en yakın arkadaşlarınızdan biri çookk dertlidir... hata öyle dertlidir ki sürekli "yol gösterin, akıl verin" der... işte o zaman devreye empati girer.. tabi yapılabilirse ona deliler gibi acı çektiren, gözyaşlarına boğan, gözlerinizin önünde arkadaşınızı eriten, nefret etmeye başladığınız, görseniz bi kaşık suda boğabileceğiniz insanın bile yerine koymak zorunda kalırsınız kendinizi... ben o olsam... ben o şerefsiz olsam... ben onun gibi yapsam... ama o neler çektirdiğini, ne hale getirdiğini bilmemektedir... o yüzden ne o olabilirsiniz ne akıl verebilirsiniz...
empatinin bittiği an da buandır... burdan sonra sadece gözyaşlarına ortak olup ona destek olmaktan başka çareniz olmadığını anlarsınız...
kendini karşıdaki kişinin yerine koyup, onun baktığı açıdan bakabilme şeysidir. ama kesinlikle karşıdaki kişioğlunun fikirlerine uyacağın anlamına gelmez.
sosyal zekanın en önemli göstergesidir. karşımızdakini anlamaya çalışırken, olayları onun bakışıyla görme ve değerlendirme yeteneğidir. iyi iletişim kurmanın ilk adımıdır ve genellikle aklınızın yanına yüreğinizi de koyduğunuz için doğruyu bulursunuz ve faydalı olursunuz.
empati sözcüğünü de içi boşaltılmış bir kavram olmaya doğru itmekteyiz. pozitif enerji gibi, canım gibi, sevgilim gibi yerlere düşecek yakında. oysa daha ağızdan çıkarken mutluluk hissettiren çok anlamlı sözcükler bunlar. tüketiyoruz herşeyi, hadi hayırlısı...
adam fawer'dan nam-ı diğer olasılıksızın yazarından bir başka kitap.
günümüz insanlığının huyu (kendinden başka kimsenin duygularını önemsememe) sebebiyle çok sattığına inandığım, anlattıklarının olağanüstü, mükemmel vb. bir yanının olmadığını düşündüğüm kitap. okursan birşey kazanmazsın, okumazsan birşey kaybetmezsin.
olasılıksız kitabının yazarı adam fawer ın 2.kitabı. - bir sürü kitabı mevcut ama olasılıksız kariyerinin zirvesi- . olasılıksız kadar haz , heyecan , adrenalin vermeyen kitaptır.