ölmek: hayatın sona ermesi; bir daha nefes alamayacak, içemeyecek, yiyemecek, öpüşemeyecek, sevişemeyecek, yürüyemeyecek, koşamayacak, oturamayacak, yatamayacak, markete gidemeyecek, tatile çıkamayacak, çalışamayacak, sigara tüttüremeyecek, bira içemeyecek, marihuana saramayacak, gitar çalamayacak, araba kullanamayacak, itemeyecek, kakamayacak, sözlükte yazamayacak, eksi oy alamayacak v.b. olayların hiçbirini bir daha hissedemeyecek, yaşayamayacak olmaya; son olarak birileri tarafından toprak altında bırakılıp üzeri örtüldükten sonra orada uzunca bir süre beklemeye verilen ad...
bazen bir tercihtir.geçmişinle ve şuanınla yaşamak istemeyip geleceğini de reddederek belki de kendin karar verirsin buna.yaşamdan daha kötü olduğunu kimsenin iddia edemeyeceği gibi iyi olmadığını da iddia edemez.
ve bazen kim olduğumuzdan şüpheye düştüğümüzde,acıdan kaçmak istediğimizde-geçmişin pişmanlığıyla yaşamayı hala öğrenemediğimizi farkettiğimizde arzularız belki onu.
uğruna bir elli yıl kadar daha yaşamak istediğin bir şey olduğunu farkettiğimizde,yaşamak kolay geldiğinde ve anlık mutluluklara kaptırdığımızda kovarız onu elimizde taşlar sopalar.
ama aslında o gelmek istediği zaman gelir gitmek istediği zaman gider.sadece kendimizi avutuyoruz.
hani bilinmeyen şeyler vardır ya, ondan işte... inanca göre kulaktan dolma bilgiler vardır, herhangi bir inancı olmayanlar da ölesiye korkar zaten ölümden. garip şeydir, bazen tatlı bir çekimi olur kendine ama bünyenin bir hayatta kalma içgüdüsü vardır ki el vermez o kadarına.
inancıma göre ruhun bedendeki allah tan ayrılık halini bitirip tekrar allah a kavuşmasıdır. insan zaman zaman aşık olur. bir başka ruh taşıyan bedene yani bir bireye vurulur. sürekli onunla beraber olmak, onunla konuşmak, onu görmek ister. bilinçli kişiler bunun aslında allah a duyulan özlem olduğunu bilirler. o bireyi sevmeden allah ı da sevemeyeceklerini bilirler. o birey de kavrulurlar, yanarlar, pişerler. her saniye onunla bir olmak isterler. tıpkı "bende"nizde olduğu gibi. işte bu yük öyle bir yüktür ki sanki eliniz de yanan bir alev vardır, yakar da yakar sizi. ama düşürürseniz o ateşi, herşeyi kaybedeceğinizi de bilirsiniz. bırakamazsınız, küsemezsiniz, kızamazsınız. pervaneler gibi ne aleve yaklaşıp aşkınızı itiraf edebilirsiniz, ne küsüp terkedebilirsiniz sevgiliyi. döner döner dönersiniz. o anlar mı sizin ona aşık olduğunuzu bilinmez. ima edersiniz zaman zaman, ama anlıyor mu bilemezsiniz. yorulur, tükenir, yıpranır, bitersiniz. anlamasını, ona kavuşmayı istersiniz. ondan bir ses, bir haber için mevlana gibi canınızı vermeye hazırsınızdır. bu işin sonunda ya ölerek sınavı kazanırsınız, ya yaşayarak kaybedersiniz.
bunun aksine kabir hayatının başlangıcıdır. ahiret hayatının başlamsı için ahiretin gelmesi gerekmektedir. daha kimse birşey üflemedi. ölmek ahirete kadar bekleme sürecidir. bu beklemenin insanın sevap ve günahlarına göre çok uzun ya da cok kısa geçmesi olasılığı vardır. kabir hayatı denilen sürenin başlangıcıdır. doğmanın tersidir ölüm. biri dünya üzerimizdeki hayatımızın başlangıcı, diğeri de sonudur.