okulda defterime, sirama agaçlara, yazarim adini
okunmus yapraklara, bembeyaz sayfalara yazarim adini
yaldizli imgelere, toplara tüfeklere, krallarin tacina
en güzel gecelere, günün ak ekmegine, yazarim adini
tarlalara ve ufka, kuslarin kanadina,
gölgede degirmene yazarim.
uyanmis patikaya, serilip giden yola,
hinca hinç meydanlara adini ey Özgürlük.
kapimin esigine, kabima kacagima, içindeki aleve,
canlarin oyununa, uyanik dudaklara yazarim adini.
yikilmis evlerime, sönmüs fenerlerime, derdimin duvarina,
arzu duymaz yokluga, çirçiplak yalnizliga, yazarim adini.
geri gelen sagliga, geçen her tehlikeye,
yazarim ben adini, yazarim.
bir sözün coskusuyla, dönüyorum hayata,
senin için dogmusum, haykirmaya.
ey özgürlük!
nerde ellerin albumunden isigin yansimasi eseri. * şiir : afşar timuçin/müzik : murat Özyüksel biraz güllerin çocuk yüzlü durgun güzelliğine, biraz denizlerin ufuklarda başlayan bitmezliğine benzeyen özgürlüğün hayaliyle demisler dillendirmislerdir..
kuşlar özgürlüğü kanatlarıyla yazarlar
göklerin serin mavisine
Özgürlük biraz benzer
güllerin çocuk yüzlü durgun güzelliğine
Özgürlük biraz benzer
denizlerin ufuklarda başlayan bitmezliğine
beyazlara çizilen yorgunluk
silinir martıların korku veren sesinde
ne varsa göklerde var
ovalardan ufuklara kadar
ne varsa gözlerinde
özgürlük nedir?
özgürlük; sonuca katlanmaktır.
yaptığın eylemin sonucuna paşa paşa katlanmaktır.
adam öldürdükten sonra teslim oluyorsan adam öldürürken özgürdün.
özgürlük; göze almaktır.
balkondan atlarken ölmeyi göze alıyorsan, buyur atla, özgürsün.
ekose pantalon giyebilmek
saçlarını olabildiğince dikleştirmek
converse giymek
gotik olmak
sayısız küpe takabilmek
sarhoş sarhoş dolaşabilmek
bağıra çağıra şarkı söyleyebilmek
kızlı erkekli rahatça dolaşabilmek
saçını uzatıp şekilli sakal bırakabilmek
istediğinde sinemaya gidebilmek
sokakta kız arkadaşını öpebilmek
sloganlarla dergi satabilmek
kafelerde oturup arkadaşlarla tartışabilmek
kitapevlerini bir bir dolaşabilmek
binaların tepelerinde manzarayı seyredebilmek
sabahlayabilmek
sokak ortasında ağlayabilmek
kahkahalarla gülebilmek
kaldırımları tribüne çevirebilmek değildir.
arkadaşlarım,dostlarım;özgürlük ta bunların başında olan birşeydir.özgürlük, bunların hepsini yapabileceğiniz meydanlarınızı,kaldırımlarınızı yani sizi sosyal bir hayvan haline getiren şeyleri ve aslında kendinizi elinizden almaya çalışanlara karşı,o içi çürümüş yobazlara karşı durabilmektir."yapamazsınız,yaptırmayız" diyebilmek ve yaptırmamaktır.
26 mart 2007 günü atatürk`ü bizden almaya çalışmalarına karşı insanlar toplandılar *.ama korkarım k,i ben o başta saydığım "özgürlükler"i icra edenleri göremedim.zannımca bir bilet fiyatına 2 bilet alabilmeleri bunun bir nedeniydi.ama gelin şu soruyu soralım kendimize.
ya birgün ses çıkartmazlığımız yüzünden o bileti de alamayacak duruma getirirlerse bizi?
ya sinema yerine zorla camiiye gideceğimiz günler kapıda ise?
"özgürlük mahkum olduğumuz, dolayısıyla hiç elde edemediğimiz şeydir"
sartre
"özgürlük, kendini bir yere, birşeye bağlamak değil ise o zaman ne işe yarar ki!"
cemil meriç
imkansız olan kavram. evet özgürlük imkansızdır. özgürlük sadece hayatın belirli bölümlerinde insanın belirli bağımlılıklardan kurtulduğunda hissettiği geçici bir duygudur. yaşam size yeni beğımlılıklar hazırlamış sizi bekliyordur hatt_ı zatında. insan da aslında özgürlüğünü özgürleşememe olgusu içinde kısır bir tanıma hapsetmiştir. zira onun için işi ya da eşi olmadan özgürlük olmaz. ne diyordum? fazla felsefeye gerek yok. sonuçta özgürlük imkansızdır. evet!
gün geçtikçe milliyetçilik,faşizm,felsefe,sağcılık,solculuk,bilim,laiklik,inanç... gibi kavramların esiri olan hayata başlarken ve bitirken tek sahip olduğumuz irade.marx özgürlük için kendini yöneten güçlerin farkında olmak demişti.*
1 gece boyunca nezarette bekledikten sonra farkına vardığım muazzam ötesi duygu. bambide hamburger yemek hiç bu kadar anlamlı olmamıştı.
(°bkz: bambide sarımsaklı hamburger yerken ağlamak)