ağlamaktır..gerçekten ağlamaktır.
üzülmek sanırsınız değil mi en kötüsü? birisinin sizi üzmesi sanırsınız? "üzülmek istemiyorum tekrar" , "üzülmekten korkuyorum" dersiniz. hayır hayır gerçekten ağladığınız zaman üzdüğünüz zamandır. birini üzdüğünüz zamandır... çok sevdiğiniz, belki de hiçbir zaman ne kadar çok sevdiğinizi anlayamadığınız, anladığınız an ise çok geç; o çoktan üzülmüş, siz ise... daha onu ne kadar sevdiğinizi yeni anlamışken, birden aptal kafanıza dank etmişken... tüm hatalarınız ömür boyunca, tüm pişmanlıklarınız, tüm saçmalıklarınız, tüm üzdükleriniz akar gözleriniziden o "her şey" olmuş ama "hiç" fark edilmemiş insanı, canınızı üzdüğünüzde. o üzüldüğünde...üzdüğünüzde...
gerçekten tüm şımarık göz yaşlarından öte, gerçek damlalarla ağlarsınız "onu" üzdüğünüzde...
siz, sizi biri üzdüğünde üzüldüğünüzden daha çok (burda sonsuz çok var) üzülürsünüz. üzülmek bile değildir bu.. bir fark ediştir, bir ağlayıştır, bir çığlıktır, bir suskunluktur, bir titremedir, hıçkırıktır...
özür dilemek bile saçmaysa eğer, geriye tek bir şey kalır;
hayata dair insana dair yapılan olumsuzluk ve mutsuzluk veren davranıştır.kimse belki de isteyerek üzmek istemez kimseyi ama bazen bencillik bazen maddiyat bazen de hayat şartları karşı tarafı üzmemize yol açar.hayatta herkesi memnun etmek çok zordur belki ama elimizden geldiğince insanları mutlu etmek elimizdedir.
aynı zamanda üzülmektir. karşındaki üzülüyosa eğer -hele bir de onu sen üzüyosan- sen de üzülürsün, eğer içinde insanlık namına bişeyler varsa, odun değilsen.. ne yapmak lazım bilemiyorum.. o üzülmesin diye kendine feda etmek mi, yoksa gözünü kapatıp ezip geçmek mi.. iki taraf da üzülmeden istenilen sonuca varmak mümkün mü..??