platonize aşkın sezai karakoç durağı 
bu başlık toplam 78 kez okunmuş.
 
olmaz olsun
  1. bir kalp ağrısıdır mona. ve yemyeşil bahçlerde açan bir gül kadar narindir sezai'inin monaya duyduğu aşk. ve kadife kadar yumuşaktır sözleri. öyle ya şair yüreği bu zımpara gibi kullanılsa da yumuşaktır. kessen dikine ayrılmaz ki şairin yüreği....

    bir kez olsun serinletmeden mona'nın dudaklarında dudaklarında bu kadar aşk yorgunu olmuştur sezai. belki aşkının temizliğinden belki de medeni korkaklığından olsa gerek tutmadan bir gün ellerinden o'nu yaşadı aşkı. ve karbon karğıtlarıyla, daktilolarla, fotokopi makineleriyle, topkyekün bir seferberlikle dolaştı mona rosa elden ele.

    aşkın en yetkin şiiridir mona rosa. tek taraflı da olsa bir aşkın ne kadar büyük olabiliceğinin kanıtıdır. nazım'ın sevmese ne çıkar dediği elmadır mona. ve bahçeden bir elma çaldı sezai. çok güzel görünüyordu ama bir kez olsun dişleri değmedi elmaya ve diliyle tadını alamadı elmanın. elmaya duyulan hasretti çektiği.

    seni sevmese ne olur elmasına yazılan en bütük şiirdir. platonize aşkın manifestosudur mona roza... kavuşamamanın acısıdır...


    mona roza, siyah güller, ak güller
    geyvenin gülleri ve beyaz yatak
    kanadı kırık kuş merhamet ister
    ah, senin yüzünden kana batacak
    mona roza siyah güller, ak güller

    ulur aya karşı kirli çakallar
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    mona roza, bugün bende bir hal var
    yağmur iğri iğri düşer toprağa
    ulur aya karşı kirli çakallar

    açma pencereni perdeleri çek
    mona roza seni görmemeliyim
    bir bakışın ölmem için yetecek
    anla mona roza, ben bir deliyim
    açma pencereni perdeleri çek...

    zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    bende çıkar güneş aydınlığa
    bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    seni hatırlatıyor her zaman bana
    zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

    zambaklar en ıssız yerlerde açar
    ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    işıksız ruhumu sallar da durur
    zambaklar en ıssız yerlerde açar

    ellerin ellerin ve parmakların
    bir nar çiçeğini eziyor gibi
    ellerinden belli oluyor bir kadın
    denizin dibinde geziyor gibi
    ellerin ellerin ve parmakların

    zaman ne de çabuk geçiyor mona
    saat onikidir söndü lambalar
    uyu da turnalar girsin rüyana
    bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    zaman ne de çabuk geçiyor mona

    akşamları gelir incir kuşları
    konar bahçenin incirlerine
    kiminin rengi ak, kimisi sarı
    ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
    akşamları gelir incir kuşları

    ki ben mona roza bulurum seni
    incir kuşlarının bakışlarında
    hayatla doldurur bu boş yelkeni
    o masum bakışlar su kenarında
    ki ben mona roza bulurum seni

    kırgın kırgın bakma yüzüme roza
    henüz dinlemedin benden türküler
    benim aşkım sığmaz öyle her saza
    en güzel şarkıyı bir kurşun söyler
    kırgın kırgın bakma yüzüme roza

    artık inan bana muhacir kızı
    dinle ve kabul et itirafımı
    bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    alev alev sardı her tarafımı
    artık inan bana muhacir kızı

    yağmurlardan sonra büyürmüş başak
    meyvalar sabırla olgunlaşırmış
    bir gün gözlerimin ta içine bak
    anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    altın bilezikler o kokulu ten
    cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    bir tüy ki can verir bir gülümsesen
    bir tüy ki kapalı gece ve güne
    altın bilezikler o kokulu ten

    mona roza siyah güller, ak güller
    geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    kanadı kırık kuş merhamet ister
    aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
    mona roza siyah güller, ak güller

    (kademinay, 28.06.2008 16:16)
del.icio.us a ekletechnorati ye ekleyinFurl a ekleSpurl e kaydet!Wong e kaydet!Yahoo ya kaydet!Google a kaydet!Facebook a kaydet!Asansör?