güneşlenmek zaten neresinden baksan sıkıcı bi iştir. sırf sonucu için katlanılır. bi defa baştan ayağa güneş yağına bulanmak gerekir, tam yağ işi bitti deyip şezlonga uzanmışken ay boynuma sürmedim, yok ayaklarıma sürmedim diyerekten tekrar yağ işine girişilir. tekrar şezlonga uzanılır güneş gözlüğü taksan yüzünde izi çıkacak diye tırsarsın, takmasan güneşten gözlerin yanar. binbir zahmetle şekilden şekle girerek kitap okumaya falan çalışılır. hadi tüm bunlar hayırlısıyla hallolsa bu sefer de sıkılır insan yahu! eğer uykun yoksa ne kadar yatabilir o şekilde. derken suda yüzen insanların neşesi, güneş altında yanmışken suyun serinliği cezbeder insanı ama yine de ya sabır denerek dayanılır. gün sonunda kavuşulacak bronz görünümün hatrına biraz daha yanılır.
ama eve dönüldüğünde hiç de bronzlaşmamış olduğu görülürse işte bu insanı çıldırtır. ilk başta nasıl olur ya türü tepkiler verilse de sonra neyse daha bi kaç gün tatildeyim nasılsa yanarım mantığı devreye girer, o an için rahatlatır.
esmer tenliler için saatlerce güneş altında gevremeye gerek duyulmadan üstesinde gelinen bir durumdur. gerçi esmer tenlilerin bronzluğa ne kadar ihtiyacı vardır bilinmez... ayrıca hiç krem sürmeden denizden çıkıp şezlonga uzanmak daha iyi bronzlaştırır.
(°bkz: tecrübeyle sabit)