yurdun kasıntı wireless bağlantısına inat sözlüğe girilir, hemen araya tıklanır. kabız bir biçimde ekrana gelen hemen ara, daha bir şey yazamadan, aynı kabızlıkla geldiği yere geri dönmeye başlar. bunu gören bünye, panik halde "gidiyo lan bu!" diyerek kelimeyi yazmaya çalışır lakin beceremez. butona tekrar tıkladığında ananı kelimesiyle karşılaşır.
üsküdar mihrimah sultan camii'nin önünde kör bi amca tartısıyla para kazanmaktadır.amcanın da garip bi şekli vardır hani gelen geçen ona bakmadan geçmez.otobüs duraklarının olduğu yere doğru koştururken moronun teki * gider kör amcanın tartısına çarpar.amca hiç istifini bozmadan:
-kör müsün *muna goyim?
yaran yardıran olaylardır. hemen bi örnek vereyim; yer: avcılar sahil yolu. vakit: dün. film çekiyoruz. ödev için filan fıstık neyse. sahne şöyle: yerde bir kadın ve çocuk, kanlar içindeler. bi araba vurmuş kaçmışçasına yatıyorlar. yalnız o kadar gerçekçi bi sahne olmuş ki, kalabağı gören arabalar, insanlar muhakkak duruyorlar. 'hemen hastaneye götürelim abi' diye camdan bağıranlar, polislerin arabalarından fırlamaları bu sahne karşısında yavan kalıyor. neyse kayda giriyoruz. uzaktan genel plan çekiyoruz.
23728: 3, 2, 1, buyyyruuunnn!!
figüranlar yaralılara doğru koşar, kahramanımız ambulans diye böğürür. bu sırada olaydan tamamen kopuk 4 teyzemiz birden kalabalığın yanında belirir. içlerinden biri şöyle der:
taksimde yaşlı bi teyze dilenirken bana sarar. dilencilerden bıkmış olan ben onun azını sağa sola yayarak dediği şeyi tekrar eder. yaşlı dişi:
- nooldu azına yarak mı kaçtı.
yer: milliyet binası
zaman: yıllar önceydi çokta güzeldi.
asansör çağırılır. buz gibi soğuk bir karı, her halinden 'ben fanatik gazetesi çalışanıyım' izlenimi veren bi adam, bi ben* girdik asansöre. herkes çıkacağın katın numarasına bastı. kıllı, göbekli abi beni şaşırtmayarak fanatiğin olduğu katın numarasına bastı. tam bu sırada giriş kapısının olduğu yerden takım elbiseli, elinde jemis bond çantası olan bi adam asansöre doğru koşmaya başladı. yüzünde adete; 'o asansöre binmek istiyorum, çok istiyorum' ifadesi vardı. kumanda bende olsa muhakkak beklerdim. fakat kıllı, göbekli abi hızlı davrandı. 'ehhhjj seni mi beklicezz ya' dedi ve asansörün kapısının kapanması için tuşa bastı. birden hayattan soyutlandık birbirinden alakasız üç insan olarak 4 köşe bi yerde yüzyüze bakıyorduk. kapının, koşan adamın suratına acı kapanışından sonra; soğuk kadın yine bütün soğukluğuyla memo tembelçizer tadındaki abime dönerek: 'ne yaptınız beyefendi?! mehmet ali yalçındağ'dı o!' dedi. asansör yolculuğumuz abimizin anlam dolu yutkunuşuyla sona erdi.
evvel zaman içinde yorucu bir iş gününün ardından servisle eve dönülmektedir. yan koltukta her hafta kerane ziyareti yapan iki çılgın genç maceralarını anlatmaktadırlar.
- abi o kız çok güzeldi yaaa, yazık olmuş lan ne işi var orda
(diğer eleman susup dinlemektedir)
- abi bi de şu vardı ona da yazık, acayip güzeldi
(dördüncü yazık olan güzelden sonra ikinci elemanın sözleri yarmıştır.
- ulan o güzel bu güzel, anan mı çalışcak lan keranede.
birgun sirinevler atakoy koprusunu kullanip sirinevler tarafina geciyorum. saat gece 1-2 civari, onume tinerci bir cocuk geliyor. elimde de bir tane futbol topu var, yarin sabah kuzenlerle beraber oynariz diye tum gun yanimda tasimisim, tinerci lavuk bu topu istiyor. vveeeerrrr ullayynnn toppuuu! drunken kung fu yapar gibi yuruyor birde, neyse uzaklasayim dedim ama israr ederse topu verecektim, neyse geldi bu sefer para da vereceksin ulan dedi, ki bu para verme olayi bana cok ters gelen bir sey, hayatim boyunca kimseye harac vermedim, serserinin teki gelip bu prensibimi al asagi etmek istiyor, yuru git lan dedim, sert ve ciddi bir ses tonuyla. bizim tinerci eleman bicak cikarmaz mi? ver dedim ulan diyor, bu arada bicagin ucunu annemin pazardan yeni aldigi ve acayip hosuma giden kazaga degdiriyor ve kazagi deliyor, hatta bicagin ucu ciddi ciddi canimi acitmaya basladi, o an gozum bir dondu, bu tinerci cocuga bir tane yapistirdim, garibim merdivenlerden asagi dustu, bicakta firladi bir yere gitti. gittim baktim cocuga, rahmetli mi ne oldu diye, bir baktim nefes aliyor, nabiz da var, o anda sok oldum, bizim harac kesen tinerciye bir caktim uykuya daldi, cocugu merdivenlerin altina dogru cektim, serefsizler organlarini falan alirlar diye dusunup. neyse, oteki gun oldu, biz top falan oynadik, taso falan derken. benim eve gitme vaktim geldi, koprunun oteki tarafina dogru gidecem bu sefer, gitmeden cocugu cektigim yere de bir bakayim dedim, ulan bir baktim cocuk halen orada, yanina bir gittim, halen uyuyor. yerinden bile kipirdamamis, cocugu nasil birakdiysam oyle durmus. ulan dedim bu cocuk helaya falan gitmeden 24 saat nasil uyur, pantolonuna baktim, isemis mi diye? yook, her sey kuru gorunuyordu, biraz durttum bunu, baktim uyanmiyor, nasil bir dozda tiner cekmisse artik, neyse cocugun pozisyonunu falan degistireyim bari dedim, kan dolasimini saglamak maksadiyla, yoksa beynine kan pihtisi falan gidecek, omrum boyunca vicdan azabi cekecem. cocugun uyku pozisyonunu degistirdim ve ayni cocugu tekrar gordugum de aradan 3-4 ay gecmisti, her sey eskisi gibiydi, o tinercilige devam, bizler kacmaya...
dün gece yengemin karnındaki minik beril'in tekme atması,yengemin deprem oluyor diye sıçraması,ortalığı bir korkunun sarması,yengemin "ay pardon berilmiş" demesi,bütün aile hep birlikte yarılmamız...