ben bu eserin tiyatrosuna gittim, salya sümük ağlamışımdır heralde. savaş dinçel`in performansı takdire şayandı.
bir gece tiyatroya arkadaşım ve ailesiyle gidelim dedik, nasıl da moralsizim, üzerine bu oyuna gitme kararı alındı. ne bileyim bana tiyatro salonunun mezar olacağını, bu denli etkileneceğimi. oturduğum koltukta büzüldüm, ezildim, göz yaşımı saklamaya çalıştım. bir sahne vardı;
savaş dinçel sahnenin tam ortasında tek bir sandalyeden başka eşyanın olmadığı yerde, anlatıyor oturmuş. ışıklandırma müthiş, böyle siyah karışık mavi bir ışık. acayip bir ortam yani. sonra bu adam öyle bir anlatıyor, öyle bir konuşuyor ki, dedim kesin ben oyunda falan değilim de, başka bir yerdeyim. savaş dinçel büyüdü, büyüdü kocaman oldu sahnede. benim tüylerim diken diken, bayılmakla ölmek arasında gidip geliyorum, ama birinde bir daha uyanamayacağımın bilincindeyim..
hiç bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum, belki kendi halet-i ruhiyemde eklenince duruma, daha bir beter olmuştum.
sonunda jenerik akarken gösterilen izleyiciler tarafından gönderilmiş aile resimleri hadisesini bir türlü anlayamadığım dizidir.hayır niye gönderme ihtiyacı duyar ki bir insan oraya resmini.hayır nedir bu insanlardaki biz çok mutluyuz hohoho hadi tüm ülkeye gösterelim olmayanlar çatlasın artık hadisesi.anlamıyorum, cidden anlamıyorum, olan var olmayan var sonuçta.
her ne kadar orjinalinden uzaklasmis olsa da senaryosunu gayet iyi buldugum, nadir begendigim ve izledigim yerli dizilerden biri, oyuncular da cok basarili.
bugünkü bölümüyle kendini aşmış dizidir. özellikle son sahnede necla yurtdışına gitmeden önce havaalanında oğuzla kavga eden şevketin havaalanındaki güvenlik görevlileri tarafından yaka paça götürülürken necla için söylediği
"bırakın beni, o benim kardeşim, kardeşim ya!" sözü ve devamındaki müzik gerçekten içburkucuydu.
neclanın eniştesiyle kaçtığı bölüm bugündü...
bazen yüreğim ağzımda izledim bazen de tüylerim ürpererek ama çoğu kez ağlayarak...
leyla karakterini canlandıran gökçe bahadırın çığlıkları hala kulağımda, bundan daha iyi anlatılamazdı içinde bulunduğu durum... babanın tepkisi, fikretin gidişi...
yabancı dizilerdeki saçmalıklara gösterdiğimiz tahammülü biraz da türk dizilerine göstersek dedirten dizidir bana. nip/tuckta her halt bu doktorların başına geliyor, atraksiyonsuz tek bi anları yok görmezden geliyoruz, heroestaki bazen amatör kaçan sahnelere ses çıkarmıyoruz, herkes birbiriyle yatıyor kalkıyor "onlar öyle" diyoruz da iş bize gelince bunlar da hep dram hep dram diye kestirip atıyoruz.
ayrıca dizinin bitiminde yayınlanan gerçek aile fotoğrafları çok anlamlı bence. parçalanan bir aileyi izleyip hemen ardından mutlu ailelerin gerçekliğini görünce şükrediyor insan... bugün gündeme gönderme yapıp askerde çekilmiş asker arkadaşlarının fotoğrafıyla bitirdiler...
her anlamda çok güzel bir bölümdü...