tim robbins ve morgan freeman ın başrolde oldugu haksız yere hapishaneye düşen bir adamın orada yaşadıkları ve kaçış hikayesini belgesel tadında aktaran dünyanın en ilham verici filmi seçilen,oskar sayısı 10 civarında olan müthiş bir film.
95 yılında 7 dalda oscar adayı olup hiçbirini alamayanancak dünyanın en iyi filmleri arasında gösterilen ,üzerinden zaman gectikçe kıymeti daha bi anlaşılan,kaç kez izlediğimi artık sayamadığım ,vcd sini de kaçak osman diye bi korsan cd satıcısından temin ettiğim replikleriyle insanı bitiren süper ötesi film.o alamadığı 7 oscarın büyük kısmını da yanında adı bile okunamayacak olan forrest gump filmi almıştır ayrıca
nefis bir stephen king romanı olup, korkunun yanısıra muhtesem bir sekilde dram yazabildiğini ispat ettiği eseridir.
(°bkz: the green mile)
romanı 1994 yılında frank darabont filme almıştır.basrollerinde tim robbins ve morgan freeman ın oynadığı bu muhteşem film,ödüle boğulmuştur ancak 7 oscar adaylığının hiçbirinde de kazanamamıştır. *
bir çok açıdan escape from alcatraz (°bkz: alkadrastan kaçış)filmi ile benzerlikler gösterir bu film**.ancak her yönüyle ondan daha iyi,baş yapıt denilebilecek türden,bir filmdir.hep söylediğim gibi malesef forrest gumpile aynı sezon oynama talihsizliği sebebiyle hiç oscar alamamıştır.son yıllarda oscar alan filmlere baktığınız zaman insanı üzer bu filmin oscar alamamış olması.
stephen king in rita hayworth and shawshank redemption adlı kısa öyküsünden uyarlanmış olan film.eğer sakin,gösterişsiz ama mükemmel bir oyunculuk izlemek isityorsanız morgan freeman in performansını kaçırmayın.
geçenlerde bi yerden aldım bu filmi.bu zamana kadar da böyle bir filminin var olduğunu nasıl bilmem diye kendime kızdığım bir film oldu bu.tek kelimeyle harika.başrollerde tim robbins ve morgan freeman var.
tim robbins ve morgan freeman' ın baş rollerini paylaştığı 7 dalda oscar adayı gösterilen harika film. stephen king'in rita hayworth and shawshank redemption adlı romanından sinemaya uyarlanmıştır.
her izleyişimde yaw bu adam nasıl kaçış gecesini gökgürültülü bir geceye denk getiriyor diye düşünmekten keyfini çıkaramadığım film. sonra o kanalizasyon borusuda maşallah 4 vuruşta patlıyo, olacak gibi değil de. yine de mükemmel film.
izlenilebilecek en etkili performanslardan ikisine sahip (tim robbins,morgan freeman) frank darabond filmi.oscar ödüllerinin bu permormanslar yerine forrest gump'a verilmiş olması kafalarda soru işareti bırakır.dialoglar etkileyicidir.sonu mükemmeldir.
"i hope the pacific is as blue as it has been in my dreams."
ilginçtir ki, frank darabont'un yönetimindeki her iki hapishane filminde de bir diğeri yeşil yol mahkumlara film izletme sahnesi mevcuttur ve iki filmin bu sahnesi de oldukça göz yaşartıcıdır.
dvd piyasasında patlayan film. katıldığı sene oscarları forrest gump temizlediği için avcunu yalamıstır. o sene bi de pulp fiction gote gelmişti hey gidi gunler.
özgürlüğün bedeli ile sıkça karıştırılan filmdir. hele "cd var abi" ciler bu söylediğimi pek duymadıklarından hemen var abi deyip, bu filmi getirirler ya o an boğazlayası gelir insanın.
iz bırakan filmdir ve benzerleriyle kıyaslanmayacak kadar etkileyicidir.
aradan yıllar geçmesine rağmen, hala ilk izlediğim günkü kadar takdir ettiğim yapıttır.
çok açılı alt metin okumaya sahip olduğundan defalarca izlenmesinin sıkmadığı frank darabont filmi. bu alt metinlerden en popüleri dinsel açılımları olanıdır. diğer bir okuma ise hikayenin başlangıcının abd büyük ekonomik buhranı'na denk gelmesiyle ilgili eklentilenecek yorumlardır. kahramanımız andy "pişmiş tavuk" dufrense'in, herkesin işsizlikten ve yoksulluktan kırıldığı (krizin en çok kuzey amerika'yı vurması da ayrı bir detay) bir dönemde maine'de bankacılık yapmak gibi bir işe sahip olması ama tam kriz dönemi biterken bu kez kişisel krize yenik düşmesi ama "umudunu" hiç kaybetmemesi ve finalde gelişen olaylar o dönem frank capra'nın bolca kullandığı "her şey geçecek" temalı hikayelerini andırır. hikaye boyunca andy'ye yardımcı olan tüm öğelerin içinde "bilimin önemi"ne rastlarız. okuma-yazma öğrenen genç, vergi politikalarını bilmediği için andy'e işi düşen gardiyan, andy'nin kütüphanede görevlendirilmesi vs... amerika'nın herkes savaşırken bilime önem vermesiyle dünya devi olmasıyla da paralel bir değer taşır.