asıl adı: tevfik kolaylıdır, 1879 bodrum doğumlu olup büyük bir ney ustasıdır. ayrıca herkese itinayla ayar verebilecek derecede zekidir, hoştur, sarhoştur
1879 yılında bodrum da doğan neyzen teyfik babasının görevli bulunduğu urla kasabasında amatör bir neyzenden aldığı derslerle müzik hayatına başladı. izmir idadisinden okulu bitirmeden ayrılan neyzen, daha sonra farsça öğrendi. Önce, izmir mevlevihane?sine daha sonra ise istanbul?da galata ve kasımpaşa mevlevihane?lerine devam etti. daha sonra bektaşi tarikatından nasip alarak bektaşi oldu. bir yandan da şiir yazan ve şiirle ilgilenen neyzen, dönemin sairleri eşref ve mehmet akif?le tanıştı ve onlardan etkilendi. neyini para için değil, dilediği zaman çalan neyzen topluma aykırı bir yasam sürdürdü. müzik kurallarına pek uymadan ama içten ve duyarak çalan neyzen her zaman insanları etkiledi. o ney i ustalıkla üflerdi. Çocukluk arkadaşı abraham galanti bodrumlu onun müziğinin ve şiirlerinin denizden etkilendiklerini söyler. cok az sanatçı neyzen gibi müzik ve şiiri bir arada basari ile kullanmıştır. Çok renkli bir bohem hayati süren neyzen müziği dışında hiciv ve taşlamaları ile de ünlenmiştir. Çok eski ve ağdalı bir dil kullanan neyzen buna rağmen halk tarafından çok sevildi. hicivlerinde ve taşlamalarında oklarını siyasal ve dini baskılara, çıkarcılara yöneltmiş ve her türlü haksızlığa karşı çıkmıştır. neyzen 28 şubat 1955 de istanbul?da öldü. hiç ve azabı mukaddes adlı şiir kitapları, saz semaileri vardır. neyzen 100 e yakın taş plak doldurmuştur.
bir tek dostu ve hocası olan mehmet akif in laf sokabildiği şair.
olay şudur, mehmet akif kendini iyice dine verip sakallarını uzatmaya başlamıştır, bunu gören neyzen tevfik "ne o öyle maymuna dönmüşsün" der, üstad ise "o zaman başka yöne döneyim" der ve arkasını döner.
hiç in azabı mukaddesi adında bir kayıtla ölümsüzleşmiş anarşist kişilik.çok zengin bir ailenin çocuğu olmasına rağmen bir çok olanağı elinin tersiyle itmiş ve kendini ney e adamış gstererek girdiği cemiyetlerde insanlara kendini sorgulatmış yüce şahsiyet
kendini hiçliğe adamış super bir insan. paraya pula onem vermeyen ender şahsiyetlerdendir.tek dostu mehmet akiftir. mehmet akif iran`da din egitimi alırken onu cok ozlemiş ve onun ziyaretine gitmiştir. mehmet akif neyzeni cok sevmesinden dolayı neyzene kaç yere içki içmeyeceksin diye yemin ettirmesine karşın neyzen huyundan vazgeçmemiş yine de içmiştir. işin ilginci budur ya mehmet akif siroz hastalıgından vefat etmiştir. hiciv ve hazırcevaplığıyla ünlenen şairin marmara denizi kadar rakı içtiği soylenir. rahatlamak istediğinde kendini bakırkoy akıl hatsanesine atan şairin kendisine ait odası bulunmaktadır. hakkında birçok hikaye rivayet edilmektedir. beni en cok etkileyeni yazmak istiyorum.
gunlerden birgun cok zengin bir adam varmış. neyzeni cok sevdiği için ona para yardımı yapmak ister ama neyzenin parayla pulla işi olmadıgı için bu yardımı geriçevirir. adamın aklına cok cin bi fikir gelir. neyzenin arkasından sinsice giden adam parayı onun arkasıdan yere atar ve aralarında su konusma geçer.
- beyim paranız yere düştü.
- ben gariban adamın tekiyim. para bende ne arar. o düşen senin altın kalbindir.
bana yar olmayan devr-i devranın,
izzet-i ikramını sikeyim.
yansın bu ibneler,
su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim,
ben deli miyim?
mecnun gibi bir am için çöllere düşeyim,
verirse verir, vermezse leylayı da sikeyim.
gibisinden çılgınca bir şiiri yazdığı rivayet edilen, bir gün sahilde otururken kalabalığın içinde "orospuçoçuklarııııı" diye bağırıp herkes ona baktığına "ulaan amma da çokmuşsunuz." diyen, galata mevlevihanesinde de bir süre bulunmuş, ney üstadı , satirik şiirin babalarından, saygı duyduğum, şiirlerini koskoca duvarlara yazarken jandarma karakollarına düştüğüm hastası olunacak kişilik.
"Önü yoktan sonu boktan bu kuru davadan,
utanır gayreti gufran dan cehennem de geçer!" diyebilmiş nihilist kişiliktir.
ayrıca yahya kemal beyatlının beşiktaş iskelesindeki barbaros hayrettin paşa türbesinin karşısında bulunan barbaros heykeli`nin arkasında yazan şiirine bakıp, geliyor da geliyor diye tutturulduğunu görüp, sinirlenen ve oraya bir şiir bıraktığı rivayet edilen hiççi kişilik. şiir aynen şöyledir:
"edebi bilgini hayrettin kaptan,
beş yüz yıl öncden biliyor gibi.
ikına sıkına yazdığın şiirine,
barbaros kıçını siliyor gibi."
tehlikeli insan. tanima sansina erismek isteyip te "ya simdi tanicaz ama es kaza beyenmez falan bide laf yemiyelim" seklinde ikinci kez dusunmeme sebep olcak kadar ikilemde birakabilen supriz yumurta kivaminda ilahi bir sahsiyet.
efsane siirlerinden bir tanesi :
sosyete
ıslahına imkan yok,
beyhude üzülme hiç
salgın halinde kumar
evde poker ve briç
hayat sirkeden ucuz,
düşünme şampanya iç.
memleket her baloda kazanır
bir sürü piç
bayan aşığı ile büyükada koyunda
bay almış metresini gezer hünkarsuyunda
orospuluk alçaklık var hepsinin soyunda
haya namus kalmamış rezalet diz boyunda
çiftler kenetli gibi sarılmışlar sımsıkı
dans eden kadın erkek konuşur sıkı fıkı
ikisi de duş ister, buna derler asrî dans
hiçbir külfet istemez, ne pay ne de avan
solgunluğa sermaye sarf edilen emektir
insan için nezaket doğruyu söylemektir
asriliğin mânâsı edeb, irfan demektir.
bizimkine gelince, düpedüz bok yemektir.
edepte terbiyede çok noksandır bilgimiz
namus ve iffet ile hiç kalmamış ilgimiz
insaf edelim yahu sosyete kim biz kimiz
şehvet ile kalkmıştır elde gezer sikimiz
göbekler perçin olmuş, hava geçmez aradan
sikilmeyecek kadın yok, sen haber ver paradan
düşüncemiz yok bizim gam ve kederden başka
kim siker valideyi köhne pederden başka
sıçan yok ağzımıza hükm-ü kaderden başka
avcı bilir avını her kuşa saldırmaz
kurnaz çoban sürüden kurda kuzu kaptırmaz
insanoğlu tuhaftır her söze pek aldırmaz
ibne dersin kızar da sikersin aldırmaz.
ayrıca kendisi dinle alakalı konularda ileri geri geri konuşması ile tanınan bir şahıstır fakat tezatlığı ney gibi ilahi ensturman çalıp bir gün ahpabı ile yaptığı sohbette
"biz büyük kapıların köpeğiyiz... biz havlıyacazki siz kapıların büyüklüğünü hatırlayın" demesidir. kendisi döneminin çok üstünde aşmış bir insandır. kanımca "moruk" kelimesinin altındaki o samimiyetin her zaman neyzen tevfikle alakalı olduğunu düşünmüşümdür **
yürü güzelim yürü endamını göreyim
sensiz geçen gecelerin ecdadnını sikeyim
ben mecnun muyum bir am için çöllere düşeyim
leylanın da mecnunun da anasını sikeyim
tanidigi bir subayi ziyarete,kislaya gider.subayin ricasi üzerine askerlere ney çalar.sonunda aska gelip zeybek oynamaya durur.pantolonun dügmelerini iliklemeyi unuttugunu gören erlerden biri " efendi amca,edep yerin açikta kalmis " der.neyzen oyunu kesip ellerini kaldirarak tanri`ya seslenir: " Çok sükür sana, nihayet karsima edebim oldugunu söyleyen bir kulunu çikardin ."
(alıntı: örnek alma çiçek çiçek dolaşan arıyı
sonra pilin biter *ikemezsin karıyı
mutlu edersen gerdek gecesi taze gelini
minnetle öpecektir her sevişmede elini
olmuşu dururken yeme meyvanın hamını
helali varken *ikme namahremin amını
yemeklere tat verir bir kaşık salça
erkeği baştan çıkarır yuvarlak kalça
elinden düşmez tası tarağı kadının
baş tacı eder,yeterki iyi çalışsın *rağın
ormana hayat verir diktiğin her çam
ömrüne ömür katar *iktiğin her *m
kırışık pantolonu düzeltir ütü
*arağı dimdik eder kadının *ötü
kadının her yanı misler gibi kokmalı
*arrağı götten önce sulanmış *ma sokmalı
pencereni açık koyma merdiven dayarlar
*mını sokağa bırakma yakalayıp koyarlar
yatağa girmeden önce kadını bi güzel yıka
onu mest etmek istiyorsan 3 deliğide tıka
arama her *mcıkta var mı diye bir pire
sonra talim edersin yıllarca otuzbire
kadının vücudu tatlıdır benzer kovanda bala
aklın varsa her noktayı bir güzel yala
bilki dokuz nefsi vardır yataktaki kancığın
hepsini doyuramazsan gider yataktaki *mcığın
önemli olan senin değil kadının istediği andır
dünyadaki en tatlı şey iki bacak arasındaki *mdır
mala mülke güvenme ona her avrat gelir
sana ayda yılda, dostuna hergün verir
geleceğinle bol keseden harcama belini
sonra kullanmak zorunda kalırsın elini
bozulsada arada sırada evinin dirlik düzeni
kadın aldatmaz kendini iyi *ikeni
her kurşun önüne atma torban darıyı
sonra başkası *iker elindeki karıyı
kırkından sonra sanma kendini zampara
*mcık şöyle dursun bu günlerde *öt bile para
bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır
kadını kadın yapan *ötü değil önündeki *mdır
üzüm üzüme baka baka kararır
kadın *arak yemezse susuz kalır sararır
pili tükenmiş erkek erken uykuya dalar
*araksız kalan amcığı evin köpeği yalar
olsada başında oyalı yazma
yatağa girince az gelir kadına kazma
sahip çık gece gündüz bağ bahçe bağına
yoksa acımadan koyarlar o güzelim *mına
şehvetli kadını memesi herzaman diktir
arzuzusu ve isteği bilki herzaman *iktir
sen sen ol her karıyı koynuna alma
*mını *ikmeden *ötüne yakın olma
kadını acele etmeden usul usul soymalı
*mına hemen değil gıdım gıdım koymalı
yırtığı söküğü sağlam iplikle dik
mutlu olmak istiyorsan kadını iyi *ik" )
nasıl anlatılır ki neyzen tevfik bilemem. nice nefesler kıstıran neyi nefesiyle çatlatmış üstaddır. ruhunu üfler söverken bile. kaç tane insan cüzzamlıların içinde yaşayıp onlarla yoldaş olmuştur. kaç tane insanın bakırköyde kendisi için hazırlanmış odası vardır ve kaç kişi delilerle sohbet etmek ve insanlardan kaçmak için tatile gider gibi bakırköy tımarhanesinde kalmaya gider. kaç kişinin cenazesi serserisinden, vekiline, cüzzamlısından paşasına kadar herkesin omuzlarında gezinir. kaç tane insan boynuna "hiç" yazısı asarak dolaşır ki. sanırım kendini en iyi kendi anlatır:
"dinleyen her zerreye bir hitabım var benim
kâinat isminde hiçten bir kitabim var benim.
ya hitabımdan okusun ya kitabımdan beni,
yazdığım efsânede on altı bâbim var benim!
hey etimde müttefik magrible maşrik, veche yok,
gayr-i mer i zerrede bin aftâbim var benim
"gezindim saz-ı hicranımla bin bir perde üstünde
şu aheng-i hayatın darbını taksime yeltendim"
önemli edit: ayrıca bir yanlışlığı düzeltmek istiyorum: " ne ararsın tanrı ile aramda..." yla başlayan şiir neyzen tevfiğin değildirç pek çok kişinin yanlış bildiği bir konudur. neyzen tevfik diyerek lanse edilen bu şiir aslında emniyet genel müdürlüğünde asayiş şube müdürü olan mutlu çelike ait. çocuklara karşı işlenen suçlar konusunda uzman olan emniyet müdürü mutlu çelik, gerçekte ??cevaben?? başlıklı bu şiirini 1994 yılında yayınladığı ??yalnızlık pusuda bekler?? adlı kitabına da koymuş. mutlu çelikin ??neyzen tevfike ait olduğu iddiaları üzerine?? şiirin kendisine ait olduğunu mahkeme kararıyla tescil ettirdiği de belirtiliyor.