will simithin başrolde oynadığı duygusal nitelikte enfes bir film.oğlu rolunde de gerçek oğlu oynamakta..film günümüz keşmekeşinde oğluyla birlikte direnen ve mutluluğu arayan bir babayı anlatmakta...sinemaseverlerin dikkatine kaçırmayın derim
dibe vuran bir insanın çıkışını anlatmasından öte ayrıntılarıyla dikkat çekmek isteyen bir film aslında.evsizlerin gecelik konakladıkları yerde konaklamak adına adam çocuğuyla beklerken üstü açık bir arabada amerikan rüyasını yaşayan gençler geçer oranın önünden.
captain america yere düşer,14 dolar borcunu almak için bin bir hareket yapar adam,aslında yılmaz bir savşçıdır...
filmin bir yerinde oğluna iyi bir basketbol oyuncusu olamayacağını söyleyip oğlunu küstürdükten sonra oğluna söylediği söz aslında bir çok şeyi ifade eder "bir daha hiç kimseniin sana bir şeyi yapamayacağını söylemesine izin verme".film bu şekilde sürüp gider fakat illaki içinde bir yerlerde sıkıştırılan emperyalist ve kapitalist imgeler filmin en önemli unsurudur.
film chris gardner'ın gerçek hayat hayat hikayesinden esinlenerek yazılmıştır. hakkını vere vere, insanın içini deşe deşe biten ve göz yaşlarını sağanak halinde akıtan filmdir.. babam ve oğlum gibi benim açımdan son derece fason bir dramla karşılaştırmayın sakın. burada da ana kahramanlarımız bir baba oğul, evet karşılaştıkları zorluklarla geçiyor film ama bunu asla ucuza indirgeyerek yapmamışlar. filmin bir karesinde bile bana klişe hissi vermedi, filmi izlerken öyle bir kaptırdım ki, bir an bile yorum yapmadım içimden. yani bu havada bir türk filmi olsa da bayılırdım. hani bizim milletimiz bayılır ya ''ulen bu türk filmi olsa arabesk der dalga geçerdiniz, yabancı olunca iş değişiyor.'' diye ucuz milliyetçilik yapmaya. halt etmişsiniz derim bu film için o yorumu yaparsanız. hiç öyle böyle değil, çok acayip işliyor insanın içine. sanırım bunun en büyük nedeni gerçek hayat hikayesi oluşu. oyunculuklar süper, hiç şimdi onları allayıp pullamaya gerek yok. will smith ve oğlu rolündeki öz oğlu jaden smith döktürmüşler. burnuma buram buram samuel l. jackson, morgan freeman kokuları geldi onu izlerken, sanki onlara bakıyor gibiydim. Çok çok iyi oynamış, keşke oscar kazansaymış ama neyse... bak çocuğun oyuncağını düşürünce ağlaması geldi yine gözüme, hay allah. *
burnundan kıl aldırmayan, elindekilerin kıymetini bilmeyip halen oflayıp puflayan, azla hiçbir zaman yetinmeyen, poposunu koyduğu yerden bir şeylerin gerçekleşmesini bekleyen, özellikle şımarık züppelere izlemelerini tavsiye ediyorum. Çalışkanlık nedir, millet nerelerden nerelere geliyor, sevgi nedir, sabır nedir, alın belki bir filmden öğrenirsiniz. chris 14 dolarının peşinden koşarken, kendimi düşündüm, günlük harcamalarımı, yediklerimi, içtiklerimi. yüzüme tüküresim geldi.