sorulara verilecek cevaplar hakkinda bir fikri olmayan ogrencinin içine düstügü durum.
sinav esnasinda önce sol yukari bakarak bir şeyler hatirlanmaya calisilir. o olmaz. sag yukari bakarak bir seyler uydurulmaya calisir. o da olmaz.
kalemle oynanir. a-d-e-o-b-p gibi harflerin icleri doldurulur. bu süre icinde bir yerden size ozel kopya gelmesi beklenir ya da ilham gelmesi. birinci durum olmayacak duaya amin demenin hicbir sey yapmayarak beklenmesi iken ikinci durum caresizligin biraz daha estetik kaygili halidir.
ancak tasarım sınavlarında işe yarar. diğer derslerde iki seçenek vardır; ya konunun ana hatlarını biliyorsunuzdur ve mantık yürütmeyle birşeyler çıkarabilir durumdasınızdır ya da bir önceki gece en iyisi ben şimdi yatayım sabah erken kalkar çalışırım sendromunun kurbanı olmuşsunuzdur.
burda ilhamdan kasıt kopyadır. test olan bir sınavda öndeki arkadaşınızdan gelen ve üzerinde şıkların yazılı olduğu silgiyi elinize aldığınızda ilham gelmiş demektir.
hoca sınavda içinde bir hayvan,bir anne ve bir çocuk olan bir senaryo yazın dediğinde çok beklediğimiz şeydir. 45 dakikalık sınavın 25 dakikası ilham gelsin diye geçer,daha sonra gelen ilhamla sınavdan 100 bile alınabilir.
örnek: fizik sınavı
2 saatlik sınavın 1 saattinde sorulara boş boş bakılır. kalan 1 saatte hafiften, galiba şöyleydi şurdan sürtünmeyi ihmal edersek, burdan bir dik indirirsek, diye atmaya başlanır. ucundan başından birşeyler yakalnınca insanın özgüveni yerine gelir. bütün kağıtları doldurur. sonra dd ile geçer öpüp başına koyar.
asla gelmeyecek birşeydir.gelecek olsa,sınav başlamadan gelir,beyinciğe yer eder,sınav başladığında da "istediğimiz sorudan başlayabiliriz"diyerek direkt yönlendirir.
gelir arada bir uygun hocaya uygun şekilde atarak ve bazı noktalarda ne kadar da yararlı bir ders olduğundan bahsederek* sınavdan gayet hakedilmeyen yükseklikte bir not alınır. geç farkedilirse yöntem kafa taşlara vurulur.
(°bkz: ben yandım siz yanmayın)
klasik bir sınavda kağıdı eline alıp son soruyu da okuduktan sonra gözler büyür ve "yok artık sıfır puan mı alacağım?" düşüncesiyle başlayan süreç.. bu süreç esnasında, kağıdın başında derin düşüncelere dalmış gibi gözükmekte olup kağıda daha çizik bile atmamanın ve dakikaların azalmasının stresinin yanısıra öğretmen her baktığında "hiç öyle bir niyetim olmamasına rağmen, şimdi bir de 'kopya bekliyor' gibi mi gözüküyorum acaba" düşüncesi de sarar. gerilim gittikçe artmaktadır.. hiç ilgi çekmediği için muhabbet falan ederek geçirilmeye çalışılan derslerin, öğretmenin uyarısıyla falan dinlenilmeye tenezzül edilen 3'er- 5'er dakikaları hatırlanmaya çalışılır.. psikoloji kitaplarında okunan "dinlemediğimiz sesler bile beynin bir köşesine kaydedilir.. ve gerekli yöntemler uygulanarak bunların hepsini gerektiği zaman bilinçüstümüze çağırmak (hatırlamak) mümkündür" öğretileri beyinde yankılanır.. kalan süre kısalıyor!.. kağıttaki tüm sorular baştan sona üçüncü kez okunulmuştur.. belki bazı ifadeler/formüller/şekiller/birimler çağrışım yapar: o anda dört elle sarılınılan psikoloji kitapları bilgileri (dinlemediğimiz şeyler bile bilinçaltımıza kaydedilir) tek umuttur... (tabi kopya çekmemek gibi prensibi olan ya da kopya çekmesinin mümkünatı olmayan bir pozisyondaki öğrenci için bu)