kaldırıp beyaz, güzel kıçını seveceksin ha!(zenci replikleri tadında aşağılanmış sevgi sözcükleri)
ısınmaktan üşeniyor musun?
uğraşmaktan, çabalamaktan... emekten bir de, emek vermekten? namına sevgi denilen şey, üşengeç zamanlarına mı denk geliyor her daim?
aldıkların büyüktür verdiklerin matematiğinde işliyorsa zihnin, sen otur oturduğun yerde, sevme daha iyi. tembelliğin sana daha çok şey kazandırır böylece!!
sevince neler olduğunu görmüş ve artık sevmeye hali kalmamış bünyenin içinde bulunduğu durumdur. düşünceler şöyle gelişir:
abi şimdi yine bir seversem,
düşün dur ne düşünüyor, ne istiyor, derdi ne,
nasıl çözülür bu sorun, ben bir gideyim canı sıkkındı, bakayım,
ben onu kıskanırım, o beni kıskanır,
aman şunu yapayım sevinsin, mutlu olsun,
bak bu onun da çok hoşuna gider onu da getireyim,
siz gidin ben onunla giderim o da görmek istiyordu,
ah canım bugün hasta olmuş gidip bakayım,
benim keyfim yok bugün o çok üzgün,
vs.
aslında bir tür savunma mekanizması . mesele sevmeye üşenmek değil, yeni bir ilişkinin getireceklerinin götüreceklerinden fazla olmasından korkmak. yoksa kimsenin, gerçekten seveceğini ve sevileceğini bildiği takdirde '' olmaz mahmut, sevmeye üşeniyorum ben şimdi, başka zaman...'' diyeceğini sanmıyorum.
sevmeye üşenmekten çok sevgili olma olayına üşenme durmudur.aman derdiydi işiydi gücüydü ben kendi başıma da seviyorum işte.bu ne kadar mutlu eder o tartışılır. dert tasa istemeyen bünye için artık bunu dedirtir.
çünkü korkar aslında tekrar sevip aynı şeyleri yaşamaktan; - ve aynı şeyleri tekrar yaşamamak için çabalamaktan.
fakat eninde sonunda cesur olmak gerekir. yaşadıklarına üzülüp acı çekmek değildir acizlik; - bunların üstesinden gelememektir. "aciz olmak" anlamı ve "neden aciz olunmaması" gerektiği, kişiye kalmış.