gidenin arkasından bakakalmak... yapamadıkların için pişmanlık duymak... toprağa gömmek.. artık olmayacak olmasına alışmak... çok sevdiğin biriyse parçanı kaybetmek içinden bir yerlerden... bi süre uzaklaşmak herşeyden.... sessizliğine sesinin olmayışına alışmaya çalışmak... onunla birlikte yaptığın herşeyi öldürmek.... çünkü aynı şeyleri yaptıkça kendini de öldürüyorsun bi yerde.... belki de kaldıramamak bunu... bilinmezlik...
ölüm, bir son olmayıp; madde âlemden, maddeötesi âleme geçişten başka bir şey değildir! yani bir dönüşümdür. kişi ölmez, ölümü tadar, yaşam boyutunu değiştirir.
Ölüm her aklına geldiğinde ah edip vah edip inleme! bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın. ecel kapını çaldığında eve telaşa verme çünkü o geldiğinde sen gitmiş olacaksın.
düşünürken bi andan sonra bağlantının koptuğu, anlamsızlığın başladığı, tasavvur-ötesi organizmal edim. bence ölüm, fişin prizden çekilmesi gibidir: ardı sıra evveliyatın varoluşu söz konusu değildir.
ölüm ölüm dediğin nedir gülüm ben senin için yaşamayı göze almışım gibi bir szçde de bulunmayı hak etmiş eylem ... aslında gerçekten de ölüm yaşamdan daha kolay..
gece yatmadan ölüm anının geldigi dusunulurse uykuların kacmasına sebep olacak fakat bazen dalga gecme amaclı tekerlemeler konu olan herkesin yasacagı olay(°bkz: hayat fani ölüm ani bir kere versen ne olur yani)