tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini yer ve zaman bildirerek, sebep-sonuç ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır.
şimdi burada söyleyeceğim şeylerden dolayı bölücü, irticacı, vatan haini vs denmemesini ve de olayı gerçekten bilinçli bir şekilde irdelemenizi istiyorum. tarih bilim dalları arasında en bilim olmayan daldır. neden mi? çünkü tarih kronolojik sıralaması, olay ve yer belirtmesi açısından bilimseldir fakat tarihi tarih yapan şeyler sadece bunlar değildir. ayrıca sebeb-sonuç ilişkisi kurmak da vardır ki bu tarihin en temel taşıdır çünkü her bilimde olduğu gibi tarih bilimde de böyle bir bilim dalının oluşmasını gerektirecek bir amaç vardır ve bu amaç da geçmişten ders çıkarmaktır. şimdi tarihin tanımını yaptıktan ve de açıklamasını getirdikten sonra tarihin felsefesi üzerinde durmalıyız. bütün bilim dallarının en önemli özelliği gerçeklik belirtmesi yani kişiden kişiye veya toplumdan topluma değişmemesidir. aynı 2 kere 2 nin dört ettiği gerçeği gibi. tarih de bunu baz alarak bir gerçeklik yaratmak ve daha çok bilimsel olmak adına objektiflik temeli üzerine kurulmuştur. objektiflik tarihin bilim olabilmesi için çok iyi bir yöntemdir ve hatta tarih bir bilim olacaksa mutlaka da olmalıdır ama bu objektiflik dediğimiz hadise gerçekten tam anlamıyla uygulanabiliyor mu? olay burada kopuyor işte çünkü tarihi yazan tarihçilerdir ve tarihçiler yaşadıkları zamandan ve mekandan, ayrıca o dönemin sosyolojik, politik, psikolojik ve çevresel etmenlerinden arınamazlar asla. bunun sebebi tarihçinin bir insan olması ve kurduğumuz tarihi olayların sebeblerini araştırdığımızda ve de sonuçlar bulduğumuzda bu sebeb ve sonuçlar aynı fizikteki gibi doğa yasalarına uygun tüm doğa bilimcileriyle kabul gören ya da aynı matematikteki gibi olan bir sistemi yakalayamamasından kaynaklanır. bunun sebebi de politika, sosyoloji gibi tarihin en önemli etmenlerinin düşünsel şeyler olmasıdır. o zaman tarihçi için bu sebeb ve sonuçlar değişeceğine göre bu tarihçilerin de içlerinde bulunduğu toplumlarda tarihler farklı farklı olur. gel gelelim ben başta neden bana böyle böyle demeyin diye uyarı yapıyorum bunun sebebine. eğer bu dediklerime örnek verecek olursak biz tüm okul hayatımız boyunca istanbul' un fethinin bir çağın kapanıp diğer çağın açılması olarak kabul ettik. pekala bu tüm dünyada da böyle midir?. tabiki de hayır. dünyanın büyük bir çoğunluğu yeni çağın açılmasını rönesansa bağlarlar. kısacası bir çağ açıp bir çağ kapadığımız olayı tüm dünyaca kabul edilen birşey değildir. ayrıca gene istanbul' un fethi üzerinden tekrar bir örnek vermek gerekirse ki olay zaten burda kopuyor yani ''fetih'' kelimesinde. ben ve benim gibi türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan insanlar için 1453 istanbul' un fethidir ama bir yunanistan vatandaşı için 1453 istanbul' un işgalidir. aradaki fark tek bir kelime farkı ama o tek kelime çok fazla şey değiştiriyor. pekala ingilizler mısır' ı işgal ederken ki burda da keza gene olay kopuyor yani ''işgal'' kelimesinde. bizim için kaybettiğimiz toprak işgal edilirken ingilizler için fethedilmiş oluyor. peki biz istanbul' un işgali diyor muyuz ya da mısır' ın fethi diyor muyuz? hayır tam aksini söylüyoruz. aslında bu tüm dünyada böyledir ama tarih bilinci gelişmiş topluluklarda daha azdır bu. biz osmanlı imparatorluğu' na bağlı topraklarımızı kaybettiğimiz için ve imparatorluktan ayrılan bu topraklarda halkın kendi kendini yönettiği iki dudağın arasındaki hükümlere bağlı kalmadığı için bağımsızlığını ilan eden toplumlara veryansın ediyoruz. aslında bu halklar kötü hiçbir şey yapmadı sadece kendilerini kendileri yönetmek istedi aynı bizim de istediğimiz ve çok şükür hala yaşattığımız cumhuriyetimiz gibi ama neden bu bizden bağımsızlığını kazanmış diğer topluluklara gelince farklı oluveriyor çünkü asla objektif olamıyoruz tarihi konularda lakin ingiltere' de bugün ingiliz halkı sömürgelerinin bağımsızlığını kazandıkları günü kutluyorlar. lütfen söyler misiniz türkiye' de sırbistan' ın bağımsızlığını kutlamak istesek nasıl tepkiler alırız ama ingiltere' de bu böyle olmuyor çünkü tarih bilinçleri lütfen kabul edelim ki bizden gelişmiş bir toplum. biz osmanlı imparatorluğu' nun gücünü topraklarıyla belirliyorduk. en fazla toprak yükselme döneminde alındı ve o yüzden osmanlı devleti en parlak devrini bu yıllar arasında yaşadı diyorduk ve hala da diyoruz. bence bu tamamiyle büyük bir yalandır. osmanlı devleti duraklama bile değil o yıllardan itibaren gerileme dönemine girdi. aslında kanuni sultan süleyman döneminde osmanlı devleti ilerlemiyor, güç kazanmıyor tam tersine geriliyordu. bu da ne saçma şey, böyle şey mi olur diyebilirsiniz fakat o dönemde rönesans ve reform harekatları yapılmadı mı? avrupa' da bunlar aklın aydınlanmasıyla bilimsel gelişmeleri de beraberinde getirip sonuçları sanayi inkılabı olarak yansımadı mı ve bu da osmanlı devletinin avrupa karşısında gerilemesine yol açmadı mı? tüm bunlar kanuni sultan süleyman döneminde olmadı mı? istanbul' u fetheden askeri dehanın yanında yeni dökülen toplar ve savaş aletleriyle, taktikleri yani askeri alandaki gelişmelerin yükselmesi olmadı mı? osmanlı devleti kanuni döneminde ne yapıyordu? söyleyeyim topraklarına toprak katıyordu. şimdi topraklarına toprak katmanın dünyada büyük güç olunmasında doğru bir kriter olduğunu düşünebilir miyiz? avustralya hangi sayılı güçlerden biridir ki ya da arabistan? yazının bu kısmı çok sor işaretleriyle doldu fakat tüm bunları sorun ve cevaplarını zaten hiç zorlanmadan bulacağınıza eminim. tarih tamamen yorumdur bunu da unutmayın bu yüzden de asla bilim olamaz ve yanılgılar her devlet de devam eder.
Bu site içerisinde yer alan bütün yazılar
tamamıyla doğru değildir, gerçeklikten çok ama çok uzaktır, hayal ürünüdür.
hukuki gereklilikler haricinde yazarlarımızın kişisel bilgileri üçüncü
şahıslarla hiçbir şekilde paylaşılmamaktadır. yazarlar otomatikman girilerinin
telif haklarını fatih sultan mehmet han a devretmiş sayılırlar bu yüzden pilot
olma durumunda girilerinizin silinmesini talep edemez, etsenizde sonuç
alamazsınız. "silmez isen ..." tarzında ifadelerde bize sökmez. zaten siliyoruz. İçeriğimizin bir
kısmı 18 yaş altındakilerin gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebileceğinden
sakıncalı olmakla beraber, kendimi olgun hissediyorum tarzındaki söylemlerden
hoşlanmayız, yalan yanlış bilgi verenler; sorumluluklarını kendileri almış
sayılırlar. Klinik deneylerce de sözlüğün bağımlılık yarattığı ortaya çıkarılmıştır. | sitemap