muhtelif açıklamalar:
vücuttaki mevcut ritmin çeşitli alet ve edavatla dışa vurumu: ben(bu sebepten genelde çok sevdiğimiz müzikal çalışmaları tanımlarken kalp atışlarını hızlandıran, içe işleyen, karamsarlığa düşüren ve öfkeyi tetikleyen şeklinde yorumlarımız olmakta. çünkü onlar zaten bizimle aynı vücut ritimlerine sahip, ama bunu bizden daha farklı bi yetenekle (halk arasında müziksiyenci dediklerimiz) icra edilebilmişlerin ortaya koyduğu biyolojik ritimlerimiz)
düzenli aralıklarla bir araya gelmiş notaların oluşturduğu armoni: müzik hocaları
harmonik düşünme, hayal kurabilme şekli.
ruhun gıdası.
aşırıya kaçıldığında aptallaştıran "kakofoni".
ama kesinlikle,ruh halini en iyi yansıtabilen şey...
olmazsa yaşayamayacağım (en azından akıl sağlığımı koruyamayacağım) "şey"lerden biri... şey dedim çünkü şey yerine söylenecek çok fazla kelime var...iyi kötü hepsini yansıtıyor...
moral mekanizmasını yeri gelince düzelten yeri gelince agzına sıçan 7/24 dinlediğim olay...
bir insanı tanımanın en kestirme yollarından biri. bir insanın müzik zevki ve müzik hakkındaki düşünceleri kendisi hakkında fikir edinmek için etkili bir yoldur. *
kişilik gelişmesi bakımından önemli bir sanat dalıdır müzik.hayatın evrelerini geçerken sağa sola daha dikkatli bakmamızı sağlayandır bir yerde.gözlerimiz açıkken aradığımız,kapalıyken duymak istemekle yetindiğimizdir.sevgilidir müzik.aşkını haykırdığımızdır bütün şehir insanlarına.karşıdakinin küçük bir gülümsemesinin içini bir hoş etmesidir müzik.müzik sadece ses topluluğu değildir.müzik hayata bakış açısıdır.
hatta o kadar garip ki; bazen insanların dinlediği müziğe göre o insandan iğreniyorum. muhtemelen bazı insanlar da müzik zevkimden dolayı benden iğreniyor. takım taraftarlığı gibi, bazen fanatikleri çıkıyor karşınıza, adam gibi konuşmaya çalışıyorsunuz, laf anlatamıyorsunuz, karşı taraf da size anlatamıyor, bok gibi bir muhabbetin içinde buluyorsunuz kendinizi.
arabesk dinleyenler var mesela. inanılmaz saygı duyuyorum ben bu insanlara. en azından kendilerinden bi şeyler bulduklarını düşünüyorum. kafalarına göre takılıyorlar, hatta bazıları hızlarını alamıyor, kendisini jiletliyor, soluğu hastanede alıyor. ilginç insanlar, ama kesinlikle saygıyı hak ediyorlar.
emolar var, çakma rockerlar. işte bunları anlamıyorum, anlamıycam da. ne bileyim; her zaman kendi kendilerine yarattıkları dertleri ile uğraşıyorlar, hem hüzünlüler. hüzünlü takılmanın kendilerine ekstradan karizma kattığını zannediyorlar tahminen. ama bilmiyorlar ki ne kadar ezikler. yani anathema'nın, him'in, yer yer opeth'in hatta iced earth'ün, emolar tarafından kendi hüzünlerini arttırıcı etmenler olarak kullanılmaları zoruma gidiyor. gerçi opeth dışında diğer grupları dinler misin desen sikimde olmaz derim.
metallica'cılar var. bunları anlamak zaten mümkün değil. bunlar rocker, metalci ya da emolar gibi kendilerini herhangi bi kalıba da sokmuyorlar. "ne dinliyorsun?" diye sorduğun anda metallica'nın yanına ekleyecekleri ikinci insan mustafa sandal ya da tarkan oluyor. olmadı osuruktan bi brit pop grubunu ekleyebilirler buraya, blur der mesela, ağzının ortasına koyarım ben de kafayı, öyle kıl oluyorum. megadeth ya da slayer hayranları da böyle temelinde, "biz en sertiz olm" geyiğinin ardına saklanıp hayatlarını 3-5 şarkının arasına zindan ediyorlar, çeşitlilikleri yok, devamlılıkları yok.
virtüöz adamları. bunlara bayılıyorum. çünkü bu adamlar seçmez. bi gün bi bakarsın paganini dinliyor, öbür gün symphny x'e vermiş kendisi, romeo'nun öküz gibi soloları ile coşuyor. ertesi gün yine bakarsın bach dinliyor, vay anasını dersin ki bi sonraki gün dream theater dinliyor, ondan sonraki gün cacaphony dinliyor, sonraki gün michael angelo ile kopuyor. bu adamlara saygı sonsuz, müzikten, müziğin ruhundan anlayan insanlar bunlar.
popüler müziği dinleyenleri ise hiçbir şekilde sınıflandıramıyorum. onlar da buna çok fazla üzülmüyorlardır tahminimce. bu adamların dinlediğine müzik demeye dahi dilim varmıyor aslında. serdar ortaç, hande yener gibi ne idüğü belirsiz sanatçıların şarkıları eşliğinde o bar senin bu gece kulübü benim gezen insanlar bunlar. bi bakarsın justin timberlake aşkımsın diye yana döne dolaşıyorlar, bi bakarsın "ama hande de kendisini inanılmaz geliştirdi yhaa" diye ortamlarda salınıyorlar. anlam vermek güç tabi. hatta hızlarını alamayıp tiesto vb dj'ler eşliğinde 8,5 saat boyunca aynı melodinin dönüp durduğu zamazingoları dahi dinleyip kendilerinden geçiyorlar ki; benden uzak, allah'a yakın olsunlar.
şimdi biri tutar da; kardeşim herkes jazz ya da progressive müzik mi dinlemek zorunda, öküz herif dese, sen de haklısın derim tabi. o da susar, hava karardıktan sonra takar güneş gözlüklerini, dj kopar beni diye bağırabileceği bi mekana doğru yol alır. gökten 3 elma düşer, herkes mesud olur.