babasını tahttan indirmesi üzerine babasının ettiği beddualar uzerine hayatını yaşamış olan usta bir savaşçı ve şairdir. aynı zamanda cok iyi santranc oynadığı rivayet edilir. aynı zaman yavuzun yazdığı rivayet edilen bir dortluk vardırki insanı dumurdan dumur beğendirir. dortluk şöyledir:
sanma sakin /herkesi sen /sadikane /yar olur
herkesi sen /dost mu sandin /belki ol /agvar olur
sadikane /belki ol /alemde bir /serdar olur
yar olur /agvar olur /serdar olur /didar olur
sağdan sola ve yukardan aşağıya dogru okuyunuz..
osmanlinin deli padisahi olanarak bilinen, babasi 2.bayezid i tahttan indirip yerine geçtiginde "kilicin keskin, ömrün kisa olsun ogul!" bedduasini alan hükümdardir. aynen de öyle olmustur, seferlere gitmekten ve at sirtinda gezmekten haremine ugramamistir pek, tek bir veliahti vardir, kanuni sultan süleyman. gerçekten de topraklar onun zamaninda çok gelismistir ancak gögsünde çikan çiban yüzünden bir sefer sirasinda feci sekilde ölmüstür. rivayete göre gövdesinde çok derin bir delik açilmistir. tipki babasinin dedigi gibi; ömrü kisa, kilici keskin olmustur...
şiiler ve aleviler tarafından pek sevilmesede, ne olursa olsun osmanlının en büyük padişahlarıdan biridir.
birde küpeli gençle babası arasında geçen dialoglara sebebiyet veren insandır.
küpeligenç:baba ben küpe takmak istiyodum.
baba:siktirlan eşşolueşşek.
kg:niye baba yaw yavuz sultan seliminde varmış hem.
baba:iyi o zaman bıyıkta bırak.
kg:hehe böle daha iyi değilmi baba ne öle garip garip küpeler kızmıyım ben(o sıra odadan kaçılır)
bir dilencinin kulağında küpe gören sultan selim yanındaki adamlarına sorar bu adam neden küpe takar?! adamları cevap verir hünkarım,onun sahibi vardır,belli olsun diye küpe takar.
bu diyalogtan etkilenen sultan selim benimde sahibim allahtır` diyerek kulağına geçirir küpeyi.
osmanlı devletinin 9 padişahı ve 2. bayezıtın oğludur. bir tabire göre tahtı babasıyla * yaptığı bir savaşla ele geçirmiştir. devlette daha çok doğuya yönelik yaptığı savaşlarla tanınır. 1470 yılında doğmuş 1520 yılında ölmüştür.
bir resminde küpesi olduğu görülen, zaten küpe de pek görülmeyecek gibi olmayan, osmanlı hükümdarı. gözükara kişilik. ayrıca küpe takanların bahane uydurmak zorunda oldukları gibi bir saçma inanış içerisinde örnek gösterip kendilerini iyice küçülttükleri büyük şahsiyet.
osmanlı tarihinde başarı/hük. süresi hesapları yapılırsa en başarılı padişahıdır. padişah olduğu 8 sene içinde hazineyi ağzına kadar ganimetle doldurmuş ve taşırmıştır. halen topkapı sarayında bulunan hazine binasının girişindeki mühürü yüzyıllar boyunca kaldırılmamıştır. aslında her padişah tahta çıktığında her tarafta kendi mührü olur. ancak kendinden sonra gelen padişahların hiçbirinin (ki oğlu kanuni de buna dahildir) o mührü oradan kaldırmaya yüzü tutmamıştır.
küpe meselesine gelince... külliyen yalandır. kendisini bu şekilde resmeden sadece 2 tane resim olduğu belirtilmektedir. bir tanesi, hapimizin bildiği resim, tahminen kendisinin ölümünden sonra macar bir ressam tarafından yapılmıştır. aslında resme bakılınca zaten bunun yavuz, hatta bir osmanlı padişahı olamayacağı açıkça görülebilmektedir. zira yavuza benzetilmeye çalışılan o resimdeki kıyafetler hristiyan kültürünü yansıtmaktadır. yavuzu resmeden hiçbir nakkaşlar resimlerinde ve vakanüvislerin hiçbiri onun bu küpe takmasından bahsetmemişlerdir. osmanlı kayıtlarında böyle birşey bulunmamaktadır. küpeyle ilgili olan tüm efsaneler ise o macar ressamın çizdiği resim üzerinden kurgulananmıştır.
lakabı olan yavuz u isim olarak taşıdığım, taşımaktan da büyük gurur duyduğum osmanlı padişahı.
saltanatı sırasında hazineyi osmanlının gördüğü en çok miktarda doldurmuştur. rivayet edilir ki benden sonra gelen hangi padişah benden daha çok hazineyi doldurursa, hazine onun mührü ile mühürlensin; eğer kimse dolduramazsa hazine benim mührüm ile mühürlensin diye vasiyet eder ve osmanlı devleti yıkılana kadar hazine onun mührü ile mühürlenir.
