sevdiğin senin sevenin değilse; kendi gözlerinden bile kaçırdığın ,boşluğa dalan,yaralayan bakışlardır.bir kere bakarsın,vazgeçersin,yine bakarsın.artık sevdiğinin sana gelmelerini bile istemezsin çünkü sonunda gideceğini bilirsin.her gidişi kabuğu sökülen bir yaradır.her seferinde "keşke arkasından değil de gözlerinin içine böyle bakabilsem" dersin içinden.ve sonunda "gitme" diyemediğin için o senin içinden geçer gider.(°bkz: lavinia)
gidenin arkasından bakakalmak derler ya işte öyle..
ağlamaklı haller bürünür birden bire. göz kenarında biriken damla aksam mı akmasam mı diye kararsızdır. sırtını dönüp gider ya dönüp bir kez bakar ya, gitme dersin içinden bin kez ama söylemezsin ya işte çok uzun sürecek bir yoksunluğun, telafisi zor bir kırıklığın habecisidir. ellerin yok ve de değerli gözlerin nasıl yaşarım sensiz ben gitme dersin ama bir kez daha bakar arkasına yüremeye devam ederken. bir zorunluluksa sebep elden gelen bir şey yoksa acımasız kadere söversin, sıcak güneş yanındadır sanki ve bileğinde ondan bir hatıra, denizin ve çocukların sesi gelmektedir. özlem az kalır, gitme!
içerisinde bulunulan duygusal ve ruhsal bütünlüğe göre ele alınması gereken ardından bakma dır. kimse kusuruma bakmasın, öyle bir nehirdeyim ki sular romantik akımın tersine akıyor. ben bundan sevgilinin kıçına bakmayı anlıyorum. hani erkekler yapar böyle, kız arkasını döndüğü an odaklandığı bir nokta, özür diliyorum.
her zaman seven tarafın yaptığı eylemdir. çünkü sevdiği gitmeden o hiçbir yere gidemez. konuyu, konuşmayı uzattıkça uzatır birkaç fazladan dakika için. sadece biraz daha sevdiğiyle kalabilmek için. sevdiği kişi gittiğinde de uzun uzun bakar arkasından, hüzünlenir, bir sigara yakar.
seven erkek; son kez görmek için bakar.
maço erkek; biri hatunu kesiyormu, laf atıyormu diye bakar.
abazan erkek; hatunun kaba yerlerini!! görmek için bakar.
sallamayan erkek; zaten bakmaz.