mis gibi tarih kokan bi şehir...onca gürültü kirliliğinin içerisinde size sessizliği dinlemenin haz verdiği bi yurt... avrupa ve anadolu kültürünü bir arada tutan başlı başına bi ülke....
aşık olunan şehir. adına her gün yani bir şarkı yazılsa doymayan şehir. hep daha fazlasını ister, koca egolu bir kadın, hep ama hep daha fazla yeni aşık ister. o kadar pisliğine o kadar döküklüğüne rağmen hayranlıktır. beni böyle kabul edin der bi yandan diğer yandan da bütün cazibelerini göz önüne koyar. hiç çekinmez aşıklarından, en pespaye hallerini biliriz ama en görkemli havasını da okuruz, dinleriz, bazen nefesimizin kesildıği olur. biliriz ki istanbul kucaklar herkesi; bütün sevenlerini. kucağından dökülenlere dönüp bakmaz bir daha. bilir ki onlar tekrar cazibe büyüsüne kapılacaktır. ölseler de kendisine koşacaklardır.
sahne tozu yutmuş derler ya öyledir istanbul, tarihiyle övünür her daim. güzellişinin farkında nisbetli yar misali yeni tarihler, hikayeler ister üstüne yakışacak. kimi sevmiş kimi sevmemiş önemli değildir. aşıklarını bulmaya, şarkılardaki gibi hayatlar, aşklar doğurmaya heveslidir her zaman. hiçbir hikayede arkadaki resim olmamıştır. arkada bir sahnedir bir zaman ama kendini hissettiren bir resim gibi mağrur durmayı bilir. ama hep oradadır. ağırdır. burnu havadadır. farkında olmadan hörmetlendirilir, hakeder denir düşünmeden. itiraf edenler kara sevdasını; en kötü anda sığınırlar havasına, kokusuna anaç güzelin. yine açar kucağını.
istanbul deyip iç geçirmek yeter mi şehr-i aşkın koynuna varabilmeye ? yağmurunu sevdiğim...
en çok sonbaharını ve özelliklede ekim ayını sevmiş olduğum *okuldan çıkıpta sahaflar,kapalı çarşı,mısır çarşısı istikametinde kalabalığın sesini kulaklarıma doldurup,eminönünde denizin iyot kokusunu içime çekip,galatanın ve tüm haliçin ışıklarını hayranlıkla izlediğim ve bundan sonsuz bi zevk aldığım,osmanlıya *sadece bu yüzden bile minnettar olmamız gerektiğine inandığım geçmişimin ve geleceğimin tek sahibi olan şehir...
"insana bu dünyaya sadece bir kez bakış hakkı verilse, bunu ıstanbul'da kullanmalı" demiş fransız şâir alphonse de lamartine .
bu şehir,maşûkluğu elden asla bırakmayan ama âşıkığıa da hiç gelmeyen vefâsız bir sevgili...
orhan veli'nin gözleri kapalı dinlediği, uğruna şiir yazdığı, ıbrahim tatlıses 'in ise bir filminde karşısına geçip ''ıstanbul senmi büyük benmi !! seni yenicem ( ananı ziticem senin !! ) diyerek hırs yaptığı boğaza nazır il..
kedilerin bile daşşak geçercesine insanlardan tırsmadığı, bir türlü alışamadığım ve fakat dünyanın en güzel şehirlerinden biri olduğu düşüncelerime engel olamadığım metropol.
gündüzleri trafiği, işi, acelesi ve keşmekeşiyle nefret etmek için bin*lerce neden bulabileceğiniz; akşam olup makyajını yaptıktan sonra ise size o*na aşık olmaktan başka bir fırsat bırakmayan; ömrümün 25* güzel senesini birlikte geçirdiğim; beni asla aldatmayacağını bildiğim iki kadından birisi.
diğeri için (°bkz: annem) *
orhan pamuk'un kendi çocuklugunu anlattıgı,içerisinde eski istanbul'un da resimlerinin bulunduğu yky yayınlarından çıkmıs ve çok küçük puntoyla yazılmış olan hatırat niteliğindeki kitap.
2-3sayfa okuduktan sonra gözlerim harfleri seçmez olmuştur ve bende albüm makamında sadece resimlerine bakmışımdır.
berbat trafik yüzünden arada bir kırlara dağlara kaçmak istesemde kendine has bir çekiciliği olan dünyanın en güzel şehridir
arada bir durup dinlemek gerekir galatada bir bira içip martı çığlıklarını vapur düdüklerini insan kalabalığının seslerini
işiniz olmasa bile sonbahar veya ilkbaharda kadıköy vapuruna atlayıp bir çay söyleyip bi de sigara yakıp manzaranın keyfine varmak gerekir..
bu şehirde yaşamak bu şehirde yaşamaktan keyif almak gerekir yoksa içinde boğulup kalırsınız insan kalabalığının ve arada durup dinlemek gerekir bu şehri....