yaşanan kötü olaylar sonucu içte hissedilen ve sökülüp atılamayan,en somut his.öyle somut ki başka hiçbir hissi yoğunlaştırıp-somutlaştırıp gözyaşı şeklinde dışarı atamıyoruz..
acıdan doğar insan,aşktır insanı acıtan diye düş sokağı sakinlerinin bir şarkı sözünü aklıma getiren can yakan his. insanı büyüttüğü doğrudur kanımca fakat böyle büyütmek mi olur be sözlük *
iç organlarının sıkıştırılması kalbinin eridiğini hissetmek gözlerinin yaşarmasına rağmen ağlayamamak ya hıçkırıklara boğulmak boş bakışlara sürüklenmek gibi bir şey...
gövdenin içinde bir ates hissetmektir. gözyaslari bu atesi söndürmek istercesine hiç durmadan akar. tanriya yalvarir bu acinin dinmesini istersiniz. katlanilmasi güçtür. siddeti arttikça izleri de büyür.
yemesi güzel lakin çıkarması pek zordur. dübürde 1-2 gün süreli şiddetli yanmalara sebep olur. mideyi bozar bağırsakları bozar kalbi bozar bi faydası yoktur sanırım. fakat yemesi çok zevklidir.
"varlığımızın dolaysız amacı acı çekmek olmasaydı, yeryüzünde bulunuşumuzun hiçbir nedene dayanmadığını kolayca söyleyebilirdik. Çünkü, hayatın derinlerinde yatan ve sefilliğimizden doğarak dünyayı dolduran acıların, gerçek bir amaç değil de rastlantı olduğunu ileri sürmek saçmadır. tek tek ele alındıklarında, her mutsuzluğun bir kuraldışılık olarak görülmesi kabildir, ama genel olarak ele alındığı zaman, mutsuzluk ve acı, kural dışı değil kuraldır"
(°bkz: schopenhauer )
(°bkz: aşkın metafiziği)