hayatı sınav zannetme yanılgısıyla kullanılan birleşik cümle. bunu söyleyen adam dinlerle dalga geçmek amacıyla değil de cevap bulma amacıyla söylüyorsa ölümden sonra yaşama inanıyordur (çok zekiyim adamım). ama hayatın sınav olduğu inancı kader inancıyla bire bir zıttır. hayrın ve şerrin allah'tan geldiğine, en azından ne olacağını allah'ın bildiğine inanan ve ortalama zekaya sahip biri sınav mınav olmadığını düşünür. allah'a zaman kavramı yoksa, ezelden ebede her şey önünde cereyan ediyorsa, yani metaforik olarak onun önünde başı ve sonu olmayan bir cetvel varsa ve biz şu anda bu cetvelin çok çok küçük bir biriminde ilerliyorsak ama o bizim diğer birimlerdeki halimizi de aynı anda görüyorsa kime sınav?
soru: yine ne zırvalıyon bomlet?
cevap: demek istiyorum ki, kendimizden başkasına sınav mınav vermiyoruz. kendi kendimize sınanıyoruz, sonucu belli ama biz bilmiyoruz, sagopa'nın dediği gibi, yarına sansürü tanrı koydu caniko, ne sandın?
peki bunda bizim suçumuz ne? yani kuralları biz koymadık ama uymazsak cezalandırılıyoruz.
vallahi dünya boktan hocu. hiçbir kuralı ben koymadım. zaten kurallar konulmuş ve yap denmiş. hindistan'da inek kesene 20 sene ceza veriyorlar, burada tavuğa tecavüz edip öldürüyorlar 100 ytl ceza kesiliyor. yani yasaları bile koymuşlar, artık nerede doğarsan şansına. demek ki yaratan da koymuş kurallar, ister uy ister uyma diyor, ama sınav mınav yok, nasıl olsa o biliyor. sen de takıl, kafanı yorma, yaratılma amacın kendin için, sonuçta kurallara uyanların çoğu da kendisi için uyuyor onlara zaten, yani ödül mödül, korku morku, kapiş? insanoğlu egoist işte, boşa değil. he bana sorsan yaratılmak ister miydim? istemezdim. böyle de emoyum.
eğer her yaptığımız şey önceden belirlendiyse, biliniyorsa ki kader inancı da budur kısmen, o zaman niye sınav var o zman sınav mı var. he eğer insan kendi kaderinin kendi çiziyorsa kendi sınavlarımızı da kendimiz hazırlamış olmaz mıyız? her iki türlü de notlar belli değil mi?
gunumuz insaninin, seytanin vesvese vererek maneviyattan kacmak icin kullandigi ve sordugu sorulardan birisi. oncelikle kalü bela diye bir kavram oldugunu belirtmek isterim. allahu teala bedenlerimiz ve daha dogrusu dunyayi yaratmadan once, gelmis gecmis tum ruhlari yaratmisti. allahu teala her bir ruha ayni anda: "ben sizin rabbiniz degil miyim" diye sormustur. tum ruhlarda hep bir agizdan:"evet, sen bizim rabbimizsin, ancak sana ibâdet eder, senden yardım dileriz" demistir. ve sonrasinda allahu teala her ruha "beden" adli kiyafeti giydirtmistir ve dunyaya yollamistir. verdigimiz sozu tutacaz mi, tutmayacaz mi? diye.
ayrica madem kader diye bir sey var, o zaman biz niye yaratildik, madem allahu teala kimin iyilik yapacagini ve kimin kotuluk yapacagini biliyor, ne gerek var bu dunyaya? diyenlere de soyle sesleneyim.
simdi sizin 2 cocugunuz olsa, biri huysuz, yaramaz ve simarik. digeri ise oldukca uysal, agirbasli ve efendi. bu iki cocugunuzun okuldan cikip eve gelecegini biliyorsunuz, eger ki cocuklardan biri eve degilde direkt olarak sokaga cikarsa, bunun hangisi olacagini az cok bilirsiniz. gormenize ve kimseye soylemenize gerek yok *. ama diyelim ki iki cocukta eve geldi, her ikisininde eve gelince neler yapacagini bilirsiniz, uysal ve efendi olan kiyafetlerini degistirip, yemek yedikten sonra odevini yapmaya gider. ama yaramaz ve haylaz olan ise, kiyafetlerini bile cikarmaya usenir, belki yemek bile yemeden televizyonu acar. bir ebeveyn olarak bunlarin tahmini pek zor degildir, sizin bunlari bilebilmenizin sebebi ise sizin cocuklarinizdan daha akilli olmanizdir. sizin bunlari bir kitaba yazmaniza gerek yoktur. ve cocuklarinizi bu sekilde davranmaya zorlamazsiniz, yani kendileri bu sekilde davranir. ve cogu zaman cocuklarinizin neler yapabileceginizi tahmin edebilirsiniz. sizin cocuklarinizin neler yapacagini bilmeniz, onlarin iradelerini etkilemez, onlar kendileri dusunup hareket ederler. onlarin davranislarindan siz sorumlu olmazsiniz. ayni sekilde allahu teala'nin iradesi biz insanlarin iradesinden cok daha kapsamli oldugu icin, bizim neler yapacagimizi daha onceden bilir. ama biz kendi davranislarimizi kendimiz sergileriz, kendi ellerimizi kollarimizi kendimiz kontrol ederiz. allahu teala bizi kontrol etmez.
su sozle bitirmek istiyorum; hicbir kus acliktan olmez, ama hicbir kusun yuvasina allahu teala yemek atmaz. *,*, *
kişilik analizinden davranış beklentisi yapmıyoruz. eğer kimin iyilik kimin kötülük yapacağı önceden belliyse, sonunda cehenneme mi , cennete mi gidiceğiz belli olmalıdır ve madem bunlar belli o zaman --- alıntı ---
sizin cocuklarinizin neler yapacagini bilmeniz, onlarin iradelerini etkilemez, onlar kendileri dusunup hareket ederler.
durumu ile çelişmektedir kanımca. çünkü çocuklarımızın ne yapacağını karakterlerinden ötürü tahmin edersin bilemezsin. burda bir sonraki hareketten bahsediyoruz. karşından gelen adamın sakalına bakarak bu komunist bu memur demek gibi birşey. çok serseri kılıklı bir adam içinde melek biri olabilir. ya da çok efendi biri aslında çok şerefsiz biri olabilir. eğer allah --- alıntı ---
ve sonrasinda allahu teala her ruha "beden" adli kiyafeti giydirtmistir ve dunyaya yollamistir. verdigimiz sozu tutacaz mi, tutmayacaz mi? diye.
dediyse. zaten sonunda uyup uymayacağımızı bilmiyor mu? eğer önceden belliyse ne olacağı, özgür irade yoktur bu durumda robot gibi olmuş oluruz. kendi kollarımızı kendimiz kontrol ederiz iyi ya da kötü bir şey yapcağımız önceden belli ise niye şans veriliyor. şans veriliyorsa demek ki değişebilecek bir kader durumu söz konusu olmaz mı ?
sürekli duyulan soru cümlesi. oysa ki, kaderiniz, sizin seçtiklerinizden oluşur. allah, sizin neyi seçeceğinizi önceden bildiği için * de bunları kaderinize yazar. dolayısıyla günahlarınızın sorumlusu da sevaplarınızın nedeni de yine sizsinizdir. sadece nerede doğacağımıza biz karar vermeyiz. yani biz seçmeyiz zengin ya da fakir bir aile çocuğu olmayı örneğin. ya da sakat olmayı... bu durumda da eşitsizlik oluyor diyenler olacak elbet. o konu ayrı bir konu olsa da, aslında mantığı basit: bir yerden gelen, bir yerden gider ve eşitlik sağlanır, eğer bu eşitlik bir şekilde bu dünyada sağlanamıyorsa ödülü diğer tarafta verilir zaten. bunun dışında allah için zaman kavramı diye bir şey olmadığından her şey bir anda gerçekleşip bir anda biter. zaman kavramı bizler için de dünyada geçerli olan bir şey. öyle olmasa, sonsuzluğu nasıl yaşarız. mezarda 500 yıldır yatan bir adama ; '' ne kadar zamandır oradasın?'' denilse, bir kaç saat ya da bir gün diyecektir örneğin en fazla...eğer doğmadan önceki halimizi, bulunduğumuz yeri hatırlıyor olsaydık dünyaya da kendi isteğimizle geldiğimizi hatırlayacaktık. ama dünyaya geldiğimizde hatırlamıyoruz bunu. hatırlarsak anlamı olmayacak çünkü. hatırlarsak herkes inanacak o zaman allah'a.. e ne anlamı kalırdı o zaman sınavın? istese sınav da yapmazdı allah. dünyaya göndermeden bizi ona inandığımız halimizle bırakırdı orada.. ya da kanıt göstermek isteseydi varlığına, kendisine inanmayan ve hakkında kötü şeyler söyleyen birini taşa çevirebilirdi. * ama ne anlamı kalırdı o zaman..herkes kendisine inanırdı. işte bazı şeyleri hatırlamadığımız için, kötü şeyler yaşadığımızda '' ben istemedim ki dünyaya gelmeyi '' diyoruz. oysa istedik, çok istedik...zaten,çocuk gibi '' banane banane ben istemedim ki yaşamayı '' demenin manası yoktur elbet. inanmamayı seçebilir insan tabiki, ama bu soru çok basittir inanan biri için.
allah bu durumda her şeyi önceden biliyorsa neden şans veriliyor peki? şans vermiyor aslında. önceden belli cennete mi cehenneme mi gideceğimiz..o biliyor, ancak biz bilmiyoruz... zaten allah'ın sıfatlarını bilen ve allah'a inanan biri onun her şeyi bildiğini bilir. peki o halde kim iyi, kim kötü biliyorsa neden gönderiyor dünyaya, direkt olarak cennete ya da cehenneme göndersin nidalarını duyar gibiyim. aslında bu onun adaletini gösterir. istese yapmazdı sınavı...gönderirdi hemen cehenneme..ama o sınavda yaptıklarınızı tek tek gösterecek sonra..çünkü, sınava girmek istediniz ve girdiniz..sınav kağıdığınızı gördüğünüzde de ses çıkaramayacaksınız o nedenle..kimbilir, belki de şu an dünyada yaptıklarınıza bakıyorsunuz bir monitörden..
kıssadan hisse ; inanmayana ne desen inanmaz; inanan inandığından ölse vazgeçmez...o nedenle rahat olun, kinlenmeyin, kasmayın, hayatın tadını çıkarın, soda için, insanlara gülümseyin, ölünce görüşeceğiz zaten. iyi kandilller...sevgiler...
kaderin seyri dışında özgür iradeye sahibiz zaten bu olmasaydı imtihan edilmemizin bir manası ve cennet-cehennem denilen şeylerin varlığı mümkün olmazdı.
kader bizlere seçenekler sunar bizde özgür irademizle onlardan birini seçeriz.
ve seçtiklerimizin sonuçlarına katlanırız.daha sonra bu sonuçlar ışığında tekrar seçenekler çıkar ve biz gene seçeriz bu ölünceye kadar devam eder.
yaratan bizleri hangilerini seçip seçmeyeceğimiz sonucunda bizleri uyarmış kitap ve peygamberler göndermiştir.ve bunları seçip seçmemek yine bizlere bırakılmıştır.sonuçlarına katlanmak pahasına....
kaderiniz, sizin seçtiklerinizden oluşur. allah, sizin neyi seçeceğinizi önceden bildiği için * de bunları kaderinize yazar.
--- alıntı ---
madem bunlar daha önceden biliniyor dünyaya niye geliyoruz?direk ceza verilsin.bu durumda bunları yapacağını kanıtlamak için bıdı bıdı.. diyenler olacak,şimdi de allah'ın varlığını,birliğini,büyüklüğünü sorgulayamıyoruz o zaman da sorgulamadan kabul ederdik herşeyi.***
stephen hawking bu soruya en güzel yanıtı veren insanlardan biridir:hayattaki herşey yalnızca hayatla ilgili kavramlardır zaman, mekan,eşitlik,iyilik hepsi bir kurgunun eseridir.