sırıtış :
işte bu kadardı, kastığına değdi mi anlamına da gelir.
evde misafir varsa ve kişi* eve misafirden sonra geliyorsa, anne kapılarda karşılar ve eve girmeye 1-2 metre varken "içeri girince misafire merhaba de hatırlarını sor" diye fısıldar*. daha doğrusu fısıldadığını sanar. oysa ki gayet yüksek sesle söylemektedir. amaç misafirlere duyurmaktır belki de. artık olan olmuştur. içeri geçilir. merhaba ayşe teyze, merhaba fatma teyze, merhaba nevin teyze...
delirtici sorudur.bununla da bitmez.
-misafire hoşgeldin dedin mi?
-dedim
-* konuş nasılsın iyimisin de hal hatır sor.
-onları da dedim.
-* eh iyi bari sen bi çay koy bize.bak kek yapmıştım sabah ondan da çıkar.
-pöffffffffffffff