vukuu buldugunda hayatin sonu gibi gozukebilmekle birlikte aslinda zamanla basiniza gelmis olduguna sevinebileceginiz, olmasi gerekiyormus diyebileceginiz durum.fakat diyebileceginiz sozune dikkat cekiyorum bazi durumlar bu onermeyi karsilamayabilir tabii.
pana filmin kurtlar vadisi terörden sonra hazırladığı 13 bölümlük yeni dizi projesi. dizinin konusu 1970 türkiye'sinde yaşanan ermeni diaspolası ve asala cinayetleri, bir ermeni kız ve bir türk gencinin yaşadığı aşk olacakmış. kurtlar vadisi terörden daha iddialı olacağı da söylentiler arasında.
söz ve müzigi soner arıca'ya ait olan ve soner arıca'nın okan bayülgen'le düet yaptıgı parca. okan bayülgen'in sesi cuk oturmustur kanımca. zira yerine baska bir sesi düşünememekteyim bu parçada.
duracagim burada
gidisini seyredecegim
kipirtisiz, sakin gibi gorunecegim
kavgasiz olacak, firtinasiz olacak
sacma sapan olacak
organlarim birbirine vuracak
arkandan sessiz bakacagim
ben yine salagi oynayacagim...
gonlume bir kor duser
gitme oyle zamansiz
once hayaller biter
yanar kulsuz dumansiz
baharlar hic gelmez
mevsim hep kis olur
gunlerime gunes dogmaz
hislerim uyur
dilimden hic dusmez
adin hasret olur
yuregimde sizi dinmez
gulmek guc olur
ayriliklar yara acar yara ustune
yagmur aglar sensizlige ic cekisime
sensiz olmaz bu yerlerde dunya dar olur
eger gidersen bu aska cok yazik olu
* hiç geçmeyecekmiş gibi gelen ama hep geçen, insanın iç organlarının sanki birbirine yapışmış ve kaburgasına batıyormuş gibi hissettiren, ağlamamak için kasıyorsan kafanda zonklama yaratan, geçmesi için beklemekten başka birşeyin çare olmadığı durum.
show tv'nin yeni dizisi. başrollerde fadik sevin atasoy ve kurtlar vadisi'nde abdülhey* karakterini canlandıran arkadaş oynuyor. şimdilik* oldukça başarılı gidiyor, umarım böyle devam eder.
dün sen gittin...
ben gittim...
bakakaldım camdan boşluğa...
kızdım sonra kendime neden böyle güzel bir günden sonra bunu yapıyorsun kendine neden illede üzüyorsun kendını diye... biraz müzik dinleyeyim dedim açtım notlarımı, kitabımı, taktım kulaklığı, ne olsa beğenirsin? ne kadar dokunacak şarkı varsa, ne kadar cuk oturan, hepsi çaldı (belki de ben ne duyarsam sana yorduğum içindi bilmiyorum) hatta aklımda tutayım söylerim dedim ama uçtu gitti çoğu sadece en sevdiklerimi hatırlıyorum, hala kulağımda... bir an önce bitirdim yazımı kapattım gözlerimi uyurum diye belki, ama uyumadım, uyuyamadım düşündüm durdum ne düşünceğimi bile bilmeden. zaten ne düşüneceğimi düşüncek vaktim olmadı, ardı arkası kesilmeden geldiler hepsi, bir sürü alakasız ama bir o kadar da yoran şey...
sabahın ilk ışıklarıyla girdim istanbul'a, ben hep sevmişimdir yoldan geldiğim sisli sakin sabahları, ama belkide uzun zamandır ilk defa bu kadar ayaklarım geri geri gitti, bu kadar somurttu bana sokaklar... işte böyle geçti benim dönüşüm hatta belki de dönemeyişim... bana o kadar uzak kalmıştı ki bir yerden gitmemeyi, birvyere gelmemeyi istemek çok şaşırdım hala da şaşırıyorum...
bunu yapan, yaptıran sana şaşırıyorum, başından beri böyle olmasın diye mücadele ettiğim kendimin yenilişine şaşırıyorum (ve hatta bunları sana yazabilmeme şaşırıyorum)... bana bütün bunları uzun bir zaman sonra bu kadar gerçek yaşattığın için teşekkür etmek istedim aradım ama sanırım tek diyebildiğim sınava gidiyorum işte gibi gevelemeydi...
iyi mi yoksa kötümü bilemedim, aptal etti beni bu kadar düşünmek sanırım ama sonunda bir baktım bütün gün gülümseyerek dolaşıyorum etrafta... buradaki yalnızlığa inat bir kaç saate sığdırdığmız şeyleri düşünüp mutlu oldum ama şimdi odamda oturup yeniden farkına varınca yokluğun, yokluğumuzun bir garip oldum... ben seni çok özledim...
ama bu yetmiyor biliyorum, seni özledim demek, seni düşünüyorum demek, aklım sende kaldı dönemedim ben demek, yetmiyor yetmez de... ama söylemeden edemezdim edemedim de...umarım idare edersin...
tüyleri her nedense diken diken eden sözcük.kimden olduğu değil olayın kendisi çok acıdır.bir yaşanmışlık geride bırkılıyorsa her güzel saniyesi gözlerinde,gözlerinde yaşlar ilmek ilmek adamı çözen lanet bir şeydir.
hayatımda hiçbir ayrılığı sevmedim,oysa ayrıldıklarımı çok severdim.
birikiyor hüznüm giderek.
savuruyor dalgalanmaları peşi sıra. dönüp dönüp çarpıyor acımasızca, kayalara dalga kendini. rüzgar bir şarkı tutturmuş gidiyor. mevsim güz mü ne?
arayanlar aramaz olmuş geçen zaman içinde. gidenler hiç dönmemiş yıllar geçtikçe. insanlar susmuş saatler konuşmuş; bitmemiş sözcükleri. bir seven hep varmış bilinmezliklerde yitmiş, bulunamamış.. bir kalıntı bir iz bırakmamış. yararlı ne kaldı ki şu evrende? oysa tertemiz kalmak; sadece içindeki sevgiyi büyütmek, her sabah aşka uyanmak, içindeki çocuğun sesini dinlemek ne güzel olurdu. geçmiş zamanlarda kaybolmuş sevdamız. şimdiki zamanlar hep dar gelmiş ve -mışlara,-muşlara sığınmışız, çemberimizin sınırsızlığına yenilmişiz. geniş zamanlarda düşünemeyecek kadar bugünü yaşamışız, isimsiz sokaklarda kalmış kahkahalarımız maziye bakınca.
öğretilmemiş olgular, bitip tükenmeyen isteklere vurunca boşluklar çıkmış karşımıza bir bir. ayrı geçen bir anı bile kıskanırken birbirimizden ayağımıza dolaşmış sözcüksüz gitmeler. neyi bitirdik biz? sorusunun cevabını ararken kader deyip sessiz haykırışlarımız olmuş. oysa hiç keşfedilmemiş bir sevdaya adım attığımızı sanırken yaşanmışlık kokan gülümsetmeyen anılara gitmişiz, bilmeden.
ayrılık kaçmaktır bir türlü.. ve sen arkanda bırakacağın enkazı düşünmeden kaçtın!
sen ayrılığını mühürlerken, toplarken mektuplarını her nereye gidiyorsan beni de koydun içine.
giderken balıkçı kayıkları, usulca yüreğimden akansın ve sen giderken beni şu sahil kasabası iskelesinde yalnız bırakansın, akıtarak içine yaşlarını.
ayrılık zor şey en güzel, ilkay akkaya'nın şu parçası anlatıyor bence;
ardımda bırakıp gül çağrısını
ayrılık anı bu sisli şarkıyı
ırmaklar gibi akıp uzun uzun
terkediyorum bu kenti
ahhhh ölüler gibi
şarkılar bir çığlığa sığınmaksa şimdi
sonsuz bir yangın gibi
sevmesem öyle kolay çekip gitmek
yaralı bir kuş gibi
kumral bir çocuğun yaz öyküsü bu
şarkılarla geçtim aranızdan
yalnızlar gibi susup uzun uzun
düşlüyorum bu kenti
ahhhh bir ağaç gibi
şarkılar bir çığlığa sığınmaksa şimdi
sonsuz bir yangın gibi
sevmesem öyle kolay çekip gitmek
yaralı bir kuş gibi.