ortalığı karıştırmak için beyinlere empoze edilmiş saçma sapan bir endişe. akıllı uslu adamların yaşayacağı bir korku değil ayrıca. global bir dünyada yaşadığımızı sadece kendi yağımızda kavrulmadığımızı göz ardı edenleri korkusudur. şeriat gelecek diye korkmak, yolda yürürken uzaylılar gelip beni kaçıracak diye korkmak gibi bişey.
saçma bir korku çeşididir. her kim böyle bir şey getirmeye yeltenirse yetkili merciler* boş durmaz. bu ülkenin hala büyük bir çoğunluğu laik türk evladı. ve aklı başında hiç bir türk evladı şeriatın gelmesini istemeyecek kadar zekidir*
korkulacak bişey değil korkulsada elden bişey gelmez. eğer ki halk şeriatın gelmesini istiyorsa şeriat gelir, ve öyle bir durumda bunu dunyada durduracak güçde yoktur. eğerki halk şeriata karşıysa şeriat yine gelmez. bu kavram toplumlari ilgilendiren her durumda böyledir. halk isterse olur istemezse olmaz. ayrica su anki mevcudiyeti dusununce insan acaba seriat gelse daha iyi durumda olurmuyduk diye de sormuyor değil yani.
her şeyin kılıfına uydurulmasına seyirci kalıp hiçbir şey yapamadıkça gelen korkudur. bir yıkıntıyla bitirecek kadar akılsız olduklarını düşünmüyorum. böyle bir sona onlarda yusuflarlar. yıkıntı dediğim de darbe. bu ülke asla şeriatla yönetilemeyecek çünkü.
büyük umutlar var.. hayal kırıklıkları olmaması dileğiyle.. paçaları tutuşacak elbet bir gün, elbet bir gün açık verecekler. elbet bir gün!
öncelikle belirteyim, çok da mantıklı bir korku değildir.. bu ülke, özellikle anadolu hiçbir zaman bugünkü anlamda bir iran, bir suudi arabistan olmadı ve bundan sonra da olmaz, gömlek değişir gibi düzen de değişmez, iğreti durur.. halkımızda bir anadolu kültürü var, anadolu insanı muhafazakar, dinine bağlı ama aynı zamanda ülkesine de zerre kadar zarar gelsin istemez, bu bağlamda bayrağına da bir o kadar bağlıdır.. dediğim gibi anadolu kültürü hiçbir zaman şeriat kültürü olmamıştır ve bugün hala gıptayla anılan anadolu dervişlerinin, mutasavvıflarının da şeriatla, saltanatla alakası yoktur.. biraz ezberlerin kırılması gerekiyor, yani 1920'ye kadar her yer siyah beyazdı, sonra birden güller açtı diye birşey yok.. evet, doğal süreçte iki-üç nesilde yapılabilecek gelişim, devrim niteliğinde reformlarla çok hızlı yapıldı ama, ilkokuldan kalma masallara da gerek yok.. bugün halktan şeriat gelsin diyenlerin oranı, iddia ediyorum yüzde beşi geçmez..
mesela halk isterse olur deniyor, bunu biraz açmak lazım.. bugün halkın istediğini nasıl anlayabiliriz? seçimlerle mi? seçimler "şeriat gelsin mi gelmesin mi?" reformu değil, seçimlerle anlaşılmaz bu.. ama bazı ideolojilerin bezirganları, yüzde kırk yedi olduk millet şeriat istiyor çığırtkanlığı yaparken (bu alenen yapılmıyor erbakan devrindeki gibi), karşı kesim de "bu millet azdı, yüzde kırkyedilik kısım şeriatçı, bizden değil!!" gibi sikindirik ve anlamsız düşünceler içerisinde.. akp'ye oy verenlerin hepsi şeriat gelsin diye vermedi, içlerinde dediğim gibi yüzde 5-6'lık bir kesim bu amaçla vermişse de, genel olarak durum istikrarlı gözüktü, ekonomi iyiye gidiyor dendi, türk kökenli olmayan vatandaşlara ılımlı yaklaşılıp evlerine kadar gidilip dinlenildi, biraz da muhalefetin yanlış politikalarının yardım oldu gibi pekçok neden var yüzde kırkyedinin içinde.. ama millet ne istiyor sorusunun en sağlıklı cevabı, sivil savunma kuruluşlarıyla oluşur.. yani senin, benim fikirlerimle oluşmuş yasal ve demokratik örgütlenmelerle, kaldı ki bunun sırf siyasi örgüt de olması gerekmiyor, bugünkü hayvanları koruma derneği gibi, çevreye katkı yapan örgütler gibi yüzlercesi kurulabilir ve ne yazık ki ülkemizde henüz bu kültür avrupadaki gibi gelişmiş değil.. kaldı ki bunlar kurulsa, gençler de yetmişlerdeki gibi birbirini yer, bizde tam anlamıyla sağlıklı demokrasi kültürü yok.. siyasi emeller de sinsice toplumun beynine enjekte ediliyor, açıklık, şeffaflık yok.. o yüzden bu halk ne istiyor bunu tam olarak anlamak çok zor, propagandalarla alevlenen kesimlere empoze edilmiş birtakım ideolojileri belirli zamanlar içerisinde isteseler de, buna sağlıklı bir talep denemez.. öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, 3-4 maddelik bir konu, referandum olarak geliyor önümüze, birini reddedip ötekini kabul etme şansım yok, ya hepsini ya hiçbirini, başka bir anlamda ya hükümet yanlısıyım ya değilim, böyle referandum mu olur? yanlız birşeyi çok açık olarak biliyorum, akp'ye oy verenlerin hepsi şeriat devleti istemiyor, dtp'ye oy verenlerin hepsi de ayrı bir özerklik istemiyor, zaten dtp'ye oy veren, böyle bir özerklik kurulsa bir saatliğine bile ziyaret etmeyecek, o bölgede akrabası dahi olmayan, kürtçe bilmeyen, bu ülkeyi herkes kadar sevdiğinden emin olduğum, ülkenin bütünlüğüne hiçbir garezi olmayan istanbul'da yaşayan kürt arkadaşlarım var.. ama partilerimiz malesef milletten aldığı yetkiyi kıçının keyfi için kullanıyor, sonra millet böyle istedi deniyor.. ben de hadi ordan hadi ordan diyorum.. ve bize bir anlayış dayatılıyor, ya müslüman olacaksın ya laik, ya onlardansın ya bizden, ya osmanlı'ya küfredip edip atatürk'ü seveceksin, ya atatürk'e hakaret edip osmanlı'yı seveceksin.. hepimiz bireyiz, ikisinden birini seçmek zorunda değiliz, ikisini de sevebiliriz, ikisinde de eleştirilecek yönler vardır, hiçbir devlet kusursuz değildir, daha cennete şahit olan yok.. yani bir insan bir şeriatçının lafına katılabileceği gibi bir anarko-leninistin lafına da katılabilir, ikisini de eleştirebilir, hayatta ya siyah ya beyaz yok, önyargıları atıp bu birey kültürünün kazanılması da sanırım daha çok uzun zaman alacak ne yazık ki.. belki de hiçbir zaman kusursuz olmayacak bu, kusursuz yapamıyorsak bile ama en azından eğitimli insanların buna biraz gayret etmesi gerekiyor kanımca..
bu ülkenin geçmişinde evet osmanlı dönemini de sayarsak ne zaman gerçek bir şeriat yaşadık. ne zaman?
geleceğine göz attığımızda avrupa birliği ile masaya oturmuş tam üyelik müzakereleri yapan bir ülke sizce şeriatla yönetilmek avrupa birliği tarafından istenir mi? ya da ülkeninin turizm potansiyeline yaklaşımına baktığınızda "her geçen yıl milyonlarca" turist artışı ve 45 milyon turist hedefi gibi çalışmalara ve bu yönde yatırımlara baktığınızda tabii ki gelirlerin de yanında, böyle bir isteğin yani şeriatın alt yapısını görebiliyor musunuz? sorun atatürk'müş, şeriatmış, türbanmış,yok şu yok bu değil! sorun seçimlerde. demokrat, hür, dünyayla bütünleşmiş bir ülke mi olacağız? dünyaya sırtını dönmüş, askerî bir diktatörlükle yönetilen, baskıcı bir toplum mu olacağız?
belirtilerini pekçok alanda görebileceğimiz, irticadan korkmaktır. ama boyun eğmek değildir. hilafeti kaldıran, kadınlara insani haklarını yasalarla veren, çarşaf, sarık, cüppe gibi ilkel giysilere izin vermeyen yani çağdaş uygarlığa ulaşmaya sanat, bilim ve felsefede öncü olmaya çalışan cumhuriyetimizi yoketmek isteyenlere karşı uyanık olmak zorundayız.
kubilay'dan başlıyarak pek çok aydının katledildiğini unuturmuyuz hiç?
(°bkz: vurulduk ey halkım)
islam bilgisizliğinden kaynaklanır. çünkü bu korkan güruh içerisinde müslüman olduğunu söyleyenler de var. fakat allah'tan korkmayıp beşerin aklıyla oluşturduğu ve sakatlıkları olduğu aşikar sistemlere itaat edenler, allah'ın koyduğu kanunlarla oluşmuş şeriattan korkmamalıdır.
şeriatın ne olduğunu bilen birinin korkması gereken durumdur. zira şeriat düzenine din değiştirenler öldürülür. şeriat düzeninde zina yapıpta yakalanan kadın recm edilir. şeriat düzeninde hırsızın kolu kesilir. şeriat düzeninde kadınlar mirasta ve mahkemelerde yarım sayılır. şeriat düzeninde kasame cezası vardır. yani bir bölgede bir suç işlenirse ve faili bulunamazsa bölegede ki 50 erkek o suçun faili durumundadırlar ve diyet verirler. şeriat düzeninde erkeğin kadını boşama hakkı varken kadının erkeği boşama hakkı yoktur. şeriat düzenin de 12 yaşına gelipte namaz kılmayan çocuğun dövülmesinde bir sorun yoktur.
şeriat neden istenmediği için yeterince sebep saydım. daha da kanıt isteyen özelden mesaj atsın.
şeriata, islama doğru düzgün inanmayanların içinde bulunduğu durumdur. örneğin hz. peygamber bir şeriat devleti başkanıydı. kendine gelen yahudilere onların kendi kitapları tevrata göre hüküm verirdi. yani müslüman olmayan adamın şeriat hükümleriyle alakası olmazdı ki hala yok, olmaz da. yani demem o ki şeriat geldiği zaman islami çerçevede olmak istemeyenlere bir zararı dokunmayacaktır. haa ben müslümanım dedikten sonra çıkıp zina yaparsan şeriatın kestiği parmağa razı olmak durumundasın. bu gün baykal amca çıkıpta şeriat gelecek düye üzülüyor mesela. amcacım niye üzülüyosun, seni alakadar etmiyor ki şeriat kanunları. sen kendi kitabın, dinin, inancın artık neyinse onlarla mükellefsin. bırak ben şeriatımı kendi içimde yaşayayım. seni ne alakadar eder.
not:herkesin bir şeriatı vardır, çıkıp "yok anam şeriat sadece islamda var" diye birşey söylemeyin, bu gün israil de yahudi şeriatıyla yönetilir mesela.
müslüman ve günahkarsa kişi doğal olarak korkacaktır. yok müslüman değilse zaten ona bu şeriat uygulanmaz. ayrıca bir kaç hatayı düzeltmek gerek.
- şeriat düzenine din değiştirenler "öldürülmez".
- şeriat düzeninde zina yapıpta yakalanan "evli" "kadın" ve "erkek" recm edilir.bunun kuralı da 4 kişinin olaya şahitlik etmesidir. dört kişi açık açık penisin vajinaya girdiğini görmeli ve bu doğrultuda şahitlik etmelidir. üzerlerinde yorgan olan iki kişi dahi görülse bu şahitlikten sayılmaz. bu nedenle recm cezasına çarptırılan yüzyıllar boyunca birkaç kişiyi geçmemiş.
- şeriat düzeninde her hırsızın kolu kesilmez. kişi zaruretden çalmışsa o kişi serbest bırakılır. karnı açsa, ailesine bakamıyorsa, veya başka bir zaruret sebebiyle çalmışsa eli kesilmez. sadece ihtiyacı olmadığı halde zevkine ya da servet edinmek için çalanlar bu cezaya çarptırılır.
- şeriat düzeninde kadınlar mirasta ve mahkemelerde "bazı istisnai durumlarda" yarım sayılır. ayrıca kadına erkeğe oranla daha fazla miras düşer. erkeğe miras bırakabilecek akraba sayısı kadına miras bırakacak akraba sayısının yarısıdır. ufak bir matematik hesabında bulunursanız kadınlar her halukarda daha fazla mirasa sahip olurlar.
- şeriat düzeninde erkeğin kadını boşama hakkı varken kadının da erkeği boşama hakkı vardır. kadın nikah yapılırken bu hakkı kocasından ister ve alır. şimdi ya vermezse diyeceksiniz. o zaman evlenmesin bu kadar basit.
şeriatı bilmeyenlerin fobisidir. hep üç vakte kadar gelecekmiş gibi duran ve bir türlü gelmeyen şeriatın, din imanla arası iyi olmayan kesim üzerindeki negatif etkisi bir anlamda. bu fobi toplum mühendisleri tarafından sürekli kullanılagelmiştir. ne yazıkki halkımız bu numarayı yeme konusundaki kararlılığını sürdürüyor.