bir sefer sırasında veziri yavuz sultan selime nereye sefere gidileceğini sorar. yavuz sultan selim de kendisine sır tutmasını bilir misin diye sorar. vezir heyecanla bilirim sultanım diye cevap verir. yavuz sultan selim de gülerek ben de bilirim diye cevap verir.
yine bi rivayete göre oğlu süleymanı (kanuni) sarayda çok süslenmiş görünce "annene süslenecek birşey bırakmamışsın" der.
yavuz?un mısır seferine niyetlendiği günlerdir. evet son abbasi halifesi mütevekkilallah?ın gücü yoktur, ancak yine de onu incitmekten çekinir. ibn-i kemâl paşa ve zembilli ali efendi, sultanı iknaya çalışırlar. evet bu seferin lüzumuna herkesten çok o inanır, ama yine de huzursuzdur. yemekten içmekten kesilir, uykuyu dağıtır. sabahlara kadar ibadet eder, buruşuk kağıtlara karışık şekiller çizer. ah! der, ah bir işaret gelse.
işte uykusuz geçen bir gecenin ardından hasan cana sorar:
-nerelerdeydin?
-azıcık dalmışım efendim.
-Öyleyse rüyanı anlat.
-dikkate değer bir rüya gördüğümü hatırlamıyorum.
-olacak iş mi yani, bir insan uyusun da rüya görmesin. iyi düşün görmen lâzımdı!
hasan can çıkar. tuhaf der, sultan bir işaret bekliyor ama ne? tam o sırada bir başka hasan (kapıcıbaşı hasan efendi) yaklaşır.ben der garip bir rüya gördüm, ama şimdi bunu nasıl anlatmalı sultana??
hasan can onu adeta aparır, koparır, çıkarır yavuz?a. sultan buyur! der, o başlar anlatmaya:
-hünkârım akşam çadırınızın önünde nöbetteydim. bir ara içim geçti. ya da öyle olduğunu sanıyorum. zira mekân aynıydı ve ben ayaktaydım. baktım dört atlı çadıra yaklaşıyor. hemen davrandım, önlerine çıktım. güya kimsiniz, necisiniz? diye sorgulayıp çevirecektim onları. ancak vuruldum sanki. dondum kaldım. atlar çok asildi ve yere basmıyorlardı. süvariler hem çok heybetli, hem çok sevimliydiler. bırakın hesap sormayı, eteklerine kapanmak, ellerini öpmek için yanıp tutuşmaya başladım. esrarengiz ziyaretçiler hünkârımızı sordular. Çadırdan ışık sızıyordu. meşgul olmalı dedim. Öndeki iyi dedi, rahatsız etme. sabahleyin geldiğimizi söylersin. biz server-i kâinatın eshabındanız. efendimiz selim han?a selâm söyledi ve buyurdular ki: haremeynin hizmeti kendisine verildi! ve geldikleri gibi uzaklaştılar. bir anda ufukta kayboldular. sancakları ışıklı izler bıraktı. tam bunlar kim ola? diye düşünüyordum ki bir ses ?nasıl tanımazsın dedi. ?Öndeki hazreti ebubekir, yanındakiler, Ömer, osman ve ali! radıyallahüanhüm ecmain.
yavuz heyecanlıdır. rüyayı tek kelimesini kaçırmadan dinler ve nedimine döner. bilir misin hasan, biz emir olunmadıkça kıpırdamayız. işte şimdi tamam. artık çıkabiliriz yola. *
osmanlı yükselme dönemi padişahlarındandır.atalarının aksine doğuya seferler düzenlemiştir.onun zamanında osmanlı kasası ağzına kadar altın ve ganimetle dolmuş ve hazine odasının kapısına mührünü bastırıp "eğer bu kasayı benden daha çok dolduran olursa,o kendi mührünü bastırsın" demiştir.padişahlık süresi 8 yıldır. doğu seferlerinde hazine ve topraklarla birlikte halifeliği de osmanlıya kazandırmıştır.iran şahı ismail'le işbirliği yapıp ülkede bozgunculuğa sebep oldukları gerekçesiyle onbinlerce aleviyi katlettirmiştir.bu hırslı ve acımasız osmanlı padişahı 1520 yılında sırtında çıkan bir çıban yüzünden ölmüştür.
tahttan indirdiği babası ve haksız yere katlettiği alevilerin bedduaları yüzünden hastalanıp öldüğü gibisinden söylenceler de vardır.
fatih ten sonra osmanlı nın en mükemmel sultanıdır. onun kadar heybetli, onun kadar haşmetli bir insan belki hz ömer sayılabilir. başka da yoktur.karizmasından karşısına çıkılamaz, önünde iki kelime bir araya getirilemezdi. ama gelin gör ki, öyle bir iman, öyle bir mütevazilik sahibiydi ki bu ilk bahsettiğim yönünü hiç olumsuz kullanmamıştır. şu kıssası hayret uyandırır: