bir kaçıştır.
bazen kapının tık etmesi..
bazen zorundalık ama hep zamansız.
başka bir tende hissedersin ya da bir başka deniz kenarında.
bilmezsin ki arkanda bıraktıklarının da senle geldiğini..
sevdiklerin ve sevmediklerinle tüm kabul edemediğin gerçeklerinle geldiğini göçtüğün yere.
göç..
göç gözlerde başlar.
beyin karar verir ve kalp onaylar.
yüzleşmeye güç yoktur ve giyilmez eski kıyafetler.
aynı suda iki kez yıkanılmayacağını öğretir sana ve hep yeniye duyduğun susamışlığı; eskimeyi öğretmeden.
gitmek kaçmaktır bazen.
dönüşü düşünmeden bi bilet kesmektir hayatına dair herhangi bir yere.
ve sana bir hediye verilir senden: çokça gözyaşı.
gitmek ..
ardına bakamadan iki kelime etmeden gitmek..
bu yalnızlıkla bu bilinmezlikle dolu gözlerle
yıldızlara bakıp onları usulca hissetmeden ..
titreyen ellerinle hayata bi kez dokunmadan
her gün biraz daha derinden
her gün biraz daha birazlaşarak
gitmek?
kimsenin haberinin olmadığı, kimsenin bilmediği bir gün, bir an, bu kararı vermektir. yanına en sevdiğin şarkıları alıp, sırt çantana aile fotoğrafını koyup hayat değiştirmektir. yazdıklarını, söylediklerini alıp, iç cebine koyup, arkana bakmadan, bütün ruhunu mavi denizlere saçarak, ayrılmaktır. büyük bir cesarettir belki de, kaybolmayacak histir. sahibinden hayatlar satmaktır, zerre komisyon almadan.. yeni hayatlar kurup-yıkmak, bir yudum rakıda unutmaktır herşeyi. günlerce uykusuz, gecelerce ağlamaklı düşüncelerdir. göz kamaştıran otoban ışıkları, mahalle aralarındaki umutsuzluktur.. gitmek; çok acıdır, üzüntülüdür, hüzün verir keza. hayal edip, unutmaktır. ağlamaktır. gitmek, bir geminin güvertesinde kıyıdaki kalan'ları izleyerek, hayatsal sorgulamalara mahal vermeden.. kalmamaktır, ne kadar kalmak istesen de kalamamaktır.. çimenler, kuşlar ve hüzün dolu şakıyan sakalardır, en acıklı şarkıdır. gitmek; büyük kumardır. sakindir, ama kararlıdır..
toz konduramadığın karanlıkların, bembeyaz karla kaplanmasıdır..
kalan için zor,giden için dayanılmaz olandır.herşeyini,sevdiklerini,anılarını,paylaştıklarını bırakıyorsundur arkanda.bir sigara dumanında tütüyordur bütün anılar gözünde.son nefes derin çekilir.artık yeni bir hayat vardır önünde.alışmak lazım gelen.ve alışkanlıklarından kopmak.kalanın üzüntüsü sınırlıdır,ancak giden için herşey başkadır bu durumda.son elvedayı yapmak bile gideni yaralar.şu mısradır belki bir avuç kuru avuntu bırakan arkada:
ayrılıklar seni umutsuzluğa
düşürmesin,
bir daha buluşmak için
bir elveda gereklidir.
ve bir daha buluşmak,
dakikalar ya da ömürler sonra,
dost olanlar için kaçınılmazdır..
bazen yapılan en doğru şeydir.
...
gitme vakti gelen gidecek.
boş bir gökyüzü gibi gelecek olanları bekleyeceksin.
kederle, hüzünle ve sabırla.
gitmenin bir mevsimi var
...
artık demir alma vakti gelmişse zamandan
meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
hiç yolcu yokmuş gibi alır yol
sallanmaz o kalkışta ne bir mendil,ne de bir kol...
.
.
yavaşça ellerimi çekip, eteğimde ki tüm taşları döküp gitmek istiyorum. nereye olursa, kime olursa. ama dökmem lazım elimde avucumda ne kalmışsa. iyi de bırakacağım bir şey kalmamışsa eğer? ben bırakamadan onlar beni bırakıp gitmişse? ama formalite ya bu bırakmam lazım bir şeyleri. elimdeki tek şey hislerim aslında. onları döksem mi acaba ortalığa? sonra gidebilir miyim? içim bulanıyor sürekli. çıkarıp gitmeliyim ne varsa içimde o zaman. ruhum içindekilerle beraber çıkmak istiyor. direniyorum... aklım isyanda. o kadar kolay değil dercesine bastıyor ruhumu. gitmem lazım ama bir şeyleri bırakmadan olmaz. o an ruhum dilimin ucundan akıp gidiyor işte...
seni seviyorum...
tamam bitti. gidebilirim artık, ama bir şeyler eksik. ruhumu kurtarmak isterken aklımıda kaybettim. şimdi nasıl giderim...
bazen çok kuvvetli gelen istektir. okadar kuvvetli gelir ki yaparsınız. giderken arkanıza bile bakmazsınız belki. önce gittiğiniz yer kesmez bazen, daha da uzaklaşırsınız. yıllar geçer ve birgün kendinizi şiddetle geri dönmek isteyip fakat dönemezken buluverirsiniz. dönmek için yine "her şeyi bırakıp gitmek" gerekir çünkü.