yıllarla değil de umutsuzlukla doğru orantılıdır. hayata karşı alınan yenilgilerle birlikte bünyeye kamp kurar bir süreliğine ama geçicidir. bir de aynaya bakılıp yüzdeki çizgileri görünce hissedilen vardır ki, bu tür buruk bir mutluluk yaşatır insana. geçmişe dair hatıralar canlandıkça gözünde vay be neler yaşamışım denilir, tekrar aynadaki derin çizgilerle daha bir anlamlı olan yorgun yüze bakılır. zor gelir belki yılların yükünü çekmek ama ne de olsa geçen zamana dur demek imkansızdır.
geçen yılların, insan beyninin algılayamaması akabinde geçmişe dair yaşanan somut olayları nostalji programlarında ya da belgesellerde gördüğünde yaşadığın dumur durumudur.
örneğin nba izlerken geçmişe dair final maçı görüntülerini ekranda gördüğünüzde, 1994 tarihi birden belirir ekranda. geçmişte sindirile sindirile yaşanıp, kafalarda bir sürü anı bırakan bir zaman dilimi olan o zaman, şimdi aradan 13 yıl geçtiğinin farkındalığı yaşatan bir durum yaratıyor insanda. hadi be dedirtiyor..
"bizim zamanımızda bunlar yoktu" demeye başladıysanız, yaşlandığınızı hissedersiniz. ya a sizden küçüklerin evlenmeye başladığını, daha dün çocuk diye kucağınıza alıp sevdiğiniz kişilerin büyüyüp aşık olduklarını falan görünce duygulanıp "daha dün çocuktu lan bu" diyorsanız, yaşlandığınızı hissetmek değil, anlarsınız.
geriye(fotoğraf albümleri, eski videolar...) her bakıldığında hissedilen duygudur.
zaman kavramının ne kadar da boş bir şey olduğunu düşündürür insana.
üniversiteden mezun olmak, yüzde oluşan çizgiler, seyrelme aşamasındaki saçlar ve akabinde 'ben yaşlanıyorum' şeklindeki, kabullenilmesi gereken histir.
yıllar önce yazdığın birkaç satırın beklenmedik bir anda eline geçmesiyle gözlerinin dolması ve ''aaah! nerede o heyecanlar, hayaller? nerede o sabırsızlık, canlılık...'' demektir. çünkü şimdi daha güçlü, daha sakin, daha mutlu, daha suskun, daha olgun, daha kırgın, daha yalnız, daha yorgunsundur...
annenin senin için hissettiği korkuları artık senin kardeşin için hissetmeye başlaman,ona sürekli "ben senin yaşındayken" nutukları çekmen*,hayatın artık yorduğunu hissetmek,acılarla mücadele edip,hafifletmeye çalışmak yerine "acıtsın ve geçsin "sürecini beklemek. kendini kimselerin olmadığı bi yerlere kapatıp kafanı dinleme isteği. *