ibrahim* ile tanrı arasında sodom ve gomorrah şehirleri için yapılan pazarlıktır.
tanrı - git , şehirleri gez. eğer 50 tane inanan düzgün insan bulamazsan hepsini yokedeceğim.
ibrahim - peki , ama ya da 50 tane değil de 45 tane bulursam , o 45 tane inanana yazık olmaz mı?
tanrı - haklısın. o halde eğer 45 tane inanan düzgün insan bulamazsan hepsini yokedeceğim.
ibrahim - peki , ama ya da 45 tane değil de 40 tane bulursam , o 40 tane inanana yazık olmaz mı?
.
.
.
.
ibrahim - peki , ama ya da 10 tane değil de 5 tane bulursam , o 5 tane inanana yazık olmaz mı?
tanrı - haklısın. 5 tane bul ve hepsini affedeyim.
inanmayanlar kaynak olarak açıp hemen tevrat'a bakabilir. fazla ilerlemeye de gerek yok , başlarda yazıyordu , uzun zaman geçti tam hatırlamıyorum şimdi.
olayın neredeyse aynısının muhammed ve allah arasında ise bir günde kılınacak namaz sayısı hakkında geçtiği de rivayet edilir. ama o konu hakkında düzgün bir kaynaktan bir şey okuyamadığım için bir şey diyemeyeceğim.
edit: bunlara gerçekten inanan insanlar var. onlara şu ufak konuda düşünmelerini tavsiye ediyorum. peygamberleriniz tanrılarınızdan daha mı zekiydi sizce?
bazı insanların adak gibi kutsal bir olgudan anladıkları şey. yüce allah'a dua ederiz, o zaten kabul edip etmeyeceğini bildiği gibi, hz. adem'i yaratmadan önce de bizim o duayı edeceğimizi biliyordu. o yüzden bir şey adadığımızda bu pazarlık değildir, olacağı varsa o'nun izniyle zaten olur. ama bir isteğin bizi bir iyiliğe yöneltmesine vesile olması ne kutsal bir olgudur! zaten adak islam'la gelen bir olgu değildir, binlerce senedir insanlar bugünkü gafillerin düşündüğünü düşünememiş diye iddia etmek saçmalıktır.
peygamberlerle diyaloğa gelince, (tevrat'taki bizi ilgilendirmez, miraç gibi sahih hadislerden bahsediyorum) diyalog esnasında ne olacağını allah zaten bildiği için, alimlerin genel görüşüne göre beşer olan peygamberleri düşünmeye sevketmek, insanların ders almasını sağlamaktır bu. tabi en doğrusunu allah bilir.
adamın biri sabah pencerenin kenarına oturur ve dışarıyı izlemeye başlar. ardından tanrı'ya ithafen : "tanrım varsan bana bir işaret göster" der. tatlı bir esinti başlar. adam ürperir, pencereyi kapatır ve tekrar "tanrım varsan bana bir işaret göster" der. birden hava bozar ve yağmur yağmaya başlar. adam büyük bir karamsarlıkla "tanrım varsan bana bir işaret göster" der tekrar. yağmur diner ve çok güzel bir gökkuşağı belirir. adam tanrı dan bir cevap gelmemesine kızgındır."tanrım varsan bana bir işaret göster" der, tekrar ve tekrar. bir kelebek uçar ve adamın burnuna konar. adam sinirli bir şekilde kelebeği eliyle kovalar. büyük bir yeis ve karamsarlık içinde aynı cümleleri tekrar eder ve eder.... "tanrım varsan bana bir işaret göster !"
-kul: öncelikle iyi geceler tanrım, ben dünyadan memoli, arkadaşlar böyle hitap ederler. dünyadan dedim çünkü ufolara çok pis inanıyorum, senden de bir sır çıkmıyor zaten. neyse konumuza gelelim,
ben geçenlerde bizim çocuğa adak adadım, üniversiteyi kazansın keseceğim dedim, kazandı kestik. ama bizim çocuk 2 yıllık kazandığını söylemedi. ben kesitiğim adağımdan vazgeçtim. pişman oldum. gökten mi indiriyorsun ne yapıyorsun ben karışmam...
+ tanrı :size de iyi geceler sevgili kul, şimdi gerekli açıklamaları ben kuran a yazdım, açıp bakabilirsiniz. bir sorunuz olursa tekrar sorabilirsiniz.
- yahu baktımda birşey anlamadım, arapça yazıyor, ben türküm, arapçada biliyorum ama sadece okuyorum. ben anlamam ben ineğimi geri istiyorum.
kişi: tanrım şimdi cennette ev kiralamak istiyorum en son kaça bırakıyorsun
tanrı: valla evler 1000 dolardan başlıyor sevgili kulum.
kişi: daha aşağı olmaz mı 1000 çok para biliyorsun artık öldüm, yeni bir mekana taşındım hani birşeyler yapsan.
tanrı: valla 1000 den aşağısı kurtarmaz. bana gelen maliyeti bu zaten harcı tuğlası falan.
kişi: 750 dolar yapsan hani iş bulana kadar.
tanrı: olmaz sevgili kulum valla kurtarmıyor.
kişi: öff tanrım ya amma sıkı pazarlık yapıyormuşsun.