memur-sen, hak-iş ve türkiye gönüllü teşekküller vakfı başta olmak üzere sivil toplum örgütlerince oluşturulan yeni platform. dertlerinin yeni sivil anayasa yapılması olduğu belli. yayıladıkları manifesto şöyle;
türkiye küçük hesapların, küçük hedeflerin, küçük ufukların ülkesi olmayacaktır. kader bunu türk milletine yasaklıyor. şan, şeref, insanlık dersleri ile dolu bir tarihin gözü üzerimizdedir. o tarihi bizimle birlikte yazanların gözü üzerimizdedir.
ağır vebal altındayız. bu coğrafyada, kendine saygısını ve güvenini yitirmiş, kendi kendisiyle cedelleşen; otomasyona bağlanmışçasına belli periyotlarla bütün kazanımlarını yitiren ve sürekli yeniden başlayan; sürekli enerjisini toprağa veren bu yüzden karşısına çıkan fırsat ve imkanları fütursuzca heba eden bir ülke olma lüksümüz yoktur. devletimiz olmazsa olmazımızdır. türkiye için demokrasi, sadece muasır medeniyet seviyesine ulaşmanın yolu değil, aynı zamanda devletimizin beka şartı olarak da stratejik bir tercihtir. hiçbir gerekçe, bu stratejik tercihin önüne geçemez. aksi tutum ve uygulamalar vatana ihanettir. bütün sorumluluk sahiplerine sesleniyoruz:
aklınızı başınıza alın!
"hakimiyet bila kaydü şart milletindir" denmişse hakimiyet bila kaydü şart milletindir. bu kabul duruma göre değişmez, değiştirilemez. türkiye cumhuriyeti devleti bu prensip üzerine inşa edilmiştir.
ülke yönetiminde yetki kullanan herkes ve her anayasal kurum yetkisinin kaynağını bu meşruiyet prensibinden alır.millet egemenliğinin yanında ya da üstünde egemenlik tanımı yapmak veya o yönde bir yetki tanımında bulunmak, devletin meşruiyet temellerine yapılmış apaçık bir saldırıdır.
bize göre bugün;
türkiye’nin sadece demokrasisi değil, devlet aklı ve devletin varlık temelleri de büyük tehlikeyle karşı karşıyadır.
içinde bulunduğumuz ve siyaset zeminini destabilize etmeye dönük sürecin müsebbiplerine soruyoruz;
fazla değil, kısa zaman öncesine kadar hükümet krizleri altında bunaldığımız dönemleri ne çabuk unuttuk? buna bağlı olarak, türk milletini bir gecede yarı yarıya fakirleştiren ekonomik krizleri ne çabuk unuttuk?
"yönetilmeyen ülke" aczi içinde irtifa kaybettiğimiz yılları ne çabuk unuttuk?
halkın hür iradesi ile tesis ettiği ve altı yıldır süregelen; bu ülkede yaşayan herkesin emniyet duygusunu günden güne pekiştiren istikrardan kim, niçin rahatsız oluyor?
türkiye’nin istikrarlı bir şekilde büyümesinden zenginleşmesinden kim niçin rahatsız oluyor?
ülke insanımızın demokratik bir zeminde gerçekleştirdiği birlik ve bütünlük projesinden kim niçin rahatsız oluyor?
dünyanın birinci ligine çıkmanın eşiğindeki bir türkiye kimleri, neden rahatsız ediyor?
bu sürecin müsebbiplerine sesleniyoruz:
bilmelisiniz ki, yapılanları hukuki bulmuyoruz, adil bulmuyoruz, ahlaki bulmuyoruz, insani bulmuyoruz! demokratik bulmuyoruz ve devlet gelenekleri ile bağdaşık bulmuyoruz!
halkın kahır ekseriyetinin iradesiyle oluşmuş bir siyasi tabloyu meşru bulmayanlar ve onu bozmaya çalışanlar bir kere daha düşünmelidirler.
yaşanan sürecin sonunda türkiye yeniden bir siyasi türbülansa girer ve bütün kazanımlarını bir çırpıda yitirirse;
halkımız yeniden, kronik bir fakirleşmenin kahredici pençesine düşerse;
türkiye bir kere daha dünyada izole olur, bir kere daha çağdaş dünyanın onlarca yıl gerisine savrulursa;
yeniden enflasyon patlar, işsizlik belası bir kere daha ailelerimizi vurursa,
türkiye’nin birlik bütünlüğü üzerinde yeni fay hatları derinleşir, yeniden kardeş kardeşin boğazına sarılırsa;
bütün bu kötülüklerin hesabını kim verecektir?
"geçmişte de böyle şeyler yaşandı. halk olup biteni sineye çekti" diye düşünenler yanılıyorlar.
artık yeter! bu sefer sineye çekmeyeceğiz!
bu sefer davamızın takipçisi olacağız.
bütün sorumluluk sahiplerine sesleniyoruz:
halkın iradesiyle ve halkın eliyle tarihe gömülmüş kirli ve kaotik bir siyaset tarzını yeniden bu ülkenin başına bela etmeyiniz.
bu millet yetkin ve mümeyyiz bir millettir.
o, kendi tercihlerini tashih etmeyi de her zaman bilmiştir, yine de bilecektir. o’na güvenin!
bu millete güvenin, demokrasimize güvenin, milletin engin devlet şuuruna güvenin.
bunlar bizim ortak değerlerimizdir. değerler sistemimizin tahribi bu ülkenin başına gelebilecek en büyük kötülüktür.
bu duygu ve düşüncelerle basın açıklamamıza katılan sivil toplum temsilcilerine ve siz sayın basın mensuplarına teşekkür ediyoruz.
tsubasayı tsubasa yapan hareket budur işte. 250 metreden dahi olsa hedefini şaşmaz. 1 değil 11 kaleci dikseniz o top o ağları delip geçecek arakdaşım başka yolu yoook.
"amerika 2003 te iraka girdi ve 1 milyonda fazla insanı katletti,
yüzbinlerce genç, çocuk, bebek sakat kaldı,
neredeydiniz ortak akilcilar ?
israil , filistine ambargo uyguladı, filistinde bebekler ilaçsızlıktan can verdi, elektrik olmadığından böbrek hastaları öldü.
neredeydiniz ortak akilcilar
amerika türk askerinin başına çuval geçirdiğinde,
tayyip erdoğan "kahraman amerikan askerlerinin sağsalim ülkesine dönmek için duaciyiz " dediğinde.
amerikadaki yahudi örgütünden "cesaret madalyası" aldığında,
vee en önemlisi, "amerikayla bağini kopartip" amerikasiz , dolayısıyla kansiz, gözyaşisiz yeni bir dünya kurmak için d-8i kuran, 54.hükümet iktidardan uzaklaştırılmaya çalışıldığında, 28 şubat döneminde,
neredeydiniz ortak akilcilar ?
yoksa ozaman amerika babaniz size müsaade etmedi mi ?
işte hodri meydan,
hadi ortak akilcilar afişlerinizdeki "baskı ve yasaklara karşıyız" ın yanına zalim amerika’ya ve işgalci israil’e de karşıyız yazın."
Bu site içerisinde yer alan bütün yazılar
tamamıyla doğru değildir, gerçeklikten çok ama çok uzaktır, hayal ürünüdür.
hukuki gereklilikler haricinde yazarlarımızın kişisel bilgileri üçüncü
şahıslarla hiçbir şekilde paylaşılmamaktadır. yazarlar otomatikman girilerinin
telif haklarını fatih sultan mehmet han a devretmiş sayılırlar bu yüzden pilot
olma durumunda girilerinizin silinmesini talep edemez, etsenizde sonuç
alamazsınız. "silmez isen ..." tarzında ifadelerde bize sökmez. zaten siliyoruz. İçeriğimizin bir
kısmı 18 yaş altındakilerin gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebileceğinden
sakıncalı olmakla beraber, kendimi olgun hissediyorum tarzındaki söylemlerden
hoşlanmayız, yalan yanlış bilgi verenler; sorumluluklarını kendileri almış
sayılırlar. Klinik deneylerce de sözlüğün bağımlılık yarattığı ortaya çıkarılmıştır. | sitemap