prensesi her bölümde tekrar ve tekrar kurtardığımız ve bitirene kadar bunun sonu varmı dedirten ve hatta cıkmaz bölümü olan 4-? biri tam hatırlamıyorum cocukluğumun oyunu.
çocukluğumu sömüren ve arkadaşlar arasında yarış haline gelen platform oyunudur.mario nun tipi de gariptir.aşçı şeklindeki tuzluklara yada diferansiyel hocası olan şahmorov(°bkz: avcılar kampüs)a benzemektedir.
ömürden ömür çalar ama yinede zevklidir.
commodore 64`ün moda olduğu zamanlarda severek oynadığım,fakat bilgisayarın bozulmasıyla uzun süre uzak kaldığım,zaman zaman krizim tuttuğunda internetten oynadığım basit ama bence çok eğlenceli oyun.
bağımlılık yapan, küçükken oynamaktan bıkmadığım, hala adını duyduğumda gülümsememi sağlayan oyundur çünkü bana çocukluğumu hatırlatır. orta hazırlıktayken bir servis şoförümüz vardı. aynı süper mario` ya benzerdi. adam bir efsaneydi.
hayat mantarları, normal mantarları, nerde ne kadar altın var, nerde yıldız çıkıyo, hangi bölümün ejderhalı bölümünde hangi şifreler var hepsini ezbere bildiğim ve defalarca bitirdiğim çocukluğumun müthiş oyunu ve kahramanı.
fen bilimleri merkezi dersanesinin matematik hocalarından mehmet yüksel in lakabıdır. bıyıklarına fön çektiği rivayeti kulaktan kulağa dolaşmakta, bütün fen bilimleri hayrete düşürmeye devam etmektedir.
sürekli mantar ezen, tuğlalara kafa atan, yıldız kapmaya çalışan,kaplumagalara karşı garezi olan,su tesisatçısı,bodur,kırmızı giyimli,pos bıyklı önceleri video oyunu,daha sonraları film karakteri.