birine yazmazsan sanki buyuk bi suç işlemişsin gözüyle bakılan illa ki her mezuniyet vakti yapılması adetten olmuş olan fuzuli ama zevkli bir kağıt israfıdır.
okulun bitişiyle gaza gelip "herkese muhteşem şeyler yazıcam ulan" düsturuyla yola çıkıldıktan sonra, yıllık yazılarının teslim tarihinden bi önceki gece 50-60 kişiye uydurma yalanlar sıkılan lise eğlencesidir. yıllık alındıktan sonra bir bilemedin iki kez okunur sonra tozlu ralarda yerini alır.
yıllar sonra açılıp okunduğunda geride kalan günleri arkadaşlıkları hatırlatan "aa böyle biri vardı unutmuşum" dedirten bazen de dostların oturup maziyi gülerek hatırlamasını "ne günlerdi bea" demesini sağlayan yazılardır.
efenim vardı lise yıllarinda böyle bi zırva öss hazırlıklarından arta kalmayan vakitlere sıkıştırırdık. neyse ki artık büyüdük ve neyse ki amerika etkisinden en azından uzakta durmaya çalışan bir okulda okuyor ve yıllık, kep, balo zırvalarından kendimizi fransız kalkanıyla koruyoruz.
çoğu zaman gerçek düşüncelerin yazıya aktarımı değil, laf olsun sayfa dolsun diye yazılmış metinlerdir.
''hiç ayrılmayacağız, can dostum, hep görüşeceğiz nasılsa veda etmeme gerek yok'' gibi sözlerle dolu olsa da, ayrı ayrı yerlere savrulunca bir mesaj çekmek bile gelmez akla. insanoğlu, vefasız işte.
yine de yıılar sonra okunduğunda gözlerin yaşarmasına sebep olur, tatlı bir anı olarak tozlu raflarda yerini alır. ***
özellikle lise yıllarında pek bi önem verilen kendisine yazılan yalan iltifatlarla egolarını tatmine çalışan insanların bilhassa önem verdiği zırvalar bütünüdür.he bide bunun ego tatmini zor olan kişilikleri vardır ki bunlar da bana yazan kişi sayısı çok olsun diye 4 sene içerisinde en fazla iki üç kez selamlaştıklarına bile yazdırır.
bir lise öğrencisine gider ayak atılan en büyük kazıktır bu yıllık yazısı. lise son zaten bir yandan öss için hazırlanmaya çalışan bir yandan da lise hayatının son zamanlarını en keyifli biçimde geçirmeye çalışan zavallı öğrencilerin karambolüne eklenen bir tekmedir,tokattır. ayrı bir keyfi vardır elbette. ama hep bir yerden hayal kırıklığı yaşatır. bir kere hiç bir zaman yıllık komitesi iyi seçilememiştir. "son gün" haberleri zamanında verilmez. yıllık yazısı fikri dönem başından beri öğrencinin aklında olsa bile bütün yazılar son haftaya kalıvermiştir(!). talihsizlik odur ki son hafta sınav haftasına denk gelir, vicdani muhasebenin en sert yapıldığı anlar yaşanır. genelde sınavların harcanması her zaman daha makuldür. sınav sınavdır ve bitecektir. ama lise sondur ve esas lise bitecektir. sınavı harcayıp yıllık yazısını yazmak bir yana yazılacak yazıların karakter sınırı da ikilem yaratan bir başka zorunluluktur. yazmasını istediğiniz 20 kişinin en az 5 tanesi mutlaka ve mutlaka yıllığınıza giremiyecektir. ama hangisi giremeyecektir? gibi bir insanı össden daha cok psikolojik gerilime sürükleyen bir olaydır yıllık yazısı. şaka sayfası tasarımı ve oradaki sınıflar arası rekabet keyif aldırmaktan cok hırs yaratacaktır kesinlikle. (ve zannediyorum ki tm ler veya sözel sınıfları her zaman daha eğlenceli olacaktır). ancak eninde sonunda bütün bu zorlu aşamaları geçebilen öğrenciler muratlarına erecek ve uğruna sınavları harcadığı lise yıllığını mezuniyetten 3 belki de 4 ay sonra üşenmeyip(!) tekrar okula gidip alacaktır. üniversiteye girebilip doğru dürüst arkadaş edinebilmenin zorluğu anlaşıldığı anlarda iç çekerek sayfalara göz gezdirilir, eski günler yad edilir, atılan her kazık senin gibi olsun be yıllık denilir